84.الإنشقاق
الإنشقاقمكية · 25 آية
- 1
إِذَا ٱلسَّمَآءُ ٱنشَقَّتْ
84:1
When the sky is rent asunder,
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Gök yarılıp Rabbine boyun eğdiği zaman, ki gök boyun eğecektir.
Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved
Gök yarıldığı,
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
When the sky is ripped apart,
M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved
Gök yarıldığı zaman,
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
When the heaven is split asunder
M. Pickthall · EN · public-domain
When the sky has split [open]
Saheeh International · EN · all-rights-reserved
إذا السماء تصدَّعت، وتفطَّرت بالغمام يوم القيامة، وأطاعت أمر ربها فيما أمرها به من الانشقاق، وحُقَّ لها أن تنقاد لأمره. وإذا الأرض بُسطت وَوُسِّعت، ودكت جبالها في ذلك اليوم، وقذفت ما في بطنها من الأموات، وتخلَّتْ عنهم، وانقادت لربها فيما أمرها به، وحُقَّ لها أن تنقاد لأمره.
Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution
- 2
وَأَذِنَتْ لِرَبِّهَا وَحُقَّتْ
84:2
And hearkens to (the Command of) its Lord, and it must needs (do so);-
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Gök yarılıp Rabbine boyun eğdiği zaman, ki gök boyun eğecektir.
Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved
Rabbini dinleyip kendisine yaraşır şekilde boyun eğdiği vakit,
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
obeying its Lord as it rightly must,
M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved
Rabbin(in emrin)e kulak verip (hüküm)
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And attentive to her Lord in fear,
M. Pickthall · EN · public-domain
And has listened [i.e., responded] to its Lord and was obligated [to do so]
Saheeh International · EN · all-rights-reserved
إذا السماء تصدَّعت، وتفطَّرت بالغمام يوم القيامة، وأطاعت أمر ربها فيما أمرها به من الانشقاق، وحُقَّ لها أن تنقاد لأمره. وإذا الأرض بُسطت وَوُسِّعت، ودكت جبالها في ذلك اليوم، وقذفت ما في بطنها من الأموات، وتخلَّتْ عنهم، وانقادت لربها فيما أمرها به، وحُقَّ لها أن تنقاد لأمره.
Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution
- 3
وَإِذَا ٱلْأَرْضُ مُدَّتْ
84:3
And when the earth is flattened out,
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Yer düzeltilip, içinde olanları dışarı atarak boşaldığı zaman ve yer Rabbine boyun eğdiği zaman, ki yer boyun eğecektir
Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved
Yer uzatılıp düzlendiği,
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
when the earth is levelled out,
M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved
Yer genişletilerek yayıldığı zaman,
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And when the earth is spread out
M. Pickthall · EN · public-domain
And when the earth has been extended
Saheeh International · EN · all-rights-reserved
إذا السماء تصدَّعت، وتفطَّرت بالغمام يوم القيامة، وأطاعت أمر ربها فيما أمرها به من الانشقاق، وحُقَّ لها أن تنقاد لأمره. وإذا الأرض بُسطت وَوُسِّعت، ودكت جبالها في ذلك اليوم، وقذفت ما في بطنها من الأموات، وتخلَّتْ عنهم، وانقادت لربها فيما أمرها به، وحُقَّ لها أن تنقاد لأمره.
Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution
- 4
وَأَلْقَتْ مَا فِيهَا وَتَخَلَّتْ
84:4
And casts forth what is within it and becomes (clean) empty,
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Yer düzeltilip, içinde olanları dışarı atarak boşaldığı zaman ve yer Rabbine boyun eğdiği zaman, ki yer boyun eğecektir
Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved
İçinde ne varsa attığı ve tamamen boşaldığı
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
casts out its contents, and becomes empty,
M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved
İçindekileri dışarı atıp boşaldığı(nda),
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And hath cast out all that was in her, and is empty
M. Pickthall · EN · public-domain
And has cast out that within it and relinquished [it].
