← Sure 2

2:87

وَلَقَدْ ءَاتَيْنَا مُوسَى ٱلْكِتَـٰبَ وَقَفَّيْنَا مِنۢ بَعْدِهِۦ بِٱلرُّسُلِ ۖ وَءَاتَيْنَا عِيسَى ٱبْنَ مَرْيَمَ ٱلْبَيِّنَـٰتِ وَأَيَّدْنَـٰهُ بِرُوحِ ٱلْقُدُسِ ۗ أَفَكُلَّمَا جَآءَكُمْ رَسُولٌۢ بِمَا لَا تَهْوَىٰٓ أَنفُسُكُمُ ٱسْتَكْبَرْتُمْ فَفَرِيقًا كَذَّبْتُمْ وَفَرِيقًا تَقْتُلُونَ

Kelime kelime

وَلَقَدْ
ve andolsun
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
لَEdattekit، ön ek
قَدْEdattahkik (kad)
ءَاتَيْنَا
verdik
Fiil
Kök: أتي
Dilbilgisi (i'rab)
ءَاتَيْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
مُوسَى
Musa'ya
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مُوسَىİsimözel isim، eril، mansûb (akuzatif)
ٱلْكِتَٰبَ
Kitabı
İsim
Kök: كتب
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
كِتَٰبَİsimeril، mansûb (akuzatif)
وَقَفَّيْنَا
birbiri ardınca gönderdik
Fiil
Kök: قفو
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
قَفَّيْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
مِنۢ
arkasından
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنۢEdatharf-i cer (edat)
بَعْدِهِۦ
sonra
İsim
Kök: بعد
Dilbilgisi (i'rab)
بَعْدِİsimmecrûr (genitif)
هِۦİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
بِٱلرُّسُلِ
peygamberler
İsim
Kök: رسل
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
رُّسُلِİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
وَءَاتَيْنَا
ve verdik
Fiil
Kök: أتي
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ءَاتَيْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
عِيسَى
Îsa'ya
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
عِيسَىİsimözel isim، mansûb (akuzatif)
ٱبْنَ
oğlu
İsim
Kök: بني
Dilbilgisi (i'rab)
ٱبْنَİsimeril، mansûb (akuzatif)
مَرْيَمَ
Meryem
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَرْيَمَİsimözel isim، dişil، mecrûr (genitif)
ٱلْبَيِّنَٰتِ
açık deliller
İsim
Kök: بين
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
بَيِّنَٰتِİsimdişil çoğul، mansûb (akuzatif)
وَأَيَّدْنَٰهُ
ve onu destekledik
Fiil
Kök: أيد
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
أَيَّدْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَٰİsimzamir، son ek، 1. çoğul
هُİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
بِرُوحِ
Ruh ile (Ruh'ül-Kudüs)
İsim
Kök: روح
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
رُوحِİsimeril، mecrûr (genitif)
ٱلْقُدُسِ
Kudüs (Ruh'ül-Kudüs)
İsim
Kök: قدس
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
قُدُسِİsimeril، mecrûr (genitif)
أَفَكُلَّمَا
öyle mi?
İsim
Kök: كلل
Dilbilgisi (i'rab)
أَİsimsoru، ön ek
فَEdatek bağlaç، ön ek
كُلَّمَاİsimzaman zarfı
جَآءَكُمْ
size gelse
Fiil
Kök: جيأ
Dilbilgisi (i'rab)
جَآءَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
رَسُولٌۢ
bir peygamber
İsim
Kök: رسل
Dilbilgisi (i'rab)
رَسُولٌۢİsimeril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
بِمَا
şey ile
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
مَاİsimism-i mevsûl
لَا
istemediği
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَاEdatolumsuzluk
تَهْوَىٰٓ
aşağı kaydığı
Fiil
Kök: هوي
Dilbilgisi (i'rab)
تَهْوَىٰٓFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil dişil
أَنفُسُكُمُ
canınızın;
İsim
Kök: نفس
Dilbilgisi (i'rab)
أَنفُسُİsimdişil çoğul، merfû (nominatif)
كُمُİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
ٱسْتَكْبَرْتُمْ
büyüklük taslayarak
Fiil
Kök: كبر
Dilbilgisi (i'rab)
ٱسْتَكْبَرْFiilmâzî (geçmiş)، 2. çoğul eril
تُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
فَفَرِيقًا
kimini
İsim
Kök: فرق
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
فَرِيقًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
كَذَّبْتُمْ
yalanlayacak
Fiil
Kök: كذب
Dilbilgisi (i'rab)
كَذَّبْFiilmâzî (geçmiş)، 2. çoğul eril
تُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
وَفَرِيقًا
kimini de
İsim
Kök: فرق
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
فَرِيقًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
تَقْتُلُونَ
öldüreceksiniz
Fiil
Kök: قتل
Dilbilgisi (i'rab)
تَقْتُلُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril

Meal

TR

And olsun ki, Musa'ya kitap verdik, ondan sonra ardarda peygamberler gönderdik. Meryem oğlu İsa'ya belgeler verdik, onu Ruhul Kudüs ile destekledik. Size bir peygamber nefsinizin hoşlanmadığı bir şey getirdikçe, büyüklük taslayarak, bir kısmını yalancı sayıp, bir kısmını öldürür müsünüz?

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Celâlim hakkı için Musa'ya o kitabı verdik, arkasından birtakım peygamberler de gönderdik, hele Meryem oğlu İsa'ya apaçık mucizeler verdik, onu Rûhu'lKudüs ile de destekledik. Size nefislerinizin hoşlanmayacağı bir emirle gelen her peygambere kafa mı tutacaksınız? Kibrinize dokunduğu için onların bir kısmına yalan diyecek, bir kısmını da öldürecek misiniz?

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Yemin olsun ki biz Musa’ya Kitab'ı vermiştik. Ondan sonra birbiri ardınca elçiler göndermiştik. Meryem oğlu İsa’ya da apaçık deliller vermiş, onu Kutsal Ruh (Cebrail) ile desteklemiştik. Nefislerinizin arzulamadığı şeyleri söyleyen bir elçi size her geldiğinde ona karşı kibirlenmiştiniz. (Elçilerden) bir kısmını yalanlıyor; bir kısmını öldürüyordunuz.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

We gave Moses the Book and followed him up with a succession of messengers; We gave Jesus the son of Mary Clear (Signs) and strengthened him with the holy spirit. Is it that whenever there comes to you a messenger with what ye yourselves desire not, ye are puffed up with pride?- Some ye called impostors, and others ye slay!

A. Yusuf Alipublic-domain

We gave Moses the Scripture and We sent messengers after him in succession. We gave Jesus, son of Mary, clear signs and strengthened him with the Holy Spirit. So how is it that, whenever a messenger brings you something you do not like, you become arrogant, calling some impostors and killing others?

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And verily We gave unto Moses the Scripture and We caused a train of messengers to follow after him, and We gave unto Jesus, son of Mary, clear proofs (of Allah's sovereignty), and We supported him with the Holy spirit. Is it ever so, that, when there cometh unto you a messenger (from Allah) with that which ye yourselves desire not, ye grow arrogant, and some ye disbelieve and some ye slay?

M. Pickthallpublic-domain

And We did certainly give Moses the Scripture [i.e., the Torah] and followed up after him with messengers. And We gave Jesus, the son of Mary, clear proofs and supported him with the Pure Spirit [i.e., the angel Gabriel]. But is it [not] that every time a messenger came to you, [O Children of Israel], with what your souls did not desire, you were arrogant? And a party [of messengers] you denied and another party you killed.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

ولقد أعطينا موسى التوراة، وأتبعناه برسل من بني إسرائيل، وأعطينا عيسى ابن مريم المعجزات الواضحات، وقوَّيناه بجبريل عليه السلام. أفكلما جاءكم رسول بوحي من عند الله لا يوافق أهواءكم، استعليتم عليه، فكذَّبتم فريقًا وتقتلون فريقًا؟

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

İlgili ayetler

Bu ayet nerede geçiyor?