← Sure 6

6:145

قُل لَّآ أَجِدُ فِى مَآ أُوحِىَ إِلَىَّ مُحَرَّمًا عَلَىٰ طَاعِمٍ يَطْعَمُهُۥٓ إِلَّآ أَن يَكُونَ مَيْتَةً أَوْ دَمًا مَّسْفُوحًا أَوْ لَحْمَ خِنزِيرٍ فَإِنَّهُۥ رِجْسٌ أَوْ فِسْقًا أُهِلَّ لِغَيْرِ ٱللَّهِ بِهِۦ ۚ فَمَنِ ٱضْطُرَّ غَيْرَ بَاغٍ وَلَا عَادٍ فَإِنَّ رَبَّكَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

Kelime kelime

قُل
de ki
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قُلFiilemir، 2. tekil eril
لَّآ
bulamıyorum
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَّآEdatolumsuzluk
أَجِدُ
bulurum
Fiil
Kök: وجد
Dilbilgisi (i'rab)
أَجِدُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. tekil
فِى
şeyde
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىEdatharf-i cer (edat)
مَآ
şeyi
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَآİsimism-i mevsûl
أُوحِىَ
vahyolunan
Fiil
Kök: وحي
Dilbilgisi (i'rab)
أُوحِىَFiilmâzî (geçmiş)، meçhul (edilgen)، 3. tekil eril
إِلَىَّ
bana
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَىَّEdatharf-i cer (edat)
İsimzamir، son ek، 1. tekil
مُحَرَّمًا
bir haramlık
İsim
Kök: حرم
Dilbilgisi (i'rab)
مُحَرَّمًاİsimism-i mef'ûl (edilgen ortaç)، eril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
عَلَىٰ
üzerine
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَىٰEdatharf-i cer (edat)
طَاعِمٍ
yemek
İsim
Kök: طعم
Dilbilgisi (i'rab)
طَاعِمٍİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
يَطْعَمُهُۥٓ
yiyen kimse
Fiil
Kök: طعم
Dilbilgisi (i'rab)
يَطْعَمُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
هُۥٓİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
إِلَّآ
ancak hariçtir
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَّآEdatistisnâ (illâ)
أَن
olması
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنEdatmasdar bağlacı
يَكُونَ
olmalı
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
يَكُونَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
مَيْتَةً
leş
İsim
Kök: موت
Dilbilgisi (i'rab)
مَيْتَةًİsimdişil tekil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
أَوْ
yahut
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَوْEdatatıf bağlacı
دَمًا
kan
İsim
Kök: دمو
Dilbilgisi (i'rab)
دَمًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
مَّسْفُوحًا
akıtılmış
İsim
Kök: سفح
Dilbilgisi (i'rab)
مَّسْفُوحًاİsimism-i mef'ûl (edilgen ortaç)، eril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)، sıfat
أَوْ
yahut
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَوْEdatatıf bağlacı
لَحْمَ
eti
İsim
Kök: لحم
Dilbilgisi (i'rab)
لَحْمَİsimeril، mansûb (akuzatif)
خِنزِيرٍ
domuz
İsim
Kök: خنزر
Dilbilgisi (i'rab)
خِنزِيرٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
فَإِنَّهُۥ
pistir-ki şüphesiz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
هُۥİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
رِجْسٌ
pistir
İsim
Kök: رجس
Dilbilgisi (i'rab)
رِجْسٌİsimeril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
أَوْ
ya da
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَوْEdatatıf bağlacı
فِسْقًا
bir fısk
İsim
Kök: فسق
Dilbilgisi (i'rab)
فِسْقًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
أُهِلَّ
boğazlanmış
Fiil
Kök: هلل
Dilbilgisi (i'rab)
أُهِلَّFiilmâzî (geçmiş)، meçhul (edilgen)، 3. tekil eril
لِغَيْرِ
başkası adına
İsim
Kök: غير
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
غَيْرِİsimeril، mecrûr (genitif)
ٱللَّهِ
Allah'tan
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهِİsimözel isim، mecrûr (genitif)
بِهِۦ
onun
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هِۦİsimzamir، 3. tekil eril
فَمَنِ
ama kim
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
مَنِİsimşart
ٱضْطُرَّ
çaresiz kalırsa (yiyebilir)
Fiil
Kök: ضرر
Dilbilgisi (i'rab)
ٱضْطُرَّFiilmâzî (geçmiş)، meçhul (edilgen)، 3. tekil eril
غَيْرَ
saldırmaksızın
İsim
Kök: غير
Dilbilgisi (i'rab)
غَيْرَİsimeril، mansûb (akuzatif)
بَاغٍ
arzulayarak
İsim
Kök: بغي
Dilbilgisi (i'rab)
بَاغٍİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
وَلَا
ve
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَاEdatolumsuzluk
عَادٍ
sınırı aşmaksızın
İsim
Kök: عدو
Dilbilgisi (i'rab)
عَادٍİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
فَإِنَّ
çünkü
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatcevap (netice)، ön ek
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
رَبَّكَ
Rabbin
İsim
Kök: ربب
Dilbilgisi (i'rab)
رَبَّİsimeril، mansûb (akuzatif)
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
غَفُورٌ
bağışlayandır
İsim
Kök: غفر
Dilbilgisi (i'rab)
غَفُورٌİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
رَّحِيمٌ
esirgeyendir
İsim
Kök: رحم
Dilbilgisi (i'rab)
رَّحِيمٌİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)، sıfat

Meal

TR

De ki: "Bana vahyolunanda, leş, akıtılmış kan, domuz eti ki pistir ve günah işlenerek Allah'tan başkası adına kesilen hayvandan başkasını yemenin haram olduğuna dair bir emir bulamıyorum; fakat darda kalan, başkasının payına el uzatmamak ve zaruret miktarını aşmamak üzere bunlardan da yiyebilir." Doğrusu Rabbin bağışlar ve merhamet eder.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

De ki: "Bana vahyolunanda, (bu haram dediklerinizi) yiyen kimse için haram edilmiş bir şey bulamıyorum. Ancak leş, veya akıtılmış kan, yahut domuz etiki bu gerçekten pistir yahut Allah'tan başkası adına kesilmiş bir hayvan olursa, bunlar haramdır. Ama kim çaresiz kalırsa, (başkasının hakkına) tecavüz etmemek ve zaruret sınırını aşmamak üzere (bunlardan yiyebilir)" Çünkü Rabbin çok bağışlayandır, merhamet edendir.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

De ki: “Bana vahyolunanda, leş veya akıtılmış kan veya domuz eti –ki bu pisliğin kendisidir– ya da günah işlenerek Allah’tan başkası adına kesilmiş bir hayvandan başka, onu yiyecek kimseye haram kılınmış bir şey bulamıyorum.” (Ancak) azgınlık yapmayacak ve sınırı aşmayacak şekilde kim (bunlardan yemek) zorunda kalırsa, (bilsin ki) Rabbin çok bağışlayandır, çok merhametlidir.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Say: "I find not in the message received by me by inspiration any (meat) forbidden to be eaten by one who wishes to eat it, unless it be dead meat, or blood poured forth, or the flesh of swine,- for it is an abomination - or, what is impious, (meat) on which a name has been invoked, other than Allah's". But (even so), if a person is forced by necessity, without wilful disobedience, nor transgressing due limits,- thy Lord is Oft-forgiving, Most Merciful.

A. Yusuf Alipublic-domain

[Prophet], say, ‘In all that has been revealed to me, I find nothing forbidden for people to eat, except for carrion, flowing blood, pig’s meat- it is loathsome- or a sinful offering over which any name other than God’s has been invoked.’ But if someone is forced by hunger, rather than desire or excess, then God is most forgiving and most merciful.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Say: I find not in that which is revealed unto me aught prohibited to an eater that he eat thereof, except it be carrion, or blood poured forth, or swineflesh - for that verily is foul - or the abomination which was immolated to the name of other than Allah. But whoso is compelled (thereto), neither craving nor transgressing, (for him) lo! thy Lord is Forgiving, Merciful.

M. Pickthallpublic-domain

Say, "I do not find within that which was revealed to me [anything] forbidden to one who would eat it unless it be a dead animal or blood spilled out or the flesh of swine - for indeed, it is impure - or it be [that slaughtered in] disobedience, dedicated to other than Allāh. But whoever is forced [by necessity], neither desiring [it] nor transgressing [its limit], then indeed, your Lord is Forgiving and Merciful."

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

قل -أيها الرسول-: إني لا أجد فيما أوحى الله إليَّ شيئًا محرمًا على من يأكله مما تذكرون أنه حُرِّم من الأنعام، إلا أن يكون قد مات بغير تذكية، أو يكون دمًا مراقًا، أو يكون لحم خنزير فإنه نجس، أو الذي كانت ذكاته خروجًا عن طاعة الله تعالى؛ كما إذا كان المذبوح قد ذكر عليه اسم غير الله عند الذبح. فمن اضطر إلى الأكل من هذه المحرمات بسبب الجوع الشديد غير طالب بأكله منها تلذذًا، ولا متجاوز حد الضرورة، فإن الله تعالى غفور له، رحيم به. وقد ثبت - فيما بعد - بالسنة تحريم كل ذي ناب من السباع، ومخلب من الطير، والحمر الأهلية، والكلاب.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?