← Sure 10

10:71

۞ وَٱتْلُ عَلَيْهِمْ نَبَأَ نُوحٍ إِذْ قَالَ لِقَوْمِهِۦ يَـٰقَوْمِ إِن كَانَ كَبُرَ عَلَيْكُم مَّقَامِى وَتَذْكِيرِى بِـَٔايَـٰتِ ٱللَّهِ فَعَلَى ٱللَّهِ تَوَكَّلْتُ فَأَجْمِعُوٓا۟ أَمْرَكُمْ وَشُرَكَآءَكُمْ ثُمَّ لَا يَكُنْ أَمْرُكُمْ عَلَيْكُمْ غُمَّةً ثُمَّ ٱقْضُوٓا۟ إِلَىَّ وَلَا تُنظِرُونِ

Kelime kelime

وَٱتْلُ
oku
Fiil
Kök: تلو
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱتْلُFiilemir، 2. tekil eril
عَلَيْهِمْ
onlara
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
نَبَأَ
kıssasını
İsim
Kök: نبأ
Dilbilgisi (i'rab)
نَبَأَİsimeril، mansûb (akuzatif)
نُوحٍ
Nuh'un
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
نُوحٍİsimözel isim، eril، mecrûr (genitif)
إِذْ
hani
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
إِذْİsimzaman zarfı
قَالَ
şöyle söylemişti
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قَالَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
لِقَوْمِهِۦ
kavmine
İsim
Kök: قوم
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
قَوْمِİsimeril، mecrûr (genitif)
هِۦİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
يَٰقَوْمِ
Ey kavmim
İsim
Kök: قوم
Dilbilgisi (i'rab)
يَٰEdatnidâ، ön ek
قَوْمِİsimeril، merfû (nominatif)
İsimzamir، son ek، 1. tekil
إِن
eğer
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنEdatşart
كَانَ
ise
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كَانَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
كَبُرَ
ağır
Fiil
Kök: كبر
Dilbilgisi (i'rab)
كَبُرَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
عَلَيْكُم
size
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
كُمİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
مَّقَامِى
aranızda durmam
İsim
Kök: قوم
Dilbilgisi (i'rab)
مَّقَامِİsimeril، merfû (nominatif)
ىİsimzamir، son ek، 1. tekil
وَتَذْكِيرِى
ve size hatırlatmam
İsim
Kök: ذكر
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
تَذْكِيرِİsimmerfû (nominatif)
ىİsimzamir، son ek، 1. tekil
بِـَٔايَٰتِ
ayetlerini
İsim
Kök: أيي
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ـَٔايَٰتِİsimdişil çoğul، mecrûr (genitif)
ٱللَّهِ
Allah'ın
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهِİsimözel isim، mecrûr (genitif)
فَعَلَى
bilin ki
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
عَلَىEdatharf-i cer (edat)
ٱللَّهِ
Allah'a
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهِİsimözel isim، mecrûr (genitif)
تَوَكَّلْتُ
güvendim
Fiil
Kök: وكل
Dilbilgisi (i'rab)
تَوَكَّلْFiilmâzî (geçmiş)، 1. tekil
تُİsimzamir، son ek، 1. tekil
فَأَجْمِعُوٓا۟
siz de toplanın
Fiil
Kök: جمع
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
أَجْمِعُFiilemir، 2. çoğul eril
وٓا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
أَمْرَكُمْ
işiniz hakkında
İsim
Kök: أمر
Dilbilgisi (i'rab)
أَمْرَİsimeril، mansûb (akuzatif)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
وَشُرَكَآءَكُمْ
ortaklarınızla
İsim
Kök: شرك
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatmaiyyet vâvı، ön ek
شُرَكَآءَİsimeril çoğul، mansûb (akuzatif)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
ثُمَّ
sonra
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
ثُمَّEdatatıf bağlacı
لَا
olmasın
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَاEdatolumsuzluk
يَكُنْ
olsalar
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
يَكُنْFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
أَمْرُكُمْ
işiniz
İsim
Kök: أمر
Dilbilgisi (i'rab)
أَمْرُİsimeril، merfû (nominatif)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
عَلَيْكُمْ
kendi aranızda
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
غُمَّةً
bir dert
İsim
Kök: غمم
Dilbilgisi (i'rab)
غُمَّةًİsimdişil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
ثُمَّ
sonra
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
ثُمَّEdatatıf bağlacı
ٱقْضُوٓا۟
uygulayın
Fiil
Kök: قضي
Dilbilgisi (i'rab)
ٱقْضُFiilemir، 2. çoğul eril
وٓا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
إِلَىَّ
bana karşı
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَىَّEdatharf-i cer (edat)
İsimzamir، son ek، 1. tekil
وَلَا
ve
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَاEdatnehiy (yasaklama)
تُنظِرُونِ
bana mühlet vermeyin
Fiil
Kök: نظر
Dilbilgisi (i'rab)
تُنظِرُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
وİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
نِİsimzamir، son ek، 1. tekil

