← Sure 6

6:130

يَـٰمَعْشَرَ ٱلْجِنِّ وَٱلْإِنسِ أَلَمْ يَأْتِكُمْ رُسُلٌ مِّنكُمْ يَقُصُّونَ عَلَيْكُمْ ءَايَـٰتِى وَيُنذِرُونَكُمْ لِقَآءَ يَوْمِكُمْ هَـٰذَا ۚ قَالُوا۟ شَهِدْنَا عَلَىٰٓ أَنفُسِنَا ۖ وَغَرَّتْهُمُ ٱلْحَيَوٰةُ ٱلدُّنْيَا وَشَهِدُوا۟ عَلَىٰٓ أَنفُسِهِمْ أَنَّهُمْ كَانُوا۟ كَـٰفِرِينَ

Kelime kelime

يَٰمَعْشَرَ
Ey topluluğu
İsim
Kök: عشر
Dilbilgisi (i'rab)
يَٰEdatnidâ، ön ek
مَعْشَرَİsimmansûb (akuzatif)
ٱلْجِنِّ
cin
İsim
Kök: جنن
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
جِنِّİsimeril، mecrûr (genitif)
وَٱلْإِنسِ
ve insan
İsim
Kök: أنس
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
إِنسِİsimeril، mecrûr (genitif)
أَلَمْ
gelmedi mi?
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
أَİsimsoru، ön ek
لَمْEdatolumsuzluk
يَأْتِكُمْ
gelmesini
Fiil
Kök: أتي
Dilbilgisi (i'rab)
يَأْتِFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
رُسُلٌ
elçiler
İsim
Kök: رسل
Dilbilgisi (i'rab)
رُسُلٌİsimeril çoğul، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
مِّنكُمْ
içinizden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنEdatharf-i cer (edat)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
يَقُصُّونَ
anlatan
Fiil
Kök: قصص
Dilbilgisi (i'rab)
يَقُصُّFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
عَلَيْكُمْ
size
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
ءَايَٰتِى
ayetlerimi
İsim
Kök: أيي
Dilbilgisi (i'rab)
ءَايَٰتِİsimdişil çoğul، mansûb (akuzatif)
ىİsimzamir، son ek، 1. tekil
وَيُنذِرُونَكُمْ
ve sizi uyaran
Fiil
Kök: نذر
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
يُنذِرُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
لِقَآءَ
karşılaşacağınıza dair
İsim
Kök: لقي
Dilbilgisi (i'rab)
لِقَآءَİsimmasdar (isim-fiil)، eril، mansûb (akuzatif)
يَوْمِكُمْ
gününüzle
İsim
Kök: يوم
Dilbilgisi (i'rab)
يَوْمِİsimeril، mecrûr (genitif)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
هَٰذَا
bu
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
هَٰEdatATT، ön ek
ذَاİsimism-i işaret، eril tekil
قَالُوا۟
dediler
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قَالُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
شَهِدْنَا
şahidiz
Fiil
Kök: شهد
Dilbilgisi (i'rab)
شَهِدْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
عَلَىٰٓ
aleyhine
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَىٰٓEdatharf-i cer (edat)
أَنفُسِنَا
nefsimiz
İsim
Kök: نفس
Dilbilgisi (i'rab)
أَنفُسِİsimdişil çoğul، mecrûr (genitif)
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
وَغَرَّتْهُمُ
onları aldattı
Fiil
Kök: غرر
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
غَرَّتْFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil dişil
هُمُİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
ٱلْحَيَوٰةُ
hayatı
İsim
Kök: حيي
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
حَيَوٰةُİsimdişil، merfû (nominatif)
ٱلدُّنْيَا
dünya
İsim
Kök: دنو
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
دُّنْيَاİsimdişil tekil، merfû (nominatif)، sıfat
وَشَهِدُوا۟
ve şahidlik ettiler
Fiil
Kök: شهد
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
شَهِدُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
عَلَىٰٓ
karşı
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَىٰٓEdatharf-i cer (edat)
أَنفُسِهِمْ
nefislerine
İsim
Kök: نفس
Dilbilgisi (i'rab)
أَنفُسِİsimdişil çoğul، mecrûr (genitif)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
أَنَّهُمْ
şüphesiz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنَّEdatmansûb (akuzatif)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
كَانُوا۟
olduklarına
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كَانُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
كَٰفِرِينَ
kafir
İsim
Kök: كفر
Dilbilgisi (i'rab)
كَٰفِرِينَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، mansûb (akuzatif)

Meal

TR

"Ey cin ve insan topluluğu! Size ayetlerimi anlatan, bugünle karşılaşmanızdan sizi uyaran peygamberler gelmedi mi?" "Kendi hakkımızda şahidiz" derler. Dünya hayatı onları aldattı da inkarcı olduklarına, kendi aleyhlerinde şahidlik ettiler.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

(Allah) "Ey cin ve insan topluluğu! İçinizden size âyetlerimi anlatan ve bugününüze kavuşacağınız hususunda sizi uyaran peygamberler gelmedi mi?" deyince onlar: "Kendi aleyhimize şahidiz" derler. Dünya hayatı onları aldattı ve kendilerinin kâfir olduklarına şahitlik ettiler.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

(Allah) “Ey cin ve insan topluluğu! İçinizden size ayetlerimi anlatan ve bu gününüzle karşılaşacağınıza dair sizi uyaran elçiler gelmedi mi?” (deyince), onlar “Kendi aleyhimize şahitlik ederiz.” demiş (olacak)lardır. Dünya hayatı onları aldatmış ve kâfir olduklarına dair kendi aleyhlerine şahitlik etmiş (olacak)lardır.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

"O ye assembly of Jinns and men! came there not unto you messengers from amongst you, setting forth unto you My signs, and warning you of the meeting of this Day of yours?" They will say: "We bear witness against ourselves." It was the life of this world that deceived them. So against themselves will they bear witness that they rejected Faith.

A. Yusuf Alipublic-domain

‘Company of jinn and mankind! Did messengers not come from among you to recite My revelations to you and warn that you would meet this Day?’ They will say, ‘We testify against ourselves.’ The life of this world seduced them, but they will testify against themselves that they rejected the truth:

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

O ye assembly of the jinn and humankind! Came there not unto you messengers of your own who recounted unto you My tokens and warned you of the meeting of this your Day? They will say: We testify against ourselves. And the life of the world beguiled them. And they testify against themselves that they were disbelievers.

M. Pickthallpublic-domain

"O company of jinn and mankind, did there not come to you messengers from among you, relating to you My verses and warning you of the meeting of this Day of yours?" They will say, "We bear witness against ourselves"; and the worldly life had deluded them, and they will bear witness against themselves that they were disbelievers.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

أيها المشركون من الجن والإنس، ألم يأتكم رسل من جملتكم -وظاهر النصوص يدلُّ على أنَّ الرسل من الإنس فقط-، يخبرونكم بآياتي الواضحة المشتملة على الأمر والنهي وبيان الخير والشر، ويحذرونكم لقاء عذابي في يوم القيامة؟ قال هؤلاء المشركون من الإنس والجن: شَهِدْنا على أنفسنا بأن رسلك قد بلغونا آياتك، وأنذرونا لقاء يومنا هذا، فكذبناهم، وخدعت هؤلاء المشركين زينةُ الحياة الدنيا، وشهدوا على أنفسهم أنهم كانوا جاحدين وحدانية الله تعالى ومكذبين لرسله عليهم السلام.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?