← Sure 28

28:15

وَدَخَلَ ٱلْمَدِينَةَ عَلَىٰ حِينِ غَفْلَةٍ مِّنْ أَهْلِهَا فَوَجَدَ فِيهَا رَجُلَيْنِ يَقْتَتِلَانِ هَـٰذَا مِن شِيعَتِهِۦ وَهَـٰذَا مِنْ عَدُوِّهِۦ ۖ فَٱسْتَغَـٰثَهُ ٱلَّذِى مِن شِيعَتِهِۦ عَلَى ٱلَّذِى مِنْ عَدُوِّهِۦ فَوَكَزَهُۥ مُوسَىٰ فَقَضَىٰ عَلَيْهِ ۖ قَالَ هَـٰذَا مِنْ عَمَلِ ٱلشَّيْطَـٰنِ ۖ إِنَّهُۥ عَدُوٌّ مُّضِلٌّ مُّبِينٌ

Kelime kelime

وَدَخَلَ
ve girdi
Fiil
Kök: دخل
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
دَخَلَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
ٱلْمَدِينَةَ
şehre
İsim
Kök: مدن
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
مَدِينَةَİsimdişil tekil، mansûb (akuzatif)
عَلَىٰ
bir sırada
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَىٰEdatharf-i cer (edat)
حِينِ
bir süreye
İsim
Kök: حين
Dilbilgisi (i'rab)
حِينِİsimeril، mecrûr (genitif)
غَفْلَةٍ
(kendisinden) habersiz olduğu
İsim
Kök: غفل
Dilbilgisi (i'rab)
غَفْلَةٍİsimdişil، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
مِّنْ
halkının
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنْEdatharf-i cer (edat)
أَهْلِهَا
(ev) halkı
İsim
Kök: أهل
Dilbilgisi (i'rab)
أَهْلِİsimeril، mecrûr (genitif)
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
فَوَجَدَ
ve buldu
Fiil
Kök: وجد
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatatıf bağlacı، ön ek
وَجَدَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
فِيهَا
orada
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِيEdatharf-i cer (edat)
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
رَجُلَيْنِ
iki adamı
İsim
Kök: رجل
Dilbilgisi (i'rab)
رَجُلَيْنِİsimeril ikil، merfû (nominatif)
يَقْتَتِلَانِ
öldüresiye dövüşürlerken
Fiil
Kök: قتل
Dilbilgisi (i'rab)
يَقْتَتِلَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. ikil eril
انِİsimzamir، son ek، 3. ikil
هَٰذَا
biri
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
هَٰEdatATT، ön ek
ذَاİsimism-i işaret، eril tekil
مِن
kendi taraftarlarından
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنEdatharf-i cer (edat)
شِيعَتِهِۦ
benzerlerine
İsim
Kök: شيع
Dilbilgisi (i'rab)
شِيعَتِİsimdişil، mecrûr (genitif)
هِۦİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
وَهَٰذَا
ve öbürü de
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
هَٰEdatATT، ön ek
ذَاİsimism-i işaret، eril tekil
مِنْ
düşmanlarından
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنْEdatharf-i cer (edat)
عَدُوِّهِۦ
düşmandır
İsim
Kök: عدو
Dilbilgisi (i'rab)
عَدُوِّİsimeril، mecrûr (genitif)
هِۦİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
فَٱسْتَغَٰثَهُ
(Musa'dan) yardım istedi
Fiil
Kök: غوث
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱسْتَغَٰثَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
هُİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
ٱلَّذِى
olan kimse
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِىİsimism-i mevsûl، eril tekil
مِن
kendi taraftarlarından
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنEdatharf-i cer (edat)
شِيعَتِهِۦ
benzerlerine
İsim
Kök: شيع
Dilbilgisi (i'rab)
شِيعَتِİsimdişil، mecrûr (genitif)
هِۦİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
عَلَى
karşı
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَىEdatharf-i cer (edat)
ٱلَّذِى
olana
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِىİsimism-i mevsûl، eril tekil
مِنْ
düşmanlarından
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنْEdatharf-i cer (edat)
عَدُوِّهِۦ
düşmandır
İsim
Kök: عدو
Dilbilgisi (i'rab)
عَدُوِّİsimeril، mecrûr (genitif)
هِۦİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
فَوَكَزَهُۥ
bir yumruk indirdi
Fiil
Kök: وكز
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
وَكَزَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
هُۥİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
مُوسَىٰ
Musa
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مُوسَىٰİsimözel isim، eril، merfû (nominatif)
فَقَضَىٰ
işini bitirdi
Fiil
Kök: قضي
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatatıf bağlacı، ön ek
قَضَىٰFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
عَلَيْهِ
onun
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
هِİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
قَالَ
(sonra) dedi ki
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قَالَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
هَٰذَا
bu
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
هَٰEdatATT، ön ek
ذَاİsimism-i işaret، eril tekil
مِنْ
işindendir
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنْEdatharf-i cer (edat)
عَمَلِ
işi
İsim
Kök: عمل
Dilbilgisi (i'rab)
عَمَلِİsimeril، mecrûr (genitif)
ٱلشَّيْطَٰنِ
şeytanın
İsim
Kök: شطن
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
شَّيْطَٰنِİsimözel isim، eril، mecrûr (genitif)
إِنَّهُۥ
o gerçekten
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
هُۥİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
عَدُوٌّ
bir düşmandır
İsim
Kök: عدو
Dilbilgisi (i'rab)
عَدُوٌّİsimeril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
مُّضِلٌّ
şaşırtıcı
İsim
Kök: ضلل
Dilbilgisi (i'rab)
مُّضِلٌّİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
مُّبِينٌ
apaçık
İsim
Kök: بين
Dilbilgisi (i'rab)
مُّبِينٌİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)

