← Sure 18

18:28

وَٱصْبِرْ نَفْسَكَ مَعَ ٱلَّذِينَ يَدْعُونَ رَبَّهُم بِٱلْغَدَوٰةِ وَٱلْعَشِىِّ يُرِيدُونَ وَجْهَهُۥ ۖ وَلَا تَعْدُ عَيْنَاكَ عَنْهُمْ تُرِيدُ زِينَةَ ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا ۖ وَلَا تُطِعْ مَنْ أَغْفَلْنَا قَلْبَهُۥ عَن ذِكْرِنَا وَٱتَّبَعَ هَوَىٰهُ وَكَانَ أَمْرُهُۥ فُرُطًا

Kelime kelime

وَٱصْبِرْ
tut (sabret)
Fiil
Kök: صبر
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱصْبِرْFiilemir، 2. tekil eril
نَفْسَكَ
nefsini
İsim
Kök: نفس
Dilbilgisi (i'rab)
نَفْسَİsimdişil tekil، mansûb (akuzatif)
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
مَعَ
beraber
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَعَİsimmekân zarfı، mansûb (akuzatif)
ٱلَّذِينَ
yalvaranlarla
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
يَدْعُونَ
yalvardıkları
Fiil
Kök: دعو
Dilbilgisi (i'rab)
يَدْعُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
رَبَّهُم
Rablerine
İsim
Kök: ربب
Dilbilgisi (i'rab)
رَبَّİsimeril، mansûb (akuzatif)
هُمİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
بِٱلْغَدَوٰةِ
sabah
İsim
Kök: غدو
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
غَدَوٰةِİsimdişil، mecrûr (genitif)
وَٱلْعَشِىِّ
akşam
İsim
Kök: عشو
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
عَشِىِّİsimeril، mecrûr (genitif)
يُرِيدُونَ
isteyerek
Fiil
Kök: رود
Dilbilgisi (i'rab)
يُرِيدُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
وَجْهَهُۥ
rızasını
İsim
Kök: وجه
Dilbilgisi (i'rab)
وَجْهَİsimeril، mansûb (akuzatif)
هُۥİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
وَلَا
ve
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَاEdatnehiy (yasaklama)
تَعْدُ
sapmasın
Fiil
Kök: عدو
Dilbilgisi (i'rab)
تَعْدُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil dişil
عَيْنَاكَ
gözlerin
İsim
Kök: عين
Dilbilgisi (i'rab)
عَيْنَاİsimdişil ikil، merfû (nominatif)
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
عَنْهُمْ
onlardan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَنْEdatharf-i cer (edat)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
تُرِيدُ
isteyerek
Fiil
Kök: رود
Dilbilgisi (i'rab)
تُرِيدُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. tekil eril
زِينَةَ
süsünü
İsim
Kök: زين
Dilbilgisi (i'rab)
زِينَةَİsimdişil، mansûb (akuzatif)
ٱلْحَيَوٰةِ
hayatının
İsim
Kök: حيي
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
حَيَوٰةِİsimdişil، mecrûr (genitif)
ٱلدُّنْيَا
dünya
İsim
Kök: دنو
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
دُّنْيَاİsimdişil tekil، mecrûr (genitif)، sıfat
وَلَا
ve
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَاEdatnehiy (yasaklama)
تُطِعْ
itaat etme
Fiil
Kök: طوع
Dilbilgisi (i'rab)
تُطِعْFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. tekil eril
مَنْ
kişiye
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَنْİsimism-i mevsûl
أَغْفَلْنَا
alıkoyduğumuz
Fiil
Kök: غفل
Dilbilgisi (i'rab)
أَغْفَلْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
قَلْبَهُۥ
kalbini
İsim
Kök: قلب
Dilbilgisi (i'rab)
قَلْبَİsimdişil tekil، mansûb (akuzatif)
هُۥİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
عَن
bizi anmaktan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَنEdatharf-i cer (edat)
ذِكْرِنَا
anmağa
İsim
Kök: ذكر
Dilbilgisi (i'rab)
ذِكْرِİsimmasdar (isim-fiil)، eril، mecrûr (genitif)
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
وَٱتَّبَعَ
ve tâbi olan
Fiil
Kök: تبع
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱتَّبَعَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
هَوَىٰهُ
keyfine
İsim
Kök: هوي
Dilbilgisi (i'rab)
هَوَىٰİsimeril، mansûb (akuzatif)
هُİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
وَكَانَ
ve olan
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
كَانَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
أَمْرُهُۥ
işi
İsim
Kök: أمر
Dilbilgisi (i'rab)
أَمْرُİsimeril، merfû (nominatif)
هُۥİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
فُرُطًا
aşırılık
İsim
Kök: فرط
Dilbilgisi (i'rab)
فُرُطًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)

Meal

TR

Sabah akşam Rablerinin rızasını dileyerek O'na yalvaranlarla beraber sen de sabret. Dünya hayatının güzelliklerini isteyerek gözlerini o kimselerden ayırma. Bizi anmasını kendisine unutturduğumuz ve işinde aşırı giderek hevesine uyan kimseye uyma.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Nefsince de, sabah akşam rızasını isteyerek Rablerine yalvaranlarla beraber candan sabret. Sen dünya hayatının süsünü isteyerek onlardan gözlerini ayırma. Kalbini, bizi anmaktan gafil kıldığımız, nefsinin kötü arzusuna uymuş ve işi hep aşırılık olan kimseye uyma.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

O’nun rızasını isteyerek Rablerine sabah akşam dua edenlerle birlikte olmaya devam et! Dünya hayatının süsünü isteyerek gözlerini onlardan çevirme! Arzusuna uymuş ve işi gücü aşırılık olduğu için kalbini bizi hatırlamaktan habersiz kıldığımız kimseye boyun eğme!

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

And keep thy soul content with those who call on their Lord morning and evening, seeking His Face; and let not thine eyes pass beyond them, seeking the pomp and glitter of this Life; nor obey any whose heart We have permitted to neglect the remembrance of Us, one who follows his own desires, whose case has gone beyond all bounds.

A. Yusuf Alipublic-domain

Content yourself with those who pray to their Lord morning and evening, seeking His approval, and do not let your eyes turn away from them out of desire for the attractions of this worldly life: do not yield to those whose hearts We have made heedless of Our Quran, those who follow their own low desires, those whose ways are unbridled.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Restrain thyself along with those who cry unto their Lord at morn and evening, seeking His Countenance; and let not thine eyes overlook them, desiring the pomp of the life of the world; and obey not him whose heart We have made heedless of Our remembrance, who followeth his own lust and whose case hath been abandoned.

M. Pickthallpublic-domain

And keep yourself patient [by being] with those who call upon their Lord in the morning and the evening, seeking His face [i.e., acceptance]. And let not your eyes pass beyond them, desiring adornments of the worldly life, and do not obey one whose heart We have made heedless of Our remembrance and who follows his desire and whose affair is ever [in] neglect.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

واصبر نفسك -أيها النبي- مع أصحابك مِن فقراء المؤمنين الذين يعبدون ربهم وحده، ويدعونه في الصباح والمساء، يريدون بذلك وجهه، واجلس معهم وخالطهم، ولا تصرف نظرك عنهم إلى غيرهم من الكفار لإرادة التمتع بزينة الحياة الدنيا، ولا تُطِعْ من جعلنا قلبه غافلا عن ذكرنا، وآثَرَ هواه على طاعة مولاه، وصار أمره في جميع أعماله ضياعًا وهلاكًا.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?