← Sure 2

2:126

وَإِذْ قَالَ إِبْرَٰهِـۧمُ رَبِّ ٱجْعَلْ هَـٰذَا بَلَدًا ءَامِنًا وَٱرْزُقْ أَهْلَهُۥ مِنَ ٱلثَّمَرَٰتِ مَنْ ءَامَنَ مِنْهُم بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْـَٔاخِرِ ۖ قَالَ وَمَن كَفَرَ فَأُمَتِّعُهُۥ قَلِيلًا ثُمَّ أَضْطَرُّهُۥٓ إِلَىٰ عَذَابِ ٱلنَّارِ ۖ وَبِئْسَ ٱلْمَصِيرُ

Kelime kelime

وَإِذْ
ve hani
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
إِذْİsimzaman zarfı
قَالَ
demişti ki
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قَالَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
إِبْرَٰهِۦمُ
İbrahim
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
إِبْرَٰهِۦمُİsimözel isim، eril، merfû (nominatif)
رَبِّ
Rabbim
İsim
Kök: ربب
Dilbilgisi (i'rab)
رَبِّİsimeril، mansûb (akuzatif)
İsimzamir، son ek، 1. tekil
ٱجْعَلْ
kıl
Fiil
Kök: جعل
Dilbilgisi (i'rab)
ٱجْعَلْFiilemir، 2. tekil eril
هَٰذَا
bu
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
هَٰEdatATT، ön ek
ذَاİsimism-i işaret، eril tekil
بَلَدًا
şehri
İsim
Kök: بلد
Dilbilgisi (i'rab)
بَلَدًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
ءَامِنًا
güvenli
İsim
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
ءَامِنًاİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)، sıfat
وَٱرْزُقْ
ve rızıklandır
Fiil
Kök: رزق
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱرْزُقْFiilemir، 2. tekil eril
أَهْلَهُۥ
halkını
İsim
Kök: أهل
Dilbilgisi (i'rab)
أَهْلَİsimeril، mansûb (akuzatif)
هُۥİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
مِنَ
ürünlerle
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنَEdatharf-i cer (edat)
ٱلثَّمَرَٰتِ
meyvalar
İsim
Kök: ثمر
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
ثَّمَرَٰتِİsimdişil çoğul، mecrûr (genitif)
مَنْ
kimseleri
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَنْİsimism-i mevsûl
ءَامَنَ
inanan
Fiil
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
ءَامَنَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
مِنْهُم
onlardan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنْEdatharf-i cer (edat)
هُمİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
بِٱللَّهِ
Allah'a
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ٱللَّهِİsimözel isim، mecrûr (genitif)
وَٱلْيَوْمِ
ve gününe
İsim
Kök: يوم
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
يَوْمِİsimeril، mecrûr (genitif)
ٱلْءَاخِرِ
ahiret
İsim
Kök: أخر
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
ءَاخِرِİsimeril tekil، mecrûr (genitif)، sıfat
قَالَ
(Rabbi) buyurdu ki
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قَالَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
وَمَن
kimseyi
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
مَنİsimşart
كَفَرَ
inkar eden
Fiil
Kök: كفر
Dilbilgisi (i'rab)
كَفَرَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
فَأُمَتِّعُهُۥ
onu geçindiririm
Fiil
Kök: متع
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatcevap (netice)، ön ek
أُمَتِّعُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. tekil
هُۥİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
قَلِيلًا
az bir (süre)
İsim
Kök: قلل
Dilbilgisi (i'rab)
قَلِيلًاİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
ثُمَّ
sonra
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
ثُمَّEdatatıf bağlacı
أَضْطَرُّهُۥٓ
onu mahkum ederim
Fiil
Kök: ضرر
Dilbilgisi (i'rab)
أَضْطَرُّFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. tekil
هُۥٓİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
إِلَىٰ
azabına
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَىٰEdatharf-i cer (edat)
عَذَابِ
azabımı
İsim
Kök: عذب
Dilbilgisi (i'rab)
عَذَابِİsimeril، mecrûr (genitif)
ٱلنَّارِ
cehennem
İsim
Kök: نور
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
نَّارِİsimdişil، mecrûr (genitif)
وَبِئْسَ
ve ne kötü
Fiil
Kök: بأس
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
بِئْسَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
ٱلْمَصِيرُ
dönüş yeridir
İsim
Kök: صير
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
مَصِيرُİsimmerfû (nominatif)

Meal

TR

İbrahim: "Rabbim! Burasını emin bir şehir kıl, halkından, Allah'a ve ahiret gününe inananları ürünlerle rızıklandır" demişti. Allah da: "İnkar edeni de az bir müddet geçindirir, sonra da onu ateşin azabına uğramak zorunda bırakırım, ne kötü sonuç" buyurmuştu.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Ve o vakit İbrahim "Ey Rabbim, burasını güvenli bir belde kıl, halkından Allah'a ve ahiret gününe iman edenleri çeşitli meyvalarla rızıklandır" diye yalvardı. Allah buyurdu ki: "küfredeni dahi rızıklandırır da hayattan biraz nasip aldırırım, sonra da onu ateş azabına uğratırım ki, orası ne yaman bir duraktır!"

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Hani İbrahim de demişti ki: “Rabbim! Burayı güvenli bir şehir yap; halkından Allah’a ve ahiret gününe inananları çeşitli meyvelerle rızıklandır!” (Allah da) şöyle demişti: “Kim inkâr ederse onu (da) az bir süre yararlandırırım; sonra onu cehennem azabına sürüklerim. Ne kötü varış yeridir (orası)!”

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

And remember Abraham said: "My Lord, make this a City of Peace, and feed its people with fruits,-such of them as believe in Allah and the Last Day." He said: "(Yea), and such as reject Faith,-for a while will I grant them their pleasure, but will soon drive them to the torment of Fire,- an evil destination (indeed)!"

A. Yusuf Alipublic-domain

Abraham said, ‘My Lord, make this land secure and provide with produce those of its people who believe in God and the Last Day.’ God said, ‘As for those who disbelieve, I will grant them enjoyment for a short while and then subject them to the torment of the Fire- an evil destination.’

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And when Abraham prayed: My Lord! Make this a region of security and bestow upon its people fruits, such of them as believe in Allah and the Last Day, He answered: As for him who disbelieveth, I shall leave him in contentment for a while, then I shall compel him to the doom of Fire - a hapless journey's end!

M. Pickthallpublic-domain

And [mention] when Abraham said, "My Lord, make this a secure city and provide its people with fruits - whoever of them believes in Allāh and the Last Day." [Allāh] said, "And whoever disbelieves - I will grant him enjoyment for a little; then I will force him to the punishment of the Fire, and wretched is the destination."

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

واذكر -أيها النبي- حين قال إبراهيم داعيًا: ربِّ اجعل "مكة" بلدًا آمنًا من الخوف، وارزق أهله من أنواع الثمرات، وخُصَّ بهذا الرزق مَن آمن منهم بالله واليوم الآخر. قال الله: ومن كفر منهم فأرزقه في الدنيا وأُمتعه متاعًا قليلا ثم أُلجئُه مرغمًا إلى عذاب النار. وبئس المرجع والمقام هذا المصير.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?