Meal

TR

Musa, halkının haberi olmadığı bir zamanda, şehre girdi. Biri kendi adamlarından, diğeri de düşmanı olan iki adamı döğüşür buldu. Kendi tarafından olan kimse, düşmanına karşı ondan yardım istedi. Musa, onun düşmanına bir yumruk vurdu; ölümüne sebep oldu. "Bu şeytanin işidir; çünkü o apaçık, saptıran bir düşmandır" dedi.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Musa, halkının habersiz olduğu bir sırada şehre girdi. Orada, biri kendi tarafından diğeri düşman tarafından olan iki adamı birbirleriyle döğüşür buldu. Kendi tarafı olan, düşmana karşı ondan yardım diledi. Musa da ötekine bir yumruk indirip onun ölümüne sebep oldu. "Bu, şeytan işidir. O, gerçekten saptırıcı, apaçık bir düşmandır" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

(Musa), halkının habersiz olduğu bir sırada şehre girmiş ve orada biri kendi tarafından (yakınlarından), diğeri düşmanı tarafından olan iki adamı dövüşür bulmuştu. Kendi tarafından (yakınlarından) olanın, düşmanına karşı ondan yardım istemesi üzerine, (Musa, o) kişiyi itekleyip işini bitirmişti (ölümüne sebep olmuştu). (Sonunda) “Bu, şeytan işidir. Şüphesiz ki o, apaçık saptırıcı bir düşmandır.” demişti.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

And he entered the city at a time when its people were not watching: and he found there two men fighting,- one of his own religion, and the other, of his foes. Now the man of his own religion appealed to him against his foe, and Moses struck him with his fist and made an end of him. He said: "This is a work of Evil (Satan): for he is an enemy that manifestly misleads!"

A. Yusuf Alipublic-domain

He entered the city, unnoticed by its people, and found two men fighting: one from his own people, the other an enemy. The one from his own people cried out to him for help against the enemy. Moses struck him with his fist and killed him. He said, ‘This must be Satan’s work: clearly he is a misleading enemy.’

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And he entered the city at a time of carelessness of its folk, and he found therein two men fighting, one of his own caste, and the other of his enemies; and he who was of his caste asked him for help against him who was of his enemies. So Moses struck him with his fist and killed him. He said: This is of the devil's doing. Lo! he is an enemy, a mere misleader.

M. Pickthallpublic-domain

And he entered the city at a time of inattention by its people and found therein two men fighting: one from his faction and one from among his enemy. And the one from his faction called for help to him against the one from his enemy, so Moses struck him and [unintentionally] killed him. [Moses] said, "This is from the work of Satan. Indeed, he is a manifest, misleading enemy."

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

ودخل موسى المدينة مستخفيًا وقت غفلة أهلها، فوجد فيها رجلين يقتتلان: أحدهما من قوم موسى من بني إسرائيل، والآخر من قوم فرعون، فطلب الذي من قوم موسى النصر على الذي من عدوه، فضربه موسى بجُمْع كفِّه فمات، قال موسى حين قتله: هذا من نزغ الشيطان، بأن هيَّج غضبي، حتى ضربت هذا فهلك، إن الشيطان عدو لابن آدم، مضل عن سبيل الرشاد، ظاهر العداوة. وهذا العمل من موسى عليه السلام كان قبل النبوة.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?