← Sure 2

2:275

ٱلَّذِينَ يَأْكُلُونَ ٱلرِّبَوٰا۟ لَا يَقُومُونَ إِلَّا كَمَا يَقُومُ ٱلَّذِى يَتَخَبَّطُهُ ٱلشَّيْطَـٰنُ مِنَ ٱلْمَسِّ ۚ ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمْ قَالُوٓا۟ إِنَّمَا ٱلْبَيْعُ مِثْلُ ٱلرِّبَوٰا۟ ۗ وَأَحَلَّ ٱللَّهُ ٱلْبَيْعَ وَحَرَّمَ ٱلرِّبَوٰا۟ ۚ فَمَن جَآءَهُۥ مَوْعِظَةٌ مِّن رَّبِّهِۦ فَٱنتَهَىٰ فَلَهُۥ مَا سَلَفَ وَأَمْرُهُۥٓ إِلَى ٱللَّهِ ۖ وَمَنْ عَادَ فَأُو۟لَـٰٓئِكَ أَصْحَـٰبُ ٱلنَّارِ ۖ هُمْ فِيهَا خَـٰلِدُونَ

Kelime kelime

ٱلَّذِينَ
o kimseler ki
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
يَأْكُلُونَ
yerler
Fiil
Kök: أكل
Dilbilgisi (i'rab)
يَأْكُلُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
ٱلرِّبَوٰا۟
Riba (faiz)
İsim
Kök: ربو
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
رِّبَوٰا۟İsimeril، mansûb (akuzatif)
لَا
kalkamazlar
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَاEdatolumsuzluk
يَقُومُونَ
başladığı
Fiil
Kök: قوم
Dilbilgisi (i'rab)
يَقُومُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
إِلَّا
ancak
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَّاEdathasr (sınırlama)
كَمَا
gibi
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
كَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
مَاEdatmasdar bağlacı
يَقُومُ
kalkarlar
Fiil
Kök: قوم
Dilbilgisi (i'rab)
يَقُومُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
ٱلَّذِى
kimse
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِىİsimism-i mevsûl، eril tekil
يَتَخَبَّطُهُ
çarptığı
Fiil
Kök: خبط
Dilbilgisi (i'rab)
يَتَخَبَّطُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
هُİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
ٱلشَّيْطَٰنُ
şeytanın
İsim
Kök: شطن
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
شَّيْطَٰنُİsimözel isim، eril، merfû (nominatif)
مِنَ
dokunup
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنَEdatharf-i cer (edat)
ٱلْمَسِّ
dokunuşunu
İsim
Kök: مسس
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
مَسِّİsimeril، mecrûr (genitif)
ذَٰلِكَ
bu
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ذَٰİsimism-i işaret، eril tekil
لِEdatuzaklık، son ek
كَEdatmuhâtab، son ek، eril
بِأَنَّهُمْ
onların
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
أَنَّEdatmansûb (akuzatif)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
قَالُوٓا۟
demelerindendir
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قَالُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وٓا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
إِنَّمَا
şüphesiz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
مَاEdatkâffe (mâ)
ٱلْبَيْعُ
alışveriş de
İsim
Kök: بيع
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
بَيْعُİsimeril، merfû (nominatif)
مِثْلُ
gibidir
İsim
Kök: مثل
Dilbilgisi (i'rab)
مِثْلُİsimeril، merfû (nominatif)
ٱلرِّبَوٰا۟
riba (faiz)
İsim
Kök: ربو
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
رِّبَوٰا۟İsimeril، mecrûr (genitif)
وَأَحَلَّ
oysa helal kılmıştır
Fiil
Kök: حلل
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
أَحَلَّFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
ٱللَّهُ
Allah
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهُİsimözel isim، merfû (nominatif)
ٱلْبَيْعَ
alış-verişi
İsim
Kök: بيع
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
بَيْعَİsimeril، mansûb (akuzatif)
وَحَرَّمَ
ve haram kılmıştır
Fiil
Kök: حرم
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
حَرَّمَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
ٱلرِّبَوٰا۟
ribayı
İsim
Kök: ربو
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
رِّبَوٰا۟İsimeril، mansûb (akuzatif)
فَمَن
kime
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
مَنİsimşart
جَآءَهُۥ
gelir de
Fiil
Kök: جيأ
Dilbilgisi (i'rab)
جَآءَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
هُۥİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
مَوْعِظَةٌ
bir öğüt
İsim
Kök: وعظ
Dilbilgisi (i'rab)
مَوْعِظَةٌİsimdişil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
مِّن
Rabbinden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنEdatharf-i cer (edat)
رَّبِّهِۦ
Rabbi
İsim
Kök: ربب
Dilbilgisi (i'rab)
رَّبِّİsimeril، mecrûr (genitif)
هِۦİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
فَٱنتَهَىٰ
(ribadan) vazgeçerse
Fiil
Kök: نهي
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱنتَهَىٰFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
فَلَهُۥ
kendisinindir
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatcevap (netice)، ön ek
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هُۥİsimzamir، 3. tekil eril
مَا
ne varsa
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَاİsimism-i mevsûl
سَلَفَ
geçmişte
Fiil
Kök: سلف
Dilbilgisi (i'rab)
سَلَفَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
وَأَمْرُهُۥٓ
ve işi de
İsim
Kök: أمر
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdathâl (durum) vâvı، ön ek
أَمْرُİsimeril، merfû (nominatif)
هُۥٓİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
إِلَى
kalmıştır
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَىEdatharf-i cer (edat)
ٱللَّهِ
Allah'a
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهِİsimözel isim، mecrûr (genitif)
وَمَنْ
kim
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
مَنْİsimşart
عَادَ
tekrar (ribaya) dönerse
Fiil
Kök: عود
Dilbilgisi (i'rab)
عَادَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
فَأُو۟لَٰٓئِكَ
onlar
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatcevap (netice)، ön ek
أُو۟لَٰٓئِİsimism-i işaret، harf-i cer (edat)
كَEdatmuhâtab، son ek، eril
أَصْحَٰبُ
halkıdır
İsim
Kök: صحب
Dilbilgisi (i'rab)
أَصْحَٰبُİsimeril çoğul، merfû (nominatif)
ٱلنَّارِ
ateş
İsim
Kök: نور
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
نَّارِİsimdişil، mecrûr (genitif)
هُمْ
onlar
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
هُمْİsimzamir، 3. çoğul eril
فِيهَا
orada
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِيEdatharf-i cer (edat)
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
خَٰلِدُونَ
ebedi kalacaklardır
İsim
Kök: خلد
Dilbilgisi (i'rab)
خَٰلِدُونَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، merfû (nominatif)

Meal

TR

Faiz yiyenler mahşerde ancak şeytanın çarptığı kimsenin kalktığı gibi kalkarlar. Bu, onların, "Zaten alışveriş de faiz gibidir" demelerindendir. Oysa Allah alışverişi helal, faizi haram kıldı. Kime Rabb'inden bir öğüt gelir de faizcilikten geri durursa, geçmişi kendisinedir, onun işi Allah'a aittir. Kim faizciliğe dönerse, işte onlar cehennemliktir, onlar orada temelli kalacaklardır.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Riba (faiz) yiyen kimseler, şeytan çarpan kimse nasıl kalkarsa ancak öyle kalkarlar. Bu ceza onlara, "alışveriş de faiz gibidir" demeleri yüzündendir. Oysa Allah, alışverişi helal, faizi de haram kılmıştır. Bundan böyle her kim, Rabbinden kendisine gelen bir öğüt üzerine faizciliğe son verirse, geçmişte olanlar kendisine ve hakkındaki hüküm de Allah'a kalmıştır. Her kim de yeniden faize dönerse işte onlar cehennem ehlidirler ve orada süresiz kalacaklardır.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Faiz yiyenler, şeytan çarpmış (şeytanın maskarası olmuş) kişilerin kalktıkları gibi kalkarlar. Bu, onların “alışveriş de tıpkı faiz gibidir.” demeleri yüzündendir. (Oysa) Allah alışverişi helal kılmıştır; faizi ise haram kılmıştır. (Artık) kime Rabbinden bir öğüt gelir de (faizden) vazgeçerse, geçmişte olan (kazançları) kendisinindir. Onun işi Allah’a (kalmış)tır. Kim de (tekrar faize) dönerse, işte onlar ateş halkıdır; orada ebedî kalıcıdır.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Those who devour usury will not stand except as stand one whom the Evil one by his touch Hath driven to madness. That is because they say: "Trade is like usury," but Allah hath permitted trade and forbidden usury. Those who after receiving direction from their Lord, desist, shall be pardoned for the past; their case is for Allah (to judge); but those who repeat (The offence) are companions of the Fire: They will abide therein (for ever).

A. Yusuf Alipublic-domain

But those who take usury will rise up on the Day of Resurrection like someone tormented by Satan’s touch. That is because they say, ‘Trade and usury are the same,’ but God has allowed trade and forbidden usury. Whoever, on receiving God’s warning, stops taking usury may keep his past gains- God will be his judge- but whoever goes back to usury will be an inhabitant of the Fire, there to remain.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Those who swallow usury cannot rise up save as he ariseth whom the devil hath prostrated by (his) touch. That is because they say: Trade is just like usury; whereas Allah permitteth trading and forbiddeth usury. He unto whom an admonition from his Lord cometh, and (he) refraineth (in obedience thereto), he shall keep (the profits of) that which is past, and his affair (henceforth) is with Allah. As for him who returneth (to usury) - Such are rightful owners of the Fire. They will abide therein.

M. Pickthallpublic-domain

Those who consume interest cannot stand [on the Day of Resurrection] except as one stands who is being beaten by Satan into insanity. That is because they say, "Trade is [just] like interest." But Allāh has permitted trade and has forbidden interest. So whoever has received an admonition from his Lord and desists may have what is past, and his affair rests with Allāh. But whoever returns [to dealing in interest or usury] - those are the companions of the Fire; they will abide eternally therein.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

الذين يتعاملون بالربا -وهو الزيادة على رأس المال- لا يقومون في الآخرة من قبورهم إلا كما يقوم الذي يتخبطه الشيطان من الجنون؛ ذلك لأنهم قالوا: إنما البيع مثل الربا، في أن كلا منهما حلال، ويؤدي إلى زيادة المال، فأكذبهم الله، وبيَّن أنه أحل البيع وحرَّم الربا؛ لما في البيع والشراء من نفع للأفراد والجماعات، ولما في الربا من استغلال وضياع وهلاك. فمن بلغه نهي الله عن الربا فارتدع، فله ما مضى قبل أن يبلغه التحريم لا إثم عليه فيه، وأمره إلى الله فيما يستقبل من زمانه، فإن استمرَّ على توبته فالله لا يضيع أجر المحسنين، ومن عاد إلى الربا ففعله بعد بلوغه نهي الله عنه، فقد استوجب العقوبة، وقامت عليه الحجة، ولهذا قال سبحانه: (فَأُولَئِكَ أَصْحَابُ النَّارِ هُمْ فِيهَا خَالِدُونَ)

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

İlgili ayetler

Bu ayet nerede geçiyor?