← Sure 18

18:86

حَتَّىٰٓ إِذَا بَلَغَ مَغْرِبَ ٱلشَّمْسِ وَجَدَهَا تَغْرُبُ فِى عَيْنٍ حَمِئَةٍ وَوَجَدَ عِندَهَا قَوْمًا ۗ قُلْنَا يَـٰذَا ٱلْقَرْنَيْنِ إِمَّآ أَن تُعَذِّبَ وَإِمَّآ أَن تَتَّخِذَ فِيهِمْ حُسْنًا

Kelime kelime

حَتَّىٰٓ
nihayet
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
حَتَّىٰٓEdatibtidâ
إِذَا
ne zaman ki
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
إِذَاİsimzaman zarfı
بَلَغَ
ulaştı
Fiil
Kök: بلغ
Dilbilgisi (i'rab)
بَلَغَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
مَغْرِبَ
battığı yere
İsim
Kök: غرب
Dilbilgisi (i'rab)
مَغْرِبَİsimeril، mansûb (akuzatif)
ٱلشَّمْسِ
güneşin
İsim
Kök: شمس
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
شَّمْسِİsimdişil، mecrûr (genitif)
وَجَدَهَا
ve onu buldu
Fiil
Kök: وجد
Dilbilgisi (i'rab)
وَجَدَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
تَغْرُبُ
batarken
Fiil
Kök: غرب
Dilbilgisi (i'rab)
تَغْرُبُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil dişil
فِى
bir gözede
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىEdatharf-i cer (edat)
عَيْنٍ
göz
İsim
Kök: عين
Dilbilgisi (i'rab)
عَيْنٍİsimdişil، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
حَمِئَةٍ
kara balçıklı
İsim
Kök: حمأ
Dilbilgisi (i'rab)
حَمِئَةٍİsimdişil tekil، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)، sıfat
وَوَجَدَ
ve buldu
Fiil
Kök: وجد
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
وَجَدَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
عِندَهَا
onun yanında da
İsim
Kök: عند
Dilbilgisi (i'rab)
عِندَİsimmekân zarfı، mansûb (akuzatif)
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
قَوْمًا
bir kavim
İsim
Kök: قوم
Dilbilgisi (i'rab)
قَوْمًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
قُلْنَا
dedik ki
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قُلْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
يَٰذَا
Ey
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
يَٰEdatnidâ، ön ek
ذَاİsimeril tekil، mansûb (akuzatif)
ٱلْقَرْنَيْنِ
Zu'l-Karneyn
İsim
Kök: قرن
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
قَرْنَيْنِİsimeril ikil، mecrûr (genitif)
إِمَّآ
ya
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِمَّآEdatEXL
أَن
azâb edersin
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنEdatmasdar bağlacı
تُعَذِّبَ
azabeder
Fiil
Kök: عذب
Dilbilgisi (i'rab)
تُعَذِّبَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. tekil eril
وَإِمَّآ
veya
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
إِمَّآEdatEXL
أَن
davranırsın
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنEdatmasdar bağlacı
تَتَّخِذَ
edinin
Fiil
Kök: أخذ
Dilbilgisi (i'rab)
تَتَّخِذَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. tekil eril
فِيهِمْ
kendilerine
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِيEdatharf-i cer (edat)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
حُسْنًا
güzel
İsim
Kök: حسن
Dilbilgisi (i'rab)
حُسْنًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)

Meal

TR

Sonunda güneşin battığı yere ulaşınca onu, kara balçıklı bir suda batıyor gördü. Orada bir millete rastladı. "Zülkarneyn! Onlara azap da edebilirsin, iyi muamelede de bulunabilirsin" dedik.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Nihayet güneşin battığı yere vardığı zaman, güneşi, (sanki) kara bir balçıkta batıyor buldu. Bir de bunun yanında bir kavim buldu. Biz ona dedik ki: "Ey Zülkarneyn! Onları ya cezalandırırsın veya onların hakkında iyi davranırsın."

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Sonunda Güneş'in battığı yere varınca, onu kara balçık bir (su) kaynağında batar bulmuştu. Onun yanında (orada) bir toplum bulmuştu. Bunun üzerine “Ey Zülkarneyn! Onlara ya (kötü yöneterek) azap edersin ya da haklarında güzel davranma yolunu seçersin.” demiştik.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Until, when he reached the setting of the sun, he found it set in a spring of murky water: Near it he found a People: We said: "O Zul-qarnain! (thou hast authority,) either to punish them, or to treat them with kindness."

A. Yusuf Alipublic-domain

then, when he came to the setting of the sun, he found it [seemed to be] setting into a muddy spring. Nearby he found some people and We said, ‘Dhu ’l-Qarnayn, you may choose [which of them] to punish or show kindness to.’

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Till, when he reached the setting-place of the sun, he found it setting in a muddy spring, and found a people thereabout. We said: O Dhu'l-Qarneyn! Either punish or show them kindness.

M. Pickthallpublic-domain

Until, when he reached the setting of the sun [i.e., the west], he found it [as if] setting in a body of dark water, and he found near it a people. We [i.e., Allāh] said, "O Dhul-Qarnayn, either you punish [them] or else adopt among them [a way of] goodness."

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

حتى إذا وصل ذو القرنين إلى مغرب الشمس وجدها في مرأى العين كأنها تغرب في عين حارة ذات طين أسود، ووجد عند مغربها قومًا. قلنا: يا ذا القرنين إما أن تعذبهم بالقتل أو غيره، إن لم يقروا بتوحيد الله، وإما أن تحسن إليهم، فتعلمهم الهدى وتبصرهم الرشاد.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

İlgili ayetler

Bu ayet nerede geçiyor?