Meal

TR

Onlara Nuh'un başından geçenleri anlat: Milletine, "Ey milletim! Eğer durumum, Allah'ın ayetlerini hatırlatmam size ağır geliyorsa ki ben Allah'a güvenmişimdir siz ve koştuğunuz ortaklar elbirliği edin; yapacağınız iş sonra size bir tasa vermesin. Sonra onu bana uygulayın ve beni ertelemeyin" demişti.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Bir de onlara Nuh'un kıssasını oku: Hani o bir zamanlar kavmine demişti ki: "Ey kavmim, eğer benim aranızda duruşum ve Allah'ın âyetleriyle öğüt verişim size ağır geliyorsa, şunu bilin ki, ben yalnızca Allah'a dayanmışımdır, artık siz ve ortaklarınız her ne yapacaksanız toplanıp bütün gücünüzle karar veriniz. Sonra bu işiniz size dert olmasın. Sonra bana ne yapacaksanız yapın, bana mühlet de vermeyin".

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Onlara Nuh’un haberini tilavet et (okuyup aktar)! Hani o, kavmine şöyle demişti: “Ey kavmim! Benim konumum ve Allah’ın ayetlerini hatırlatmam size ağır geldi ise –ki ben yalnızca Allah’a güvenirim–; siz de ortaklarınızla birlikte işinizle ilgili olarak toplanın (karar alın)! Sonra işiniz (aldığınız karar) başınıza dert olmasın! Bundan sonra (vereceğiniz) hükmü bana uygulayın ve bana zaman da tanımayın!

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Relate to them the story of Noah. Behold! he said to his people: "O my people, if it be hard on your (mind) that I should stay (with you) and commemorate the signs of Allah,- yet I put my trust in Allah. Get ye then an agreement about your plan and among your partners, so your plan be on to you dark and dubious. Then pass your sentence on me, and give me no respite.

A. Yusuf Alipublic-domain

Tell them the story of Noah. He said to his people, ‘My people, if my presence among you and my reminding you of God’s signs is too much for you, then I put my trust in God. Agree on your course of action, you and your partner-gods- do not be hesitant or secretive about it- then carry out your decision on me and give me no respite.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Recite unto them the story of Noah, when he told his people: O my people! If my sojourn (here) and my reminding you by Allah's revelations are an offence unto you, in Allah have I put my trust, so decide upon your course of action you and your partners. Let not your course of action be in doubt for you. Then have at me, give me no respite.

M. Pickthallpublic-domain

And recite to them the news of Noah, when he said to his people, "O my people, if my residence and my reminding of the signs of Allāh has become burdensome upon you - then I have relied upon Allāh. So resolve upon your plan and [call upon] your associates. Then let not your plan be obscure to you. Then carry it out upon me and do not give me respite.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

واقصص -أيها الرسول- على كفار "مكة" خبر نوح -عليه السلام- مع قومه حين قال لهم: إن كان عَظُمَ عليكم مقامي فيكم وتذكيري إياكم بحجج الله وبراهينه فعلى الله اعتمادي وبه ثقتي، فأعدُّوا أمركم، وادعوا شركاءكم، ثم لا تجعلوا أمركم عليكم مستترًا بل ظاهرًا منكشفًا، ثم اقضوا عليَّ بالعقوبة والسوء الذي في إمكانكم، ولا تمهلوني ساعة من نهار.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

İlgili ayetler

Bu ayet nerede geçiyor?