All surahs

84.The Sundering

الإنشقاق

Meccan · 25 ayahs

Reading mode
  1. 1

    إِذَا ٱلسَّمَآءُ ٱنشَقَّتْ

    84:1

    When the sky is rent asunder,

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Gök yarılıp Rabbine boyun eğdiği zaman, ki gök boyun eğecektir.

    Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved

    Gök yarıldığı,

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    When the sky is ripped apart,

    M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved

    Gök yarıldığı zaman,

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    When the heaven is split asunder

    M. Pickthall · EN · public-domain

    When the sky has split [open]

    Saheeh International · EN · all-rights-reserved

    إذا السماء تصدَّعت، وتفطَّرت بالغمام يوم القيامة، وأطاعت أمر ربها فيما أمرها به من الانشقاق، وحُقَّ لها أن تنقاد لأمره. وإذا الأرض بُسطت وَوُسِّعت، ودكت جبالها في ذلك اليوم، وقذفت ما في بطنها من الأموات، وتخلَّتْ عنهم، وانقادت لربها فيما أمرها به، وحُقَّ لها أن تنقاد لأمره.

    Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution

  2. 2

    وَأَذِنَتْ لِرَبِّهَا وَحُقَّتْ

    84:2

    And hearkens to (the Command of) its Lord, and it must needs (do so);-

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Gök yarılıp Rabbine boyun eğdiği zaman, ki gök boyun eğecektir.

    Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved

    Rabbini dinleyip kendisine yaraşır şekilde boyun eğdiği vakit,

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    obeying its Lord as it rightly must,

    M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved

    Rabbin(in emrin)e kulak verip (hüküm)

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    And attentive to her Lord in fear,

    M. Pickthall · EN · public-domain

    And has listened [i.e., responded] to its Lord and was obligated [to do so]

    Saheeh International · EN · all-rights-reserved

    إذا السماء تصدَّعت، وتفطَّرت بالغمام يوم القيامة، وأطاعت أمر ربها فيما أمرها به من الانشقاق، وحُقَّ لها أن تنقاد لأمره. وإذا الأرض بُسطت وَوُسِّعت، ودكت جبالها في ذلك اليوم، وقذفت ما في بطنها من الأموات، وتخلَّتْ عنهم، وانقادت لربها فيما أمرها به، وحُقَّ لها أن تنقاد لأمره.

    Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution

  3. 3

    وَإِذَا ٱلْأَرْضُ مُدَّتْ

    84:3

    And when the earth is flattened out,

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Yer düzeltilip, içinde olanları dışarı atarak boşaldığı zaman ve yer Rabbine boyun eğdiği zaman, ki yer boyun eğecektir

    Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved

    Yer uzatılıp düzlendiği,

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    when the earth is levelled out,

    M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved

    Yer genişletilerek yayıldığı zaman,

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    And when the earth is spread out

    M. Pickthall · EN · public-domain

    And when the earth has been extended

    Saheeh International · EN · all-rights-reserved

    إذا السماء تصدَّعت، وتفطَّرت بالغمام يوم القيامة، وأطاعت أمر ربها فيما أمرها به من الانشقاق، وحُقَّ لها أن تنقاد لأمره. وإذا الأرض بُسطت وَوُسِّعت، ودكت جبالها في ذلك اليوم، وقذفت ما في بطنها من الأموات، وتخلَّتْ عنهم، وانقادت لربها فيما أمرها به، وحُقَّ لها أن تنقاد لأمره.

    Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution

  4. 4

    وَأَلْقَتْ مَا فِيهَا وَتَخَلَّتْ

    84:4

    And casts forth what is within it and becomes (clean) empty,

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Yer düzeltilip, içinde olanları dışarı atarak boşaldığı zaman ve yer Rabbine boyun eğdiği zaman, ki yer boyun eğecektir

    Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved

    İçinde ne varsa attığı ve tamamen boşaldığı

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    casts out its contents, and becomes empty,

    M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved

    İçindekileri dışarı atıp boşaldığı(nda),

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    And hath cast out all that was in her, and is empty

    M. Pickthall · EN · public-domain

    And has cast out that within it and relinquished [it].

    Saheeh International · EN · all-rights-reserved

    إذا السماء تصدَّعت، وتفطَّرت بالغمام يوم القيامة، وأطاعت أمر ربها فيما أمرها به من الانشقاق، وحُقَّ لها أن تنقاد لأمره. وإذا الأرض بُسطت وَوُسِّعت، ودكت جبالها في ذلك اليوم، وقذفت ما في بطنها من الأموات، وتخلَّتْ عنهم، وانقادت لربها فيما أمرها به، وحُقَّ لها أن تنقاد لأمره.

    Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution

  5. 5

    وَأَذِنَتْ لِرَبِّهَا وَحُقَّتْ

    84:5

    And hearkens to (the Command of) its Lord,- and it must needs (do so);- (then will come Home the full reality).

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Yer düzeltilip, içinde olanları dışarı atarak boşaldığı zaman ve yer Rabbine boyun eğdiği zaman, ki yer boyun eğecektir

    Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved

    Ve Rabbini dinleyip kendisine yaraşır şekilde boyun eğdiği vakit,

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    obeying its Lord as it rightly must,

    M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved

    Rabbin(in emrin)e kulak verip (hüküm) gerçekleştirildiği(nde mahşerde toplanacaksınız).

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    And attentive to her Lord in fear!

    M. Pickthall · EN · public-domain

    And has listened [i.e., responded] to its Lord and was obligated [to do so] -

    Saheeh International · EN · all-rights-reserved

    إذا السماء تصدَّعت، وتفطَّرت بالغمام يوم القيامة، وأطاعت أمر ربها فيما أمرها به من الانشقاق، وحُقَّ لها أن تنقاد لأمره. وإذا الأرض بُسطت وَوُسِّعت، ودكت جبالها في ذلك اليوم، وقذفت ما في بطنها من الأموات، وتخلَّتْ عنهم، وانقادت لربها فيما أمرها به، وحُقَّ لها أن تنقاد لأمره.

    Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution

  6. 6

    يَـٰٓأَيُّهَا ٱلْإِنسَـٰنُ إِنَّكَ كَادِحٌ إِلَىٰ رَبِّكَ كَدْحًا فَمُلَـٰقِيهِ

    84:6

    O thou man! Verily thou art ever toiling on towards thy Lord- painfully toiling,- but thou shalt meet Him.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Ey insanoğlu! Sen Rabbine kavuşuncaya kadar çalışıp çabalarsın, sonunda O'na kavuşacaksın.

    Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved

    Ey insan! Kuşkusuz sen Rabbine doğru çaba üstüne çaba sarfetmektesin, nihayet O'na varacaksın.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    you humans, toiling laboriously towards your Lord, will meet Him:

    M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved

    Ey insan! Şüphesiz ki Rabbine (giden yolda) çaba üstüne çaba gösteriyorsun ve (sonunda) O’na varacaksın.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Thou, verily, O man, art working toward thy Lord a work which thou wilt meet (in His presence).

    M. Pickthall · EN · public-domain

    O mankind, indeed you are laboring toward your Lord with [great] exertion and will meet it.

    Saheeh International · EN · all-rights-reserved

    يا أيها الإنسان إنك ساعٍ إلى الله، وعامل أعمالا من خير أو شر، ثم تلاقي الله يوم القيامة، فيجازيك بعملك بفضله أو عدله.

    Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution

  7. 7

    فَأَمَّا مَنْ أُوتِىَ كِتَـٰبَهُۥ بِيَمِينِهِۦ

    84:7

    Then he who is given his Record in his right hand,

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Amel defteri kendisine sağından verilen kimse, kolay geçireceği bir hesaba çekilir ve arkadaşlarının yanına sevinçle döner.

    Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved

    O vakit kitabı sağ eline verilen,

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    whoever is given his record in his right hand

    M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved

    Kimin kitabı (amel defteri), sağından verilirse,

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Then whoso is given his account in his right hand

    M. Pickthall · EN · public-domain

    Then as for he who is given his record in his right hand,

    Saheeh International · EN · all-rights-reserved

    فأما من أعطي صحيفة أعماله بيمينه، وهو مؤمن بربه، فسوف يحاسب حسابًا سهلا ويرجع إلى أهله في الجنة مسرورًا.

    Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution

  8. 8

    فَسَوْفَ يُحَاسَبُ حِسَابًا يَسِيرًا

    84:8

    Soon will his account be taken by an easy reckoning,

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Amel defteri kendisine sağından verilen kimse, kolay geçireceği bir hesaba çekilir ve arkadaşlarının yanına sevinçle döner.

    Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved

    Kolay bir hesapla hesaba çekilecek,

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    will have an easy reckoning

    M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved

    İleride kolay bir hesapla hesaba çekilecek,

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    He truly will receive an easy reckoning

    M. Pickthall · EN · public-domain

    He will be judged with an easy account

    Saheeh International · EN · all-rights-reserved

    فأما من أعطي صحيفة أعماله بيمينه، وهو مؤمن بربه، فسوف يحاسب حسابًا سهلا ويرجع إلى أهله في الجنة مسرورًا.

    Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution

  9. 9

    وَيَنقَلِبُ إِلَىٰٓ أَهْلِهِۦ مَسْرُورًا

    84:9

    And he will turn to his people, rejoicing!

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Amel defteri kendisine sağından verilen kimse, kolay geçireceği bir hesaba çekilir ve arkadaşlarının yanına sevinçle döner.

    Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved

    Ve sevinçli olarak ailesine dönecektir.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    and return to his people well pleased,

    M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved

    Sevinçli (bir şekilde cennetteki) ailesine dönecektir.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    And will return unto his folk in joy.

    M. Pickthall · EN · public-domain

    And return to his people in happiness.

    Saheeh International · EN · all-rights-reserved

    فأما من أعطي صحيفة أعماله بيمينه، وهو مؤمن بربه، فسوف يحاسب حسابًا سهلا ويرجع إلى أهله في الجنة مسرورًا.

    Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution

  10. 10

    وَأَمَّا مَنْ أُوتِىَ كِتَـٰبَهُۥ وَرَآءَ ظَهْرِهِۦ

    84:10

    But he who is given his Record behind his back,-

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Ama amel defteri kendisine arkasından verilen kimse: "Mahvoldum" diye bağırır ve çılgın alevli cehenneme girer.

    Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved

    Ama kitabı arkasından verilen,

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    but whoever is given his record from behind his back

    M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved

    Kimin de kitabı (amel defteri)

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    But whoso is given his account behind his back,

    M. Pickthall · EN · public-domain

    But as for he who is given his record behind his back,

    Saheeh International · EN · all-rights-reserved

    وأمَّا مَن أُعطي صحيفة أعماله من وراء ظهره، وهو الكافر بالله، فسوف يدعو بالهلاك والثبور، ويدخل النار مقاسيًا حرها. إنه كان في أهله في الدنيا مسرورًا مغرورًا، لا يفكر في العواقب، إنه ظنَّ أن لن يرجع إلى خالقه حيا للحساب. بلى سيعيده الله كما بدأه ويجازيه على أعماله، إن ربه كان به بصيرًا عليمًا بحاله من يوم خلقه إلى أن بعثه.

    Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution

  11. 11

    فَسَوْفَ يَدْعُوا۟ ثُبُورًا

    84:11

    Soon will he cry for perdition,

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Ama amel defteri kendisine arkasından verilen kimse: "Mahvoldum" diye bağırır ve çılgın alevli cehenneme girer.

    Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved

    "Yetiş ey ölüm!" diye bağıracak

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    will cry out for destruction––

    M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved

    Hemen yok olmayı dileyecek,

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    He surely will invoke destruction

    M. Pickthall · EN · public-domain

    He will cry out for destruction

    Saheeh International · EN · all-rights-reserved

    وأمَّا مَن أُعطي صحيفة أعماله من وراء ظهره، وهو الكافر بالله، فسوف يدعو بالهلاك والثبور، ويدخل النار مقاسيًا حرها. إنه كان في أهله في الدنيا مسرورًا مغرورًا، لا يفكر في العواقب، إنه ظنَّ أن لن يرجع إلى خالقه حيا للحساب. بلى سيعيده الله كما بدأه ويجازيه على أعماله، إن ربه كان به بصيرًا عليمًا بحاله من يوم خلقه إلى أن بعثه.

    Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution

  12. 12

    وَيَصْلَىٰ سَعِيرًا

    84:12

    And he will enter a Blazing Fire.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Ama amel defteri kendisine arkasından verilen kimse: "Mahvoldum" diye bağırır ve çılgın alevli cehenneme girer.

    Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved

    Ve alevli ateşe girecektir.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    he will burn in the blazing Fire.

