← Sure 27

27:16

وَوَرِثَ سُلَيْمَـٰنُ دَاوُۥدَ ۖ وَقَالَ يَـٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ عُلِّمْنَا مَنطِقَ ٱلطَّيْرِ وَأُوتِينَا مِن كُلِّ شَىْءٍ ۖ إِنَّ هَـٰذَا لَهُوَ ٱلْفَضْلُ ٱلْمُبِينُ

Kelime kelime

وَوَرِثَ
ve mirasçı oldu
Fiil
Kök: ورث
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
وَرِثَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
سُلَيْمَٰنُ
Süleyman
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
سُلَيْمَٰنُİsimözel isim، merfû (nominatif)
دَاوُۥدَ
Davud'a
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
دَاوُۥدَİsimözel isim، mansûb (akuzatif)
وَقَالَ
ve dedi ki
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
قَالَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
يَٰٓأَيُّهَا
ey
İsim
Kök: أيي
Dilbilgisi (i'rab)
يَٰٓEdatnidâ، ön ek
أَيُّİsimmansûb (akuzatif)
هَاEdatATT، son ek
ٱلنَّاسُ
insanlar
İsim
Kök: أنس
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
نَّاسُİsimeril çoğul، merfû (nominatif)
عُلِّمْنَا
bize öğretildi
Fiil
Kök: علم
Dilbilgisi (i'rab)
عُلِّمْFiilmâzî (geçmiş)، meçhul (edilgen)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
مَنطِقَ
dili
İsim
Kök: نطق
Dilbilgisi (i'rab)
مَنطِقَİsimeril، mansûb (akuzatif)
ٱلطَّيْرِ
kuşların
İsim
Kök: طير
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
طَّيْرِİsimeril، mecrûr (genitif)
وَأُوتِينَا
ve bize verildi
Fiil
Kök: أتي
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
أُوتِيFiilmâzî (geçmiş)، meçhul (edilgen)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
مِن
(bir pay)
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنEdatharf-i cer (edat)
كُلِّ
her
İsim
Kök: كلل
Dilbilgisi (i'rab)
كُلِّİsimeril، mecrûr (genitif)
شَىْءٍ
şeyden
İsim
Kök: شيأ
Dilbilgisi (i'rab)
شَىْءٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
إِنَّ
şüphesiz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
هَٰذَا
bu
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
هَٰEdatATT، ön ek
ذَاİsimism-i işaret، eril tekil
لَهُوَ
elbette o
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdattekit، ön ek
هُوَİsimzamir، 3. tekil eril
ٱلْفَضْلُ
bir lutuftur
İsim
Kök: فضل
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
فَضْلُİsimeril، merfû (nominatif)
ٱلْمُبِينُ
açık
İsim
Kök: بين
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
مُبِينُİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril، merfû (nominatif)، sıfat

Meal

TR

Süleyman Davud'a varis oldu: "Ey insanlar! Bize kuş dili öğretildi ve bize herşeyden bolca verildi. Doğrusu bu apaçık bir lütuftur" dedi.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Süleyman Davud'a varis olup dedi ki: "Ey insanlar! Bize kuş dili öğretildi ve bize her şeyden (nasip) verildi. Doğrusu bu apaçık bir lütuftur."

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Süleyman, Davud’a mirasçı olmuş ve şöyle demişti: “Ey insanlar! Bize kuşların dili öğretildi ve bize (yararlı) her şeyden (pay) verildi.” Doğrusu bu apaçık bir lütuftur.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

And Solomon was David's heir. He said: "O ye people! We have been taught the speech of birds, and on us has been bestowed (a little) of all things: this is indeed Grace manifest (from Allah.)"

A. Yusuf Alipublic-domain

Solomon succeeded David. He said, ‘People, we have been taught the speech of birds, and we have been given a share of everything: this is a clearly a great favour.’

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And Solomon was David's heir. And he said: O mankind! Lo! we have been taught the language of birds, and have been given (abundance) of all things. This surely is evident favour.

M. Pickthallpublic-domain

And Solomon inherited David. He said, "O people, we have been taught the language of birds, and we have been given from all things. Indeed, this is evident bounty."

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

وورث سليمان أباه داود في النبوة والعلم والملك، وقال سليمان لقومه: يا أيها الناس عُلِّمنا وفُهِّمنا كلام الطير، وأُعطينا مِن كل شيء تدعو إليه الحاجة، إن هذا الذي أعطانا الله تعالى إياه لهو الفضل الواضح الذي يُمَيِّزنا على مَن سوانا.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

İlgili ayetler

Bu ayet nerede geçiyor?

Konular