← Sure 19

19:58

أُو۟لَـٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ أَنْعَمَ ٱللَّهُ عَلَيْهِم مِّنَ ٱلنَّبِيِّـۧنَ مِن ذُرِّيَّةِ ءَادَمَ وَمِمَّنْ حَمَلْنَا مَعَ نُوحٍ وَمِن ذُرِّيَّةِ إِبْرَٰهِيمَ وَإِسْرَٰٓءِيلَ وَمِمَّنْ هَدَيْنَا وَٱجْتَبَيْنَآ ۚ إِذَا تُتْلَىٰ عَلَيْهِمْ ءَايَـٰتُ ٱلرَّحْمَـٰنِ خَرُّوا۟ سُجَّدًا وَبُكِيًّا ۩

Kelime kelime

أُو۟لَٰٓئِكَ
işte bunlar
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
أُو۟لَٰٓئِİsimism-i işaret، harf-i cer (edat)
كَEdatmuhâtab، son ek، eril
ٱلَّذِينَ
kimselerdir
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
أَنْعَمَ
ni'met verdiği
Fiil
Kök: نعم
Dilbilgisi (i'rab)
أَنْعَمَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
ٱللَّهُ
Allah'ın
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهُİsimözel isim، merfû (nominatif)
عَلَيْهِم
kendilerine
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
هِمİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
مِّنَ
peygamberlerden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنَEdatharf-i cer (edat)
ٱلنَّبِيِّۦنَ
peygamberleri
İsim
Kök: نبأ
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
نَّبِيِّۦنَİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
مِن
neslinden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنEdatharf-i cer (edat)
ذُرِّيَّةِ
neslindendir
İsim
Kök: ذرر
Dilbilgisi (i'rab)
ذُرِّيَّةِİsimdişil، mecrûr (genitif)
ءَادَمَ
Adem
İsim
Kök: أدم
Dilbilgisi (i'rab)
ءَادَمَİsimözel isim، eril، mecrûr (genitif)
وَمِمَّنْ
ve kimselerdendir
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
مِEdatharf-i cer (edat)
مَّنْİsimism-i mevsûl
حَمَلْنَا
taşıdıklarımız
Fiil
Kök: حمل
Dilbilgisi (i'rab)
حَمَلْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
مَعَ
ile beraber
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَعَİsimmekân zarfı، mansûb (akuzatif)
نُوحٍ
Nuh
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
نُوحٍİsimözel isim، eril، mecrûr (genitif)
وَمِن
ve
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
مِنEdatharf-i cer (edat)
ذُرِّيَّةِ
neslindendir
İsim
Kök: ذرر
Dilbilgisi (i'rab)
ذُرِّيَّةِİsimdişil، mecrûr (genitif)
إِبْرَٰهِيمَ
İbrahim
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
إِبْرَٰهِيمَİsimözel isim، eril، mecrûr (genitif)
وَإِسْرَٰٓءِيلَ
ve İsrail (Ya'kub)
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
إِسْرَٰٓءِيلَİsimözel isim، mecrûr (genitif)
وَمِمَّنْ
ve kimselerdendir
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
مِEdatharf-i cer (edat)
مَّنْİsimism-i mevsûl
هَدَيْنَا
yol gösterdiğimiz
Fiil
Kök: هدي
Dilbilgisi (i'rab)
هَدَيْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
وَٱجْتَبَيْنَآ
ve seçtiğimiz
Fiil
Kök: جبي
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱجْتَبَيْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَآİsimzamir، son ek، 1. çoğul
إِذَا
zaman
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
إِذَاİsimzaman zarfı
تُتْلَىٰ
okunduğu
Fiil
Kök: تلو
Dilbilgisi (i'rab)
تُتْلَىٰFiilmuzâri (şimdi/geniş)، meçhul (edilgen)، 3. tekil dişil
عَلَيْهِمْ
onlara
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
ءَايَٰتُ
ayetleri
İsim
Kök: أيي
Dilbilgisi (i'rab)
ءَايَٰتُİsimdişil çoğul، merfû (nominatif)
ٱلرَّحْمَٰنِ
Rahman'ın
İsim
Kök: رحم
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
رَّحْمَٰنِİsimeril tekil، mecrûr (genitif)، sıfat
خَرُّوا۟
kapanırlardı
Fiil
Kök: خرر
Dilbilgisi (i'rab)
خَرُّFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
سُجَّدًا
secdeye
İsim
Kök: سجد
Dilbilgisi (i'rab)
سُجَّدًاİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
وَبُكِيًّا
ağlayarak
İsim
Kök: بكي
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
بُكِيًّاİsimeril çoğul، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)

