← Sure 57

57:10

وَمَا لَكُمْ أَلَّا تُنفِقُوا۟ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ وَلِلَّهِ مِيرَٰثُ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ ۚ لَا يَسْتَوِى مِنكُم مَّنْ أَنفَقَ مِن قَبْلِ ٱلْفَتْحِ وَقَـٰتَلَ ۚ أُو۟لَـٰٓئِكَ أَعْظَمُ دَرَجَةً مِّنَ ٱلَّذِينَ أَنفَقُوا۟ مِنۢ بَعْدُ وَقