← Sure 39

39:8

۞ وَإِذَا مَسَّ ٱلْإِنسَـٰنَ ضُرٌّ دَعَا رَبَّهُۥ مُنِيبًا إِلَيْهِ ثُمَّ إِذَا خَوَّلَهُۥ نِعْمَةً مِّنْهُ نَسِىَ مَا كَانَ يَدْعُوٓا۟ إِلَيْهِ مِن قَبْلُ وَجَعَلَ لِلَّهِ أَندَادًا لِّيُضِلَّ عَن سَبِيلِهِۦ ۚ قُلْ تَمَتَّعْ بِكُفْرِكَ قَلِيلًا ۖ إِنَّكَ مِنْ أَصْحَـٰبِ ٱلنَّارِ

Kelime kelime

وَإِذَا
zaman
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
إِذَاİsimzaman zarfı
مَسَّ
dokunduğu
Fiil
Kök: مسس
Dilbilgisi (i'rab)
مَسَّFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
ٱلْإِنسَٰنَ
insana
İsim
Kök: أنس
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
إِنسَٰنَİsimeril، mansûb (akuzatif)
ضُرٌّ
bir zarar
İsim
Kök: ضرر
Dilbilgisi (i'rab)
ضُرٌّİsimeril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
دَعَا
hemen du'a eder
Fiil
Kök: دعو
Dilbilgisi (i'rab)
دَعَاFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
رَبَّهُۥ
Rabbine
İsim
Kök: ربب
Dilbilgisi (i'rab)
رَبَّİsimeril، mansûb (akuzatif)
هُۥİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
مُنِيبًا
içtenlikle yönelerek
İsim
Kök: نوب
Dilbilgisi (i'rab)
مُنِيبًاİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
إِلَيْهِ
O'na
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَيْEdatharf-i cer (edat)
هِİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
ثُمَّ
sonra
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
ثُمَّEdatatıf bağlacı
إِذَا
zaman
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
إِذَاİsimzaman zarfı
خَوَّلَهُۥ
ona verdiği
Fiil
Kök: خول
Dilbilgisi (i'rab)
خَوَّلَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
هُۥİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
نِعْمَةً
bir ni'met
İsim
Kök: نعم
Dilbilgisi (i'rab)
نِعْمَةًİsimdişil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
مِّنْهُ
kendisinden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنْEdatharf-i cer (edat)
هُİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
نَسِىَ
unutur
Fiil
Kök: نسي
Dilbilgisi (i'rab)
نَسِىَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
مَا
olduğunu
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَاİsimism-i mevsûl
كَانَ
ise
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كَانَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
يَدْعُوٓا۟
yalvarmakta
Fiil
Kök: دعو
Dilbilgisi (i'rab)
يَدْعُوٓا۟Fiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
إِلَيْهِ
O'na
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَيْEdatharf-i cer (edat)
هِİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
مِن
önceden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنEdatharf-i cer (edat)
قَبْلُ
daha önce
İsim
Kök: قبل
Dilbilgisi (i'rab)
قَبْلُİsimmecrûr (genitif)
وَجَعَلَ
ve koşar
Fiil
Kök: جعل
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
جَعَلَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
لِلَّهِ
Allah'a
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
لَّهِİsimözel isim، mecrûr (genitif)
أَندَادًا
eşler
İsim
Kök: ندد
Dilbilgisi (i'rab)
أَندَادًاİsimeril çoğul، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
لِّيُضِلَّ
saptırmak için
Fiil
Kök: ضلل
Dilbilgisi (i'rab)
لِّEdatta'lil lâmı (amaç)، ön ek
يُضِلَّFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
عَن
O'nun yolundan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَنEdatharf-i cer (edat)
سَبِيلِهِۦ
Allah
İsim
Kök: سبل
Dilbilgisi (i'rab)
سَبِيلِİsimeril، mecrûr (genitif)
هِۦİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
قُلْ
de ki
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قُلْFiilemir، 2. tekil eril
تَمَتَّعْ
yaşa
Fiil
Kök: متع
Dilbilgisi (i'rab)
تَمَتَّعْFiilemir، 2. tekil eril
بِكُفْرِكَ
küfrünle
İsim
Kök: كفر
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
كُفْرِİsimeril، mecrûr (genitif)
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
قَلِيلًا
azıcık
İsim
Kök: قلل
Dilbilgisi (i'rab)
قَلِيلًاİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)، sıfat
إِنَّكَ
şüphesiz sen
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
مِنْ
halkından(sın)
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنْEdatharf-i cer (edat)
أَصْحَٰبِ
halkı
İsim
Kök: صحب
Dilbilgisi (i'rab)
أَصْحَٰبِİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
ٱلنَّارِ
ateş
İsim
Kök: نور
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
نَّارِİsimdişil، mecrûr (genitif)

Meal

TR

İnsanın başına bir sıkıntı gelince Rabbine yönelerek O'na yalvarır. Sonra Allah, katından bir nimet verince önceden kime yalvarmış olduğunu unutuverir; Allah'ın yolundan saptırmak için O'na eşler koşar. De ki: "İnkarınla az bir müddet zevklen, şüphesiz sen cehennemliksin."

Diyanet İşleriall-rights-reserved

İnsana bir sıkıntı dokunduğu zaman bütün gönlünü vererek Rabbine dua eder. Sonra kendisine tarafından bir nimet lütfettiği zaman da önceden O'na dua ettiği hali unutur da, yolundan sapıtmak için Allah'a ortaklar koşmaya başlar. Ey Muhammed! De ki: "Küfrünle biraz zevk et, çünkü sen, o ateşliklerdensin."

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

İnsana bir sıkıntı gelince Rabbine yönelerek O’na yalvarır. Sonra (Allah) katından ona bir nimet verince, önceden yalvarmış olduğunu unutur. O’nun yolundan saptırmak için Allah’a ortaklar koşar. (İnkâr edene) de ki: “Küfrünle biraz (daha) yaşa! Şüphesiz ki sen ateş halkındansın!”

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

When some trouble toucheth man, he crieth unto his Lord, turning to Him in repentance: but when He bestoweth a favour upon him as from Himself, (man) doth forget what he cried and prayed for before, and he doth set up rivals unto Allah, thus misleading others from Allah's Path. Say, "Enjoy thy blasphemy for a little while: verily thou art (one) of the Companions of the Fire!"

A. Yusuf Alipublic-domain

When man suffers some affliction, he prays to his Lord and turns to Him, but once he has been granted a favour from God, he forgets the One he had been praying to and sets up rivals to God, to make others stray from His path. Say, ‘Enjoy your ingratitude for a little while: you will be one of the inhabitants of the Fire.’

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And when some hurt toucheth man, he crieth unto his Lord, turning unto Him (repentant). Then, when He granteth him a boon from Him he forgetteth that for which he cried unto Him before, and setteth up rivals to Allah that he may beguile (men) from his way. Say (O Muhammad, unto such an one): Take pleasure in thy disbelief a while. Lo! thou art of the owners of the Fire.

M. Pickthallpublic-domain

And when adversity touches man, he calls upon his Lord, turning to Him [alone]; then when He bestows on him a favor from Himself, he forgets Him whom he called upon before, and he attributes to Allāh equals to mislead [people] from His way. Say, "Enjoy your disbelief for a little; indeed, you are of the companions of the Fire."

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

وإذا أصاب الإنسانَ بلاءٌ وشدة ومرض تَذكَّر ربه، فاستغاث به ودعاه، ثم إذا أجابه وكشف عنه ضرَّه، ومنحه نِعَمه، نسي دعاءه لربه عند حاجته إليه، وأشرك معه غيره؛ ليُضل غيره عن الإيمان بالله وطاعته، قل له -أيها الرسول- متوعدًا: تمتع بكفرك قليلا حتى موتك وانتهاء أجلك، إنك من أهل النار المخلَّدين فيها.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?