← Sure 7

7:57

وَهُوَ ٱلَّذِى يُرْسِلُ ٱلرِّيَـٰحَ بُشْرًۢا بَيْنَ يَدَىْ رَحْمَتِهِۦ ۖ حَتَّىٰٓ إِذَآ أَقَلَّتْ سَحَابًا ثِقَالًا سُقْنَـٰهُ لِبَلَدٍ مَّيِّتٍ فَأَنزَلْنَا بِهِ ٱلْمَآءَ فَأَخْرَجْنَا بِهِۦ مِن كُلِّ ٱلثَّمَرَٰتِ ۚ كَذَٰلِكَ نُخْرِجُ ٱلْمَوْتَىٰ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ

Kelime kelime

وَهُوَ
O ki
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
هُوَİsimzamir، 3. tekil eril
ٱلَّذِى
gönderir
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِىİsimism-i mevsûl، eril tekil
يُرْسِلُ
gönderen
Fiil
Kök: رسل
Dilbilgisi (i'rab)
يُرْسِلُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
ٱلرِّيَٰحَ
rüzgarları
İsim
Kök: روح
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
رِّيَٰحَİsimdişil çoğul، mansûb (akuzatif)
بُشْرًۢا
müjdeci
İsim
Kök: بشر
Dilbilgisi (i'rab)
بُشْرًۢاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
بَيْنَ
önünde
İsim
Kök: بين
Dilbilgisi (i'rab)
بَيْنَİsimmekân zarfı، mansûb (akuzatif)
يَدَىْ
önce
İsim
Kök: يدي
Dilbilgisi (i'rab)
يَدَىْİsimdişil ikil، mecrûr (genitif)
رَحْمَتِهِۦ
rahmetinin
İsim
Kök: رحم
Dilbilgisi (i'rab)
رَحْمَتِİsimdişil، mecrûr (genitif)
هِۦİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
حَتَّىٰٓ
nihayet
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
حَتَّىٰٓEdatibtidâ
إِذَآ
zaman
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
إِذَآİsimzaman zarfı
أَقَلَّتْ
onlar yüklenince
Fiil
Kök: قلل
Dilbilgisi (i'rab)
أَقَلَّتْFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil dişil
سَحَابًا
bulutları
İsim
Kök: سحب
Dilbilgisi (i'rab)
سَحَابًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
ثِقَالًا
ağır ağır
İsim
Kök: ثقل
Dilbilgisi (i'rab)
ثِقَالًاİsimeril çoğul، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)، sıfat
سُقْنَٰهُ
onu yollarız
Fiil
Kök: سوق
Dilbilgisi (i'rab)
سُقْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَٰİsimzamir، son ek، 1. çoğul
هُİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
لِبَلَدٍ
bir ülkeye
İsim
Kök: بلد
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
بَلَدٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
مَّيِّتٍ
ölü
İsim
Kök: موت
Dilbilgisi (i'rab)
مَّيِّتٍİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)، sıfat
فَأَنزَلْنَا
indiririz
Fiil
Kök: نزل
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatatıf bağlacı، ön ek
أَنزَلْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
بِهِ
onunla
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هِİsimzamir، 3. tekil eril
ٱلْمَآءَ
su
İsim
Kök: موه
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
مَآءَİsimeril، mansûb (akuzatif)
فَأَخْرَجْنَا
ve çıkarırız
Fiil
Kök: خرج
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatatıf bağlacı، ön ek
أَخْرَجْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
بِهِۦ
onunla
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هِۦİsimzamir، 3. tekil eril
مِن
türlü türlü
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنEdatharf-i cer (edat)
كُلِّ
her
İsim
Kök: كلل
Dilbilgisi (i'rab)
كُلِّİsimeril، mecrûr (genitif)
ٱلثَّمَرَٰتِ
meyvalar
İsim
Kök: ثمر
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
ثَّمَرَٰتِİsimdişil çoğul، mecrûr (genitif)
كَذَٰلِكَ
işte böyle
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
كَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ذَٰİsimism-i işaret، eril tekil
لِEdatuzaklık، son ek
كَEdatmuhâtab، son ek، eril
نُخْرِجُ
çıkaracağız
Fiil
Kök: خرج
Dilbilgisi (i'rab)
نُخْرِجُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
ٱلْمَوْتَىٰ
ölüleri de
İsim
Kök: موت
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
مَوْتَىٰİsimharf-i cer (edat)، mansûb (akuzatif)
لَعَلَّكُمْ
herhalde
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَعَلَّEdatmansûb (akuzatif)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
تَذَكَّرُونَ
ibret alırsınız
Fiil
Kök: ذكر
Dilbilgisi (i'rab)
تَذَكَّرُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril

Meal

TR

Rahmetinin önünde, müjdeci olarak rüzgarları gönderen Allah'tır. Rüzgarlar, yağmur yüklü bulutları taşıdığında, onu ölü bir memlekete gönderir, su indirir ve onunla her türlü ürünü yetiştiririz; ölüleri de bunun gibi diriltip, çıkarırız; belki bundan ibret alırsınız.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Rahmetinin önünde müjdeci olarak rüzgarları gönderen O'dur. O rüzgarlar, yağmur yüklü bulutları yüklenince, onu kurak bir memlekete gönderir, sonra onunla yağmur yağdırır ve onunla her çeşit ürünü yetiştiririz. İşte Biz, ölüleri de böyle diriltiriz. Gerekir ki düşünür, ibret alırsınız.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Rahmetinin (yağmurun) önünde rüzgârları müjdeci olarak gönderen O’dur. Sonunda (o rüzgârlar), ağır bulutları yüklenince onu (bulutu) ölü (kurak) bir şehre sevk ederiz. Böylece onun sayesinde (bulut sebebiyle oraya) suyu indirir ve bütün meyvelerden çıkarırız. İşte ölüleri de (topraktan) böyle çıkaracağız. Umulur ki (gerçeği) hatırlarsınız.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

It is He Who sendeth the winds like heralds of glad tidings, going before His mercy: when they have carried the heavy-laden clouds, We drive them to a land that is dead, make rain to descend thereon, and produce every kind of harvest therewith: thus shall We raise up the dead: perchance ye may remember.

A. Yusuf Alipublic-domain

It is God who sends the winds, bearing good news of His coming grace, and when they have gathered up the heavy clouds, We drive them to a dead land where We cause rain to fall, bringing out all kinds of crops, just as We shall bring out the dead. Will you not reflect?

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And He it is Who sendeth the winds as tidings heralding His mercy, till, when they bear a cloud heavy (with rain), We lead it to a dead land, and then cause water to descend thereon and thereby bring forth fruits of every kind. Thus bring We forth the dead. Haply ye may remember.

M. Pickthallpublic-domain

And it is He who sends the winds as good tidings before His mercy [i.e., rainfall] until, when they have carried heavy rainclouds, We drive them to a dead land and We send down rain therein and bring forth thereby [some] of all the fruits. Thus will We bring forth the dead; perhaps you may be reminded.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

والله تعالى هو الذي يرسل الرياح الطيبة اللينة مبشرات بالغيث الذي تثيره بإذن الله، فيستبشر الخلق برحمة الله، حتى إذا حملت الريح السحاب المحمل بالمطر ساقه الله بها لإحياء بلد، قد أجدبت أرضه، ويَبِست أشجاره وزرعه، فأنزل الله به المطر، فأخرج به الكلأ والأشجار والزروع، فعادت أشجاره محملة بأنواع الثمرات. كما نحيي هذا البلد الميت بالمطر نخرج الموتى من قبورهم أحياءً بعد فنائهم؛ لتتعظوا، فتستدلوا على توحيد الله وقدرته على البعث.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?