Saheeh International · EN · all-rights-reserved
إذا السماء تصدَّعت، وتفطَّرت بالغمام يوم القيامة، وأطاعت أمر ربها فيما أمرها به من الانشقاق، وحُقَّ لها أن تنقاد لأمره. وإذا الأرض بُسطت وَوُسِّعت، ودكت جبالها في ذلك اليوم، وقذفت ما في بطنها من الأموات، وتخلَّتْ عنهم، وانقادت لربها فيما أمرها به، وحُقَّ لها أن تنقاد لأمره.
Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution
- 5
وَأَذِنَتْ لِرَبِّهَا وَحُقَّتْ
84:5
And hearkens to (the Command of) its Lord,- and it must needs (do so);- (then will come Home the full reality).
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Yer düzeltilip, içinde olanları dışarı atarak boşaldığı zaman ve yer Rabbine boyun eğdiği zaman, ki yer boyun eğecektir
Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved
Ve Rabbini dinleyip kendisine yaraşır şekilde boyun eğdiği vakit,
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
obeying its Lord as it rightly must,
M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved
Rabbin(in emrin)e kulak verip (hüküm) gerçekleştirildiği(nde mahşerde toplanacaksınız).
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And attentive to her Lord in fear!
M. Pickthall · EN · public-domain
And has listened [i.e., responded] to its Lord and was obligated [to do so] -
Saheeh International · EN · all-rights-reserved
إذا السماء تصدَّعت، وتفطَّرت بالغمام يوم القيامة، وأطاعت أمر ربها فيما أمرها به من الانشقاق، وحُقَّ لها أن تنقاد لأمره. وإذا الأرض بُسطت وَوُسِّعت، ودكت جبالها في ذلك اليوم، وقذفت ما في بطنها من الأموات، وتخلَّتْ عنهم، وانقادت لربها فيما أمرها به، وحُقَّ لها أن تنقاد لأمره.
Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution
- 6
يَـٰٓأَيُّهَا ٱلْإِنسَـٰنُ إِنَّكَ كَادِحٌ إِلَىٰ رَبِّكَ كَدْحًا فَمُلَـٰقِيهِ
84:6
O thou man! Verily thou art ever toiling on towards thy Lord- painfully toiling,- but thou shalt meet Him.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Ey insanoğlu! Sen Rabbine kavuşuncaya kadar çalışıp çabalarsın, sonunda O'na kavuşacaksın.
Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved
Ey insan! Kuşkusuz sen Rabbine doğru çaba üstüne çaba sarfetmektesin, nihayet O'na varacaksın.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
you humans, toiling laboriously towards your Lord, will meet Him:
M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved
Ey insan! Şüphesiz ki Rabbine (giden yolda) çaba üstüne çaba gösteriyorsun ve (sonunda) O’na varacaksın.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Thou, verily, O man, art working toward thy Lord a work which thou wilt meet (in His presence).
M. Pickthall · EN · public-domain
O mankind, indeed you are laboring toward your Lord with [great] exertion and will meet it.
Saheeh International · EN · all-rights-reserved
يا أيها الإنسان إنك ساعٍ إلى الله، وعامل أعمالا من خير أو شر، ثم تلاقي الله يوم القيامة، فيجازيك بعملك بفضله أو عدله.
Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution
- 7
فَأَمَّا مَنْ أُوتِىَ كِتَـٰبَهُۥ بِيَمِينِهِۦ
84:7
Then he who is given his Record in his right hand,
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Amel defteri kendisine sağından verilen kimse, kolay geçireceği bir hesaba çekilir ve arkadaşlarının yanına sevinçle döner.
Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved
O vakit kitabı sağ eline verilen,
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
whoever is given his record in his right hand
M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved
Kimin kitabı (amel defteri), sağından verilirse,
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Then whoso is given his account in his right hand
M. Pickthall · EN · public-domain
Then as for he who is given his record in his right hand,
Saheeh International · EN · all-rights-reserved
فأما من أعطي صحيفة أعماله بيمينه، وهو مؤمن بربه، فسوف يحاسب حسابًا سهلا ويرجع إلى أهله في الجنة مسرورًا.
Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution
- 8
فَسَوْفَ يُحَاسَبُ حِسَابًا يَسِيرًا
84:8
Soon will his account be taken by an easy reckoning,
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Amel defteri kendisine sağından verilen kimse, kolay geçireceği bir hesaba çekilir ve arkadaşlarının yanına sevinçle döner.
Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved
Kolay bir hesapla hesaba çekilecek,
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
will have an easy reckoning
M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved
İleride kolay bir hesapla hesaba çekilecek,
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
He truly will receive an easy reckoning
M. Pickthall · EN · public-domain
He will be judged with an easy account
Saheeh International · EN · all-rights-reserved
فأما من أعطي صحيفة أعماله بيمينه، وهو مؤمن بربه، فسوف يحاسب حسابًا سهلا ويرجع إلى أهله في الجنة مسرورًا.
Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution
- 9
وَيَنقَلِبُ إِلَىٰٓ أَهْلِهِۦ مَسْرُورًا
84:9
And he will turn to his people, rejoicing!
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Amel defteri kendisine sağından verilen kimse, kolay geçireceği bir hesaba çekilir ve arkadaşlarının yanına sevinçle döner.
Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved
Ve sevinçli olarak ailesine dönecektir.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
and return to his people well pleased,
M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved
Sevinçli (bir şekilde cennetteki) ailesine dönecektir.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And will return unto his folk in joy.
M. Pickthall · EN · public-domain
And return to his people in happiness.
Saheeh International · EN · all-rights-reserved
فأما من أعطي صحيفة أعماله بيمينه، وهو مؤمن بربه، فسوف يحاسب حسابًا سهلا ويرجع إلى أهله في الجنة مسرورًا.
Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution
- 10
وَأَمَّا مَنْ أُوتِىَ كِتَـٰبَهُۥ وَرَآءَ ظَهْرِهِۦ
84:10
But he who is given his Record behind his back,-
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Ama amel defteri kendisine arkasından verilen kimse: "Mahvoldum" diye bağırır ve çılgın alevli cehenneme girer.
Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved
Ama kitabı arkasından verilen,
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
but whoever is given his record from behind his back
M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved
Kimin de kitabı (amel defteri)
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
But whoso is given his account behind his back,
M. Pickthall · EN · public-domain
But as for he who is given his record behind his back,
Saheeh International · EN · all-rights-reserved
وأمَّا مَن أُعطي صحيفة أعماله من وراء ظهره، وهو الكافر بالله، فسوف يدعو بالهلاك والثبور، ويدخل النار مقاسيًا حرها. إنه كان في أهله في الدنيا مسرورًا مغرورًا، لا يفكر في العواقب، إنه ظنَّ أن لن يرجع إلى خالقه حيا للحساب. بلى سيعيده الله كما بدأه ويجازيه على أعماله، إن ربه كان به بصيرًا عليمًا بحاله من يوم خلقه إلى أن بعثه.
Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution
- 11
فَسَوْفَ يَدْعُوا۟ ثُبُورًا
84:11
Soon will he cry for perdition,
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Ama amel defteri kendisine arkasından verilen kimse: "Mahvoldum" diye bağırır ve çılgın alevli cehenneme girer.
Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved
"Yetiş ey ölüm!" diye bağıracak
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
will cry out for destruction––
M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved
Hemen yok olmayı dileyecek,
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
He surely will invoke destruction
M. Pickthall · EN · public-domain
He will cry out for destruction
Saheeh International · EN · all-rights-reserved
وأمَّا مَن أُعطي صحيفة أعماله من وراء ظهره، وهو الكافر بالله، فسوف يدعو بالهلاك والثبور، ويدخل النار مقاسيًا حرها. إنه كان في أهله في الدنيا مسرورًا مغرورًا، لا يفكر في العواقب، إنه ظنَّ أن لن يرجع إلى خالقه حيا للحساب. بلى سيعيده الله كما بدأه ويجازيه على أعماله، إن ربه كان به بصيرًا عليمًا بحاله من يوم خلقه إلى أن بعثه.
Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution
- 12
وَيَصْلَىٰ سَعِيرًا
84:12
And he will enter a Blazing Fire.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Ama amel defteri kendisine arkasından verilen kimse: "Mahvoldum" diye bağırır ve çılgın alevli cehenneme girer.
Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved
Ve alevli ateşe girecektir.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
he will burn in the blazing Fire.
M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved
Alevli ateşe girecektir.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And be thrown to scorching fire.