    M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved

    Alevli ateşe girecektir.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    And be thrown to scorching fire.

    M. Pickthall · EN · public-domain

    And [enter to] burn in a Blaze.

    Saheeh International · EN · all-rights-reserved

    وأمَّا مَن أُعطي صحيفة أعماله من وراء ظهره، وهو الكافر بالله، فسوف يدعو بالهلاك والثبور، ويدخل النار مقاسيًا حرها. إنه كان في أهله في الدنيا مسرورًا مغرورًا، لا يفكر في العواقب، إنه ظنَّ أن لن يرجع إلى خالقه حيا للحساب. بلى سيعيده الله كما بدأه ويجازيه على أعماله، إن ربه كان به بصيرًا عليمًا بحاله من يوم خلقه إلى أن بعثه.

    Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution

  13. 13

    إِنَّهُۥ كَانَ فِىٓ أَهْلِهِۦ مَسْرُورًا

    84:13

    Truly, did he go about among his people, rejoicing!

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Çünkü o, dünyada, adamlarının yanında iken zevk içindeydi.

    Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved

    Çünkü o ailesi içinde sevinçli idi.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    He used to live among his people well pleased.

    M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved

    Şüphesiz ki o, (dünyadayken) ailesinin (arkadaşlarının) içinde çok mutluydu.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    He verily lived joyous with his folk,

    M. Pickthall · EN · public-domain

    Indeed, he had [once] been among his people in happiness;

    Saheeh International · EN · all-rights-reserved

    وأمَّا مَن أُعطي صحيفة أعماله من وراء ظهره، وهو الكافر بالله، فسوف يدعو بالهلاك والثبور، ويدخل النار مقاسيًا حرها. إنه كان في أهله في الدنيا مسرورًا مغرورًا، لا يفكر في العواقب، إنه ظنَّ أن لن يرجع إلى خالقه حيا للحساب. بلى سيعيده الله كما بدأه ويجازيه على أعماله، إن ربه كان به بصيرًا عليمًا بحاله من يوم خلقه إلى أن بعثه.

    Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution

  14. 14

    إِنَّهُۥ ظَنَّ أَن لَّن يَحُورَ

    84:14

    Truly, did he think that he would not have to return (to Us)!

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Zira; o, bir daha dirilip dönmeyeceğini sanmıştı.

    Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved

    Hiç Rabbine dönmeyeceğini sanmıştı.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    He thought he would never return [to his Lord]––

    M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved

    Şüphesiz ki o, (Rabbine) dönmeyeceğini sanıyordu.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    He verily deemed that he would never return (unto Allah).

    M. Pickthall · EN · public-domain

    Indeed, he had thought he would never return [to Allāh].

    Saheeh International · EN · all-rights-reserved

    وأمَّا مَن أُعطي صحيفة أعماله من وراء ظهره، وهو الكافر بالله، فسوف يدعو بالهلاك والثبور، ويدخل النار مقاسيًا حرها. إنه كان في أهله في الدنيا مسرورًا مغرورًا، لا يفكر في العواقب، إنه ظنَّ أن لن يرجع إلى خالقه حيا للحساب. بلى سيعيده الله كما بدأه ويجازيه على أعماله، إن ربه كان به بصيرًا عليمًا بحاله من يوم خلقه إلى أن بعثه.

    Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution

  15. 15

    بَلَىٰٓ إِنَّ رَبَّهُۥ كَانَ بِهِۦ بَصِيرًا

    84:15

    Nay, nay! for his Lord was (ever) watchful of him!

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Bilin ki, Rabbi onu şüphesiz görmekteydi.

    Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved

    Hayır Rabbi onu görmekte idi.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    indeed he will! His Lord was watching him.

    M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved

    Hayır! Şüphesiz ki Rabbi onu görendir.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Nay, but lo! his Lord is ever looking on him!

    M. Pickthall · EN · public-domain

    But yes! Indeed, his Lord was ever, of him, Seeing.

    Saheeh International · EN · all-rights-reserved

    وأمَّا مَن أُعطي صحيفة أعماله من وراء ظهره، وهو الكافر بالله، فسوف يدعو بالهلاك والثبور، ويدخل النار مقاسيًا حرها. إنه كان في أهله في الدنيا مسرورًا مغرورًا، لا يفكر في العواقب، إنه ظنَّ أن لن يرجع إلى خالقه حيا للحساب. بلى سيعيده الله كما بدأه ويجازيه على أعماله، إن ربه كان به بصيرًا عليمًا بحاله من يوم خلقه إلى أن بعثه.

    Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution

  16. 16

    فَلَآ أُقْسِمُ بِٱلشَّفَقِ

    84:16

    So I do call to witness the ruddy glow of Sunset;

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Akşamın alaca karanlığına and olsun;

    Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved

    Şimdi, yemin ederim o şafağa,

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    I swear by the glow of sunset,

    M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved

    Hayır!

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Oh, I swear by the afterglow of sunset,

    M. Pickthall · EN · public-domain

    So I swear by the twilight glow

    Saheeh International · EN · all-rights-reserved

    أقسم الله تعالى باحمرار الأفق عند الغروب، وبالليل وما جمع من الدواب والحشرات والهوام وغير ذلك، وبالقمر إذا تكامل نوره، لتركبُنَّ- أيها الناس- أطوارا متعددة وأحوالا متباينة: من النطفة إلى العلقة إلى المضغة إلى نفخ الروح إلى الموت إلى البعث والنشور. ولا يجوز للمخلوق أن يقسم بغير الله، ولو فعل ذلك لأشرك.

    Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution

  17. 17

    وَٱلَّيْلِ وَمَا وَسَقَ

    84:17

    The Night and its Homing;

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Geceye ve gecenin içinde olan şeylere and olsun;

    Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved

    Geceye ve içinde barındırdığı şeylere,

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    by the night and what it covers,

    M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved

    Geceye ve topladığı (örttüğü)

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    And by the night and all that it enshroudeth,

    M. Pickthall · EN · public-domain

    And [by] the night and what it envelops

    Saheeh International · EN · all-rights-reserved

    أقسم الله تعالى باحمرار الأفق عند الغروب، وبالليل وما جمع من الدواب والحشرات والهوام وغير ذلك، وبالقمر إذا تكامل نوره، لتركبُنَّ- أيها الناس- أطوارا متعددة وأحوالا متباينة: من النطفة إلى العلقة إلى المضغة إلى نفخ الروح إلى الموت إلى البعث والنشور. ولا يجوز للمخلوق أن يقسم بغير الله، ولو فعل ذلك لأشرك.

    Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution

  18. 18

    وَٱلْقَمَرِ إِذَا ٱتَّسَقَ

    84:18

    And the Moon in her fullness:

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Dolunay halindeki aya and olsun ki:

    Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved

    Derlendiği zaman o aya,

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    by the full moon,

    M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved

    Dolunay halindeki aya ki

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    And by the moon when she is at the full,

    M. Pickthall · EN · public-domain

    And [by] the moon when it becomes full

    Saheeh International · EN · all-rights-reserved

    أقسم الله تعالى باحمرار الأفق عند الغروب، وبالليل وما جمع من الدواب والحشرات والهوام وغير ذلك، وبالقمر إذا تكامل نوره، لتركبُنَّ- أيها الناس- أطوارا متعددة وأحوالا متباينة: من النطفة إلى العلقة إلى المضغة إلى نفخ الروح إلى الموت إلى البعث والنشور. ولا يجوز للمخلوق أن يقسم بغير الله، ولو فعل ذلك لأشرك.

    Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution

  19. 19

    لَتَرْكَبُنَّ طَبَقًا عَن طَبَقٍ

    84:19

    Ye shall surely travel from stage to stage.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Şüphesiz siz bir durumdan diğerine uğratılacaksınız. (tabakadan tabakaya bineceksiniz)

    Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved

    Ki, siz elbette halden hale geçeceksiniz.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    you will progress from stage to stage.

    M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved

    Siz elbette bir hâlden (başka) bir hâle geçeceksiniz.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    That ye shall journey on from plane to plane.

    M. Pickthall · EN · public-domain

    [That] you will surely embark upon [i.e., experience] state after state.

    Saheeh International · EN · all-rights-reserved

    أقسم الله تعالى باحمرار الأفق عند الغروب، وبالليل وما جمع من الدواب والحشرات والهوام وغير ذلك، وبالقمر إذا تكامل نوره، لتركبُنَّ- أيها الناس- أطوارا متعددة وأحوالا متباينة: من النطفة إلى العلقة إلى المضغة إلى نفخ الروح إلى الموت إلى البعث والنشور. ولا يجوز للمخلوق أن يقسم بغير الله، ولو فعل ذلك لأشرك.

    Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution

  20. 20

    فَمَا لَهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ

    84:20

    What then is the matter with them, that they believe not?-

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Onlara ne oluyor da inanmıyorlar?

    Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved

    Böyleyken onlar neden acaba iman etmezler?

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    So why do they not believe?

    M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved

    Onlara ne oluyor da inanmıyorlar!

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    What aileth them, then, that they believe not

    M. Pickthall · EN · public-domain

    So what is [the matter] with them [that] they do not believe,

    Saheeh International · EN · all-rights-reserved

    فأيُّ شيء يمنعهم من الإيمان بالله واليوم الآخر بعد ما وُضِّحت لهم الآيات؟ وما لهم إذا قرئ عليهم القرآن لا يسجدون لله، ولا يسلِّمُون بما جاء فيه؟ إنما سجية الذين كفروا التكذيب ومخالفة الحق. والله أعلم بما يكتمون في صدورهم من العناد مع علمهم بأن ما جاء به القرآن حق، فبشرهم -أيها الرسول- بأن الله- عز وجل- قد أعدَّ لهم عذابًا موجعًا، لكن الذين آمنوا بالله ورسوله وأدَّوْا ما فرضه الله عليهم، لهم أجر في الآخرة غير مقطوع ولا منقوص.

    Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution

  21. 21

    وَإِذَا قُرِئَ عَلَيْهِمُ ٱلْقُرْءَانُ لَا يَسْجُدُونَ ۩

    84:21

    And when the Qur'an is read to them, they fall not prostrate,

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Onlara Kuran okunduğu zaman neden secde etmiyorlar?

    Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved

    Karşılarında Kur'ân okunduğu vakit secde etmezler?

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Why, when the Quran is read to them, do they not prostrate themselves [to God]?

    M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved

    Kendilerine Kur’an okunduğu zaman secde de etmiyorlar!

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    And, when the Qur'an is recited unto them, worship not (Allah)?

    M. Pickthall · EN · public-domain

    And when the Qur’ān is recited to them, they do not prostrate [to Allāh]?

    Saheeh International · EN · all-rights-reserved

    فأيُّ شيء يمنعهم من الإيمان بالله واليوم الآخر بعد ما وُضِّحت لهم الآيات؟ وما لهم إذا قرئ عليهم القرآن لا يسجدون لله، ولا يسلِّمُون بما جاء فيه؟ إنما سجية الذين كفروا التكذيب ومخالفة الحق. والله أعلم بما يكتمون في صدورهم من العناد مع علمهم بأن ما جاء به القرآن حق، فبشرهم -أيها الرسول- بأن الله- عز وجل- قد أعدَّ لهم عذابًا موجعًا، لكن الذين آمنوا بالله ورسوله وأدَّوْا ما فرضه الله عليهم، لهم أجر في الآخرة غير مقطوع ولا منقوص.

    Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution

  22. 22

    بَلِ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ يُكَذِّبُونَ

    84:22

    But on the contrary the Unbelievers reject (it).

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Aksine, inkarcılar yalanlıyorlar.

    Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved

    Aksine o nankörler yalanlıyorlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    No! The disbelievers reject the Quran––

    M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved

    Aksine o kâfir olanlar yalanlıyorlar.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Nay, but those who disbelieve will deny;

    M. Pickthall · EN · public-domain

    But those who have disbelieved deny,

    Saheeh International · EN · all-rights-reserved

    فأيُّ شيء يمنعهم من الإيمان بالله واليوم الآخر بعد ما وُضِّحت لهم الآيات؟ وما لهم إذا قرئ عليهم القرآن لا يسجدون لله، ولا يسلِّمُون بما جاء فيه؟ إنما سجية الذين كفروا التكذيب ومخالفة الحق. والله أعلم بما يكتمون في صدورهم من العناد مع علمهم بأن ما جاء به القرآن حق، فبشرهم -أيها الرسول- بأن الله- عز وجل- قد أعدَّ لهم عذابًا موجعًا، لكن الذين آمنوا بالله ورسوله وأدَّوْا ما فرضه الله عليهم، لهم أجر في الآخرة غير مقطوع ولا منقوص.

    Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution

  23. 23

    وَٱللَّهُ أَعْلَمُ بِمَا يُوعُونَ

    84:23

    But Allah has full knowledge of what they secrete (in their breasts)

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Oysa, Allah, onların sakladıklarını çok iyi bilir.

    Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved

    Oysa Allah içlerinde sakladıklarını biliyor.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    God knows best what they keep hidden inside––

    M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved

    Allah onların gizlediği şeyleri çok iyi bilendir.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    And Allah knoweth best what they are hiding.

    M. Pickthall · EN · public-domain

    And Allāh is most knowing of what they keep within themselves.

    Saheeh International · EN · all-rights-reserved

    فأيُّ شيء يمنعهم من الإيمان بالله واليوم الآخر بعد ما وُضِّحت لهم الآيات؟ وما لهم إذا قرئ عليهم القرآن لا يسجدون لله، ولا يسلِّمُون بما جاء فيه؟ إنما سجية الذين كفروا التكذيب ومخالفة الحق. والله أعلم بما يكتمون في صدورهم من العناد مع علمهم بأن ما جاء به القرآن حق، فبشرهم -أيها الرسول- بأن الله- عز وجل- قد أعدَّ لهم عذابًا موجعًا، لكن الذين آمنوا بالله ورسوله وأدَّوْا ما فرضه الله عليهم، لهم أجر في الآخرة غير مقطوع ولا منقوص.

    Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution

  24. 24

    فَبَشِّرْهُم بِعَذَابٍ أَلِيمٍ

    84:24

    So announce to them a Penalty Grievous,

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Onlara can yakıcı azabı müjde et.

    Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved

    Onun için onlara elem verici bir azabı müjdele.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    so give them news of a painful torment.

    M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved

    Onlara elem verici bir azabı müjdele!

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    So give them tidings of a painful doom,

    M. Pickthall · EN · public-domain

    So give them tidings of a painful punishment,

    Saheeh International · EN · all-rights-reserved

    فأيُّ شيء يمنعهم من الإيمان بالله واليوم الآخر بعد ما وُضِّحت لهم الآيات؟ وما لهم إذا قرئ عليهم القرآن لا يسجدون لله، ولا يسلِّمُون بما جاء فيه؟ إنما سجية الذين كفروا التكذيب ومخالفة الحق. والله أعلم بما يكتمون في صدورهم من العناد مع علمهم بأن ما جاء به القرآن حق، فبشرهم -أيها الرسول- بأن الله- عز وجل- قد أعدَّ لهم عذابًا موجعًا، لكن الذين آمنوا بالله ورسوله وأدَّوْا ما فرضه الله عليهم، لهم أجر في الآخرة غير مقطوع ولا منقوص.

    Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution

  25. 25

    إِلَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ لَهُمْ أَجْرٌ غَيْرُ مَمْنُونٍۭ

    84:25

    Except to those who believe and work righteous deeds: For them is a Reward that will never fail.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Yalnız, inanıp yararlı işler işleyenlere, onlara, kesintisiz ecir vardır.

    Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved

    Ancak iman edip iyi ameller işleyenler başkadır. Onlara tükenmez bir ecir vardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    But those who believe and do good deeds will have a never-ending reward.

    M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved

    İman edip iyi işler yapanlar başkadır; onlar için başa kakılmayan (kesintisiz) bir ödül vardır.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Save those who believe and do good works, for theirs is a reward unfailing.

    M. Pickthall · EN · public-domain

    Except for those who believe and do righteous deeds. For them is a reward uninterrupted.

    Saheeh International · EN · all-rights-reserved

    فأيُّ شيء يمنعهم من الإيمان بالله واليوم الآخر بعد ما وُضِّحت لهم الآيات؟ وما لهم إذا قرئ عليهم القرآن لا يسجدون لله، ولا يسلِّمُون بما جاء فيه؟ إنما سجية الذين كفروا التكذيب ومخالفة الحق. والله أعلم بما يكتمون في صدورهم من العناد مع علمهم بأن ما جاء به القرآن حق، فبشرهم -أيها الرسول- بأن الله- عز وجل- قد أعدَّ لهم عذابًا موجعًا، لكن الذين آمنوا بالله ورسوله وأدَّوْا ما فرضه الله عليهم، لهم أجر في الآخرة غير مقطوع ولا منقوص.

    Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution

Arabic text source: Quran.com API v4 (public-domain)