← Sure 12

12:51

قَالَ مَا خَطْبُكُنَّ إِذْ رَٰوَدتُّنَّ يُوسُفَ عَن نَّفْسِهِۦ ۚ قُلْنَ حَـٰشَ لِلَّهِ مَا عَلِمْنَا عَلَيْهِ مِن سُوٓءٍ ۚ قَالَتِ ٱمْرَأَتُ ٱلْعَزِيزِ ٱلْـَٔـٰنَ حَصْحَصَ ٱلْحَقُّ أَنَا۠ رَٰوَدتُّهُۥ عَن نَّفْسِهِۦ وَإِنَّهُۥ لَمِنَ ٱلصَّـٰدِقِينَ

Kelime kelime

قَالَ
dedi
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قَالَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
مَا
neydi?
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَاİsimism-i mevsûl
خَطْبُكُنَّ
durumunuz
İsim
Kök: خطب
Dilbilgisi (i'rab)
خَطْبُİsimeril، merfû (nominatif)
كُنَّİsimzamir، son ek، 2. çoğul dişil
إِذْ
zaman
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
إِذْİsimzaman zarfı
رَٰوَدتُّنَّ
murad almak istediğiniz
Fiil
Kök: رود
Dilbilgisi (i'rab)
رَٰوَدFiilmâzî (geçmiş)، 2. çoğul dişil
تُّنَّİsimzamir، son ek، 2. çoğul dişil
يُوسُفَ
Yusuf'un
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
يُوسُفَİsimözel isim، eril، mansûb (akuzatif)
عَن
nefsinden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَنEdatharf-i cer (edat)
نَّفْسِهِۦ
kendi nefsine
İsim
Kök: نفس
Dilbilgisi (i'rab)
نَّفْسِİsimdişil tekil، mecrûr (genitif)
هِۦİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
قُلْنَ
dediler ki
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قُلْFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul dişil
نَİsimzamir، son ek، 3. çoğul dişil
حَٰشَ
haşa
İsim
Kök: حوش
Dilbilgisi (i'rab)
حَٰشَİsimmansûb (akuzatif)
لِلَّهِ
Allah için
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
لَّهِİsimözel isim، mecrûr (genitif)
مَا
biz bilmiyoruz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مَاEdatolumsuzluk
عَلِمْنَا
biliriz
Fiil
Kök: علم
Dilbilgisi (i'rab)
عَلِمْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
عَلَيْهِ
onun
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
هِİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
مِن
hiçbir
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنEdatharf-i cer (edat)
سُوٓءٍ
kötülüğünü
İsim
Kök: سوأ
Dilbilgisi (i'rab)
سُوٓءٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
قَالَتِ
dedi
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قَالَتِFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil dişil
ٱمْرَأَتُ
karısı da
İsim
Kök: مرأ
Dilbilgisi (i'rab)
ٱمْرَأَتُİsimdişil، merfû (nominatif)
ٱلْعَزِيزِ
Aziz'in
İsim
Kök: عزز
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
عَزِيزِİsimeril tekil، mecrûr (genitif)، sıfat
ٱلْـَٰٔنَ
işte şimdi
İsim
Kök: أون
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
ـَٰٔنَİsimzaman zarfı، mansûb (akuzatif)
حَصْحَصَ
yerini buldu
Fiil
Kök: حصحص
Dilbilgisi (i'rab)
حَصْحَصَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
ٱلْحَقُّ
hak
İsim
Kök: حقق
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
حَقُّİsimeril، merfû (nominatif)
أَنَا۠
ben
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
أَنَا۠İsimzamir، 1. tekil
رَٰوَدتُّهُۥ
murad almak istemiştim
Fiil
Kök: رود
Dilbilgisi (i'rab)
رَٰوَدFiilmâzî (geçmiş)، 1. tekil
تُّİsimzamir، son ek، 1. tekil
هُۥİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
عَن
onun nefsinden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَنEdatharf-i cer (edat)
نَّفْسِهِۦ
kendi nefsine
İsim
Kök: نفس
Dilbilgisi (i'rab)
نَّفْسِİsimdişil tekil، mecrûr (genitif)
هِۦİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
وَإِنَّهُۥ
şüphesiz o
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
هُۥİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
لَمِنَ
doğrulardandır
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdattekit، ön ek
مِنَEdatharf-i cer (edat)
ٱلصَّٰدِقِينَ
doğrulara
İsim
Kök: صدق
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
صَّٰدِقِينَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، mecrûr (genitif)

Meal

TR

Hükümdar kadınlara: "Yusuf'un olmak istediğiniz zaman durumunuz neydi?" dedi. Kadınlar, "Haşa! Onun bir fenalığını görmedik" dediler. Vezirin karısı: "Şimdi gerçek ortaya çıktı; onun olmak isteyen bendim; doğrusu Yusuf doğrulardandır" dedi.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Hükümdar, o kadınlara "Derdiniz neydi ki, o vakit Yusuf'un nefsinden murad almaya kalktınız?" dedi. Onlar "Hâşâ, Allah için, biz onun aleyhinde hiçbir fenalık bilmiyoruz" dediler. Aziz'in, karısı da: "Şimdi hak ve hakikat olduğu gibi ortaya çıktı. Aslında onun nefsinden ben murad almak istedim. O ise şeksiz şüphesiz doğrulardandır" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

(Hükümdar, kadınlara) şöyle demişti: “Yusuf’un (cinsel olarak) nefsinden yararlanmak istediğiniz zaman durumunuz neydi?” Onlar “Haşa! Allah için! Biz ondan hiçbir kötülük görmedik.” demişlerdi. Aziz’in hanımı şöyle demişti: “Şimdi gerçek ortaya çıktı. Ben (cinsel olarak) ondan yararlanmak istemiştim. Şüphesiz ki o doğru söyleyenlerdendir.”

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

(The king) said (to the ladies): "What was your affair when ye did seek to seduce Joseph from his (true) self?" The ladies said: "Allah preserve us! no evil know we against him!" Said the 'Aziz's wife: "Now is the truth manifest (to all): it was I who sought to seduce him from his (true) self: He is indeed of those who are (ever) true (and virtuous).

A. Yusuf Alipublic-domain

The king asked the women, ‘What happened when you tried to seduce Joseph?’ They said, ‘God forbid! We know nothing bad of him!’ and the governor’s wife said, ‘Now the truth is out: it was I who tried to seduce him- he is an honest man.’

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

He (the king) (then sent for those women and) said: What happened when ye asked an evil act of Joseph? They answered: Allah Blameless! We know no evil of him. Said the wife of the ruler: Now the truth is out. I asked of him an evil act, and he is surely of the truthful.

M. Pickthallpublic-domain

Said [the king to the women], "What was your condition when you sought to seduce Joseph?" They said, "Perfect is Allāh! We know about him no evil." The wife of al-ʿAzeez said, "Now the truth has become evident. It was I who sought to seduce him, and indeed, he is of the truthful.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

قال الملك للنسوة اللاتي جرحن أيديهن: ما شأنكن حين راودتنَّ يوسف عن نفسه يوم الضيافة؟ فهل رأيتن منه ما يريب؟ قلن: معاذ الله ما علمنا عليه أدنى شيء يَشينه، عند ذلك قالت امراة العزيز: الآن ظهر الحق بعد خفائه، فأنا التي حاولت فتنته بإغرائه فامتنع، وإنه لمن الصادقين في كل ما قاله.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

İlgili ayetler

Bu ayet nerede geçiyor?