Meal

TR

İşte bunlar Allah'ın kendilerine nimetler sunduğu peygamberler; Adem'in soyundan, Nuh ile beraber taşıdıklarımızdan; İbrahim ve İsmail'in neslinden ve doğru yola erdirdiğimizden, seçip beğendiklerimizdendirler. Rahman'ın ayetleri onlara okunduğu zaman ağlayarak secdeye kapanırlardı.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

İşte bunlar, Allah'ın kendilerine nimetler verdiği peygamberlerden, Âdem'in soyundan ve gemide Nuh ile beraber taşıdıklarımızın neslinden, İbrahim ve İsrail'in soyundan, hidayete erdirdiğimiz ve seçtiğimiz kimselerdir. Kendilerine Rahmân (olan Allah)ın âyetleri okunduğu zaman ağlayarak secdeye kapanırlardı.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

İşte bunlar, Allah’ın Âdem’in soyundan kendilerine nimetler verdiği peygamberlerden, Nuh ile birlikte (gemide) taşıdıklarımızdan, İbrahim ve İsrail’in (Yakup’un) soyundan, doğruya ulaştırdığımız ve seçkin kıldığımız (peygamberler)den bir bölümüdür. Onlara Rahmân’ın ayetleri tilavet edildiği (okunup aktarıldığı) zaman ağlayarak secde ederlerdi.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Those were some of the prophets on whom Allah did bestow His Grace,- of the posterity of Adam, and of those who We carried (in the Ark) with Noah, and of the posterity of Abraham and Israel of those whom We guided and chose. Whenever the Signs of (Allah) Most Gracious were rehearsed to them, they would fall down in prostrate adoration and in tears.

A. Yusuf Alipublic-domain

These were the prophets God blessed- from the seed of Adam, of those We carried in the Ark with Noah, from the seed of Abraham and Israel- and those We guided and chose. When the revelations of the Lord of Mercy were recited to them, they fell to their knees and wept,

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

These are they unto whom Allah showed favour from among the prophets, of the seed of Adam and of those whom We carried (in the ship) with Noah, and of the seed of Abraham and Israel, and from among those whom We guided and chose. When the revelations of the Beneficent were recited unto them, they fell down, adoring and weeping.

M. Pickthallpublic-domain

Those were the ones upon whom Allāh bestowed favor from among the prophets of the descendants of Adam and of those We carried [in the ship] with Noah, and of the descendants of Abraham and Israel [i.e., Jacob], and of those whom We guided and chose. When the verses of the Most Merciful were recited to them, they fell in prostration and weeping.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

هؤلاء الذين قصصتُ عليك خبرهم أيها الرسول، هم الذين أنعم الله عليهم بفضله وتوفيقه، فجعلهم أنبياء من ذرية آدم، ومِن ذرية مَن حملنا مع نوح في السفينة، ومن ذرية إبراهيم، ومن ذرية يعقوب، وممَّن هدينا للإيمان واصطفينا للرسالة والنبُوَّة، إذا تتلى عليهم آيات الرحمن المتضمنة لتوحيده وحججه خرُّوا ساجدين لله خضوعًا، واستكانة، وبكَوْا من خشيته سبحانه وتعالى.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

İlgili ayetler

Bu ayet nerede geçiyor?