M. Pickthall · EN · public-domain
And [enter to] burn in a Blaze.
Saheeh International · EN · all-rights-reserved
وأمَّا مَن أُعطي صحيفة أعماله من وراء ظهره، وهو الكافر بالله، فسوف يدعو بالهلاك والثبور، ويدخل النار مقاسيًا حرها. إنه كان في أهله في الدنيا مسرورًا مغرورًا، لا يفكر في العواقب، إنه ظنَّ أن لن يرجع إلى خالقه حيا للحساب. بلى سيعيده الله كما بدأه ويجازيه على أعماله، إن ربه كان به بصيرًا عليمًا بحاله من يوم خلقه إلى أن بعثه.
Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution
- 13
إِنَّهُۥ كَانَ فِىٓ أَهْلِهِۦ مَسْرُورًا
84:13
Truly, did he go about among his people, rejoicing!
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Çünkü o, dünyada, adamlarının yanında iken zevk içindeydi.
Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved
Çünkü o ailesi içinde sevinçli idi.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
He used to live among his people well pleased.
M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved
Şüphesiz ki o, (dünyadayken) ailesinin (arkadaşlarının) içinde çok mutluydu.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
He verily lived joyous with his folk,
M. Pickthall · EN · public-domain
Indeed, he had [once] been among his people in happiness;
Saheeh International · EN · all-rights-reserved
وأمَّا مَن أُعطي صحيفة أعماله من وراء ظهره، وهو الكافر بالله، فسوف يدعو بالهلاك والثبور، ويدخل النار مقاسيًا حرها. إنه كان في أهله في الدنيا مسرورًا مغرورًا، لا يفكر في العواقب، إنه ظنَّ أن لن يرجع إلى خالقه حيا للحساب. بلى سيعيده الله كما بدأه ويجازيه على أعماله، إن ربه كان به بصيرًا عليمًا بحاله من يوم خلقه إلى أن بعثه.
Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution
- 14
إِنَّهُۥ ظَنَّ أَن لَّن يَحُورَ
84:14
Truly, did he think that he would not have to return (to Us)!
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Zira; o, bir daha dirilip dönmeyeceğini sanmıştı.
Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved
Hiç Rabbine dönmeyeceğini sanmıştı.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
He thought he would never return [to his Lord]––
M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved
Şüphesiz ki o, (Rabbine) dönmeyeceğini sanıyordu.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
He verily deemed that he would never return (unto Allah).
M. Pickthall · EN · public-domain
Indeed, he had thought he would never return [to Allāh].
Saheeh International · EN · all-rights-reserved
وأمَّا مَن أُعطي صحيفة أعماله من وراء ظهره، وهو الكافر بالله، فسوف يدعو بالهلاك والثبور، ويدخل النار مقاسيًا حرها. إنه كان في أهله في الدنيا مسرورًا مغرورًا، لا يفكر في العواقب، إنه ظنَّ أن لن يرجع إلى خالقه حيا للحساب. بلى سيعيده الله كما بدأه ويجازيه على أعماله، إن ربه كان به بصيرًا عليمًا بحاله من يوم خلقه إلى أن بعثه.
Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution
- 15
بَلَىٰٓ إِنَّ رَبَّهُۥ كَانَ بِهِۦ بَصِيرًا
84:15
Nay, nay! for his Lord was (ever) watchful of him!
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Bilin ki, Rabbi onu şüphesiz görmekteydi.
Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved
Hayır Rabbi onu görmekte idi.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
indeed he will! His Lord was watching him.
M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved
Hayır! Şüphesiz ki Rabbi onu görendir.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Nay, but lo! his Lord is ever looking on him!
M. Pickthall · EN · public-domain
But yes! Indeed, his Lord was ever, of him, Seeing.
Saheeh International · EN · all-rights-reserved
وأمَّا مَن أُعطي صحيفة أعماله من وراء ظهره، وهو الكافر بالله، فسوف يدعو بالهلاك والثبور، ويدخل النار مقاسيًا حرها. إنه كان في أهله في الدنيا مسرورًا مغرورًا، لا يفكر في العواقب، إنه ظنَّ أن لن يرجع إلى خالقه حيا للحساب. بلى سيعيده الله كما بدأه ويجازيه على أعماله، إن ربه كان به بصيرًا عليمًا بحاله من يوم خلقه إلى أن بعثه.
Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution
- 16
فَلَآ أُقْسِمُ بِٱلشَّفَقِ
84:16
So I do call to witness the ruddy glow of Sunset;
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Akşamın alaca karanlığına and olsun;
Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved
Şimdi, yemin ederim o şafağa,
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
I swear by the glow of sunset,
M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved
Hayır!
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Oh, I swear by the afterglow of sunset,
M. Pickthall · EN · public-domain
So I swear by the twilight glow
Saheeh International · EN · all-rights-reserved
أقسم الله تعالى باحمرار الأفق عند الغروب، وبالليل وما جمع من الدواب والحشرات والهوام وغير ذلك، وبالقمر إذا تكامل نوره، لتركبُنَّ- أيها الناس- أطوارا متعددة وأحوالا متباينة: من النطفة إلى العلقة إلى المضغة إلى نفخ الروح إلى الموت إلى البعث والنشور. ولا يجوز للمخلوق أن يقسم بغير الله، ولو فعل ذلك لأشرك.
Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution
- 17
وَٱلَّيْلِ وَمَا وَسَقَ
84:17
The Night and its Homing;
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Geceye ve gecenin içinde olan şeylere and olsun;
Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved
Geceye ve içinde barındırdığı şeylere,
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
by the night and what it covers,
M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved
Geceye ve topladığı (örttüğü)
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And by the night and all that it enshroudeth,
M. Pickthall · EN · public-domain
And [by] the night and what it envelops
Saheeh International · EN · all-rights-reserved
أقسم الله تعالى باحمرار الأفق عند الغروب، وبالليل وما جمع من الدواب والحشرات والهوام وغير ذلك، وبالقمر إذا تكامل نوره، لتركبُنَّ- أيها الناس- أطوارا متعددة وأحوالا متباينة: من النطفة إلى العلقة إلى المضغة إلى نفخ الروح إلى الموت إلى البعث والنشور. ولا يجوز للمخلوق أن يقسم بغير الله، ولو فعل ذلك لأشرك.
Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution
- 18
وَٱلْقَمَرِ إِذَا ٱتَّسَقَ
84:18
And the Moon in her fullness:
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Dolunay halindeki aya and olsun ki:
Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved
Derlendiği zaman o aya,
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
by the full moon,
M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved
Dolunay halindeki aya ki
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And by the moon when she is at the full,
M. Pickthall · EN · public-domain
And [by] the moon when it becomes full
Saheeh International · EN · all-rights-reserved
أقسم الله تعالى باحمرار الأفق عند الغروب، وبالليل وما جمع من الدواب والحشرات والهوام وغير ذلك، وبالقمر إذا تكامل نوره، لتركبُنَّ- أيها الناس- أطوارا متعددة وأحوالا متباينة: من النطفة إلى العلقة إلى المضغة إلى نفخ الروح إلى الموت إلى البعث والنشور. ولا يجوز للمخلوق أن يقسم بغير الله، ولو فعل ذلك لأشرك.
Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution
- 19
لَتَرْكَبُنَّ طَبَقًا عَن طَبَقٍ
84:19
Ye shall surely travel from stage to stage.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Şüphesiz siz bir durumdan diğerine uğratılacaksınız. (tabakadan tabakaya bineceksiniz)
Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved
Ki, siz elbette halden hale geçeceksiniz.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
you will progress from stage to stage.
M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved
Siz elbette bir hâlden (başka) bir hâle geçeceksiniz.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
That ye shall journey on from plane to plane.
M. Pickthall · EN · public-domain
[That] you will surely embark upon [i.e., experience] state after state.
Saheeh International · EN · all-rights-reserved
أقسم الله تعالى باحمرار الأفق عند الغروب، وبالليل وما جمع من الدواب والحشرات والهوام وغير ذلك، وبالقمر إذا تكامل نوره، لتركبُنَّ- أيها الناس- أطوارا متعددة وأحوالا متباينة: من النطفة إلى العلقة إلى المضغة إلى نفخ الروح إلى الموت إلى البعث والنشور. ولا يجوز للمخلوق أن يقسم بغير الله، ولو فعل ذلك لأشرك.
Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution
- 20
فَمَا لَهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ
84:20
What then is the matter with them, that they believe not?-
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Onlara ne oluyor da inanmıyorlar?
Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved
Böyleyken onlar neden acaba iman etmezler?
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
So why do they not believe?
M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved
Onlara ne oluyor da inanmıyorlar!
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
What aileth them, then, that they believe not
M. Pickthall · EN · public-domain
So what is [the matter] with them [that] they do not believe,
Saheeh International · EN · all-rights-reserved
فأيُّ شيء يمنعهم من الإيمان بالله واليوم الآخر بعد ما وُضِّحت لهم الآيات؟ وما لهم إذا قرئ عليهم القرآن لا يسجدون لله، ولا يسلِّمُون بما جاء فيه؟ إنما سجية الذين كفروا التكذيب ومخالفة الحق. والله أعلم بما يكتمون في صدورهم من العناد مع علمهم بأن ما جاء به القرآن حق، فبشرهم -أيها الرسول- بأن الله- عز وجل- قد أعدَّ لهم عذابًا موجعًا، لكن الذين آمنوا بالله ورسوله وأدَّوْا ما فرضه الله عليهم، لهم أجر في الآخرة غير مقطوع ولا منقوص.
Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution
- 21
وَإِذَا قُرِئَ عَلَيْهِمُ ٱلْقُرْءَانُ لَا يَسْجُدُونَ ۩
84:21
And when the Qur'an is read to them, they fall not prostrate,
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Onlara Kuran okunduğu zaman neden secde etmiyorlar?
Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved
Karşılarında Kur'ân okunduğu vakit secde etmezler?
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Why, when the Quran is read to them, do they not prostrate themselves [to God]?
M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved
Kendilerine Kur’an okunduğu zaman secde de etmiyorlar!
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And, when the Qur'an is recited unto them, worship not (Allah)?
M. Pickthall · EN · public-domain
And when the Qur’ān is recited to them, they do not prostrate [to Allāh]?
Saheeh International · EN · all-rights-reserved
فأيُّ شيء يمنعهم من الإيمان بالله واليوم الآخر بعد ما وُضِّحت لهم الآيات؟ وما لهم إذا قرئ عليهم القرآن لا يسجدون لله، ولا يسلِّمُون بما جاء فيه؟ إنما سجية الذين كفروا التكذيب ومخالفة الحق. والله أعلم بما يكتمون في صدورهم من العناد مع علمهم بأن ما جاء به القرآن حق، فبشرهم -أيها الرسول- بأن الله- عز وجل- قد أعدَّ لهم عذابًا موجعًا، لكن الذين آمنوا بالله ورسوله وأدَّوْا ما فرضه الله عليهم، لهم أجر في الآخرة غير مقطوع ولا منقوص.
Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution
- 22
بَلِ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ يُكَذِّبُونَ
84:22
But on the contrary the Unbelievers reject (it).
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Aksine, inkarcılar yalanlıyorlar.
Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved
Aksine o nankörler yalanlıyorlar.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
No! The disbelievers reject the Quran––
M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved
Aksine o kâfir olanlar yalanlıyorlar.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Nay, but those who disbelieve will deny;
M. Pickthall · EN · public-domain
But those who have disbelieved deny,
Saheeh International · EN · all-rights-reserved
فأيُّ شيء يمنعهم من الإيمان بالله واليوم الآخر بعد ما وُضِّحت لهم الآيات؟ وما لهم إذا قرئ عليهم القرآن لا يسجدون لله، ولا يسلِّمُون بما جاء فيه؟ إنما سجية الذين كفروا التكذيب ومخالفة الحق. والله أعلم بما يكتمون في صدورهم من العناد مع علمهم بأن ما جاء به القرآن حق، فبشرهم -أيها الرسول- بأن الله- عز وجل- قد أعدَّ لهم عذابًا موجعًا، لكن الذين آمنوا بالله ورسوله وأدَّوْا ما فرضه الله عليهم، لهم أجر في الآخرة غير مقطوع ولا منقوص.
Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution
- 23
وَٱللَّهُ أَعْلَمُ بِمَا يُوعُونَ
84:23
But Allah has full knowledge of what they secrete (in their breasts)
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Oysa, Allah, onların sakladıklarını çok iyi bilir.
Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved
Oysa Allah içlerinde sakladıklarını biliyor.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
God knows best what they keep hidden inside––
M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved
Allah onların gizlediği şeyleri çok iyi bilendir.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And Allah knoweth best what they are hiding.
M. Pickthall · EN · public-domain
And Allāh is most knowing of what they keep within themselves.
Saheeh International · EN · all-rights-reserved
فأيُّ شيء يمنعهم من الإيمان بالله واليوم الآخر بعد ما وُضِّحت لهم الآيات؟ وما لهم إذا قرئ عليهم القرآن لا يسجدون لله، ولا يسلِّمُون بما جاء فيه؟ إنما سجية الذين كفروا التكذيب ومخالفة الحق. والله أعلم بما يكتمون في صدورهم من العناد مع علمهم بأن ما جاء به القرآن حق، فبشرهم -أيها الرسول- بأن الله- عز وجل- قد أعدَّ لهم عذابًا موجعًا، لكن الذين آمنوا بالله ورسوله وأدَّوْا ما فرضه الله عليهم، لهم أجر في الآخرة غير مقطوع ولا منقوص.
Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution
- 24
فَبَشِّرْهُم بِعَذَابٍ أَلِيمٍ
84:24
So announce to them a Penalty Grievous,
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Onlara can yakıcı azabı müjde et.
Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved
Onun için onlara elem verici bir azabı müjdele.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
so give them news of a painful torment.
M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved
Onlara elem verici bir azabı müjdele!
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
So give them tidings of a painful doom,
M. Pickthall · EN · public-domain
So give them tidings of a painful punishment,
Saheeh International · EN · all-rights-reserved
فأيُّ شيء يمنعهم من الإيمان بالله واليوم الآخر بعد ما وُضِّحت لهم الآيات؟ وما لهم إذا قرئ عليهم القرآن لا يسجدون لله، ولا يسلِّمُون بما جاء فيه؟ إنما سجية الذين كفروا التكذيب ومخالفة الحق. والله أعلم بما يكتمون في صدورهم من العناد مع علمهم بأن ما جاء به القرآن حق، فبشرهم -أيها الرسول- بأن الله- عز وجل- قد أعدَّ لهم عذابًا موجعًا، لكن الذين آمنوا بالله ورسوله وأدَّوْا ما فرضه الله عليهم، لهم أجر في الآخرة غير مقطوع ولا منقوص.
Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution
- 25
إِلَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ لَهُمْ أَجْرٌ غَيْرُ مَمْنُونٍۭ
84:25
Except to those who believe and work righteous deeds: For them is a Reward that will never fail.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Yalnız, inanıp yararlı işler işleyenlere, onlara, kesintisiz ecir vardır.
Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved
Ancak iman edip iyi ameller işleyenler başkadır. Onlara tükenmez bir ecir vardır.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
But those who believe and do good deeds will have a never-ending reward.
M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved
İman edip iyi işler yapanlar başkadır; onlar için başa kakılmayan (kesintisiz) bir ödül vardır.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Save those who believe and do good works, for theirs is a reward unfailing.
M. Pickthall · EN · public-domain
Except for those who believe and do righteous deeds. For them is a reward uninterrupted.
Saheeh International · EN · all-rights-reserved
فأيُّ شيء يمنعهم من الإيمان بالله واليوم الآخر بعد ما وُضِّحت لهم الآيات؟ وما لهم إذا قرئ عليهم القرآن لا يسجدون لله، ولا يسلِّمُون بما جاء فيه؟ إنما سجية الذين كفروا التكذيب ومخالفة الحق. والله أعلم بما يكتمون في صدورهم من العناد مع علمهم بأن ما جاء به القرآن حق، فبشرهم -أيها الرسول- بأن الله- عز وجل- قد أعدَّ لهم عذابًا موجعًا، لكن الذين آمنوا بالله ورسوله وأدَّوْا ما فرضه الله عليهم، لهم أجر في الآخرة غير مقطوع ولا منقوص.
Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution
مصدر النص العربي: Quran.com API v4 (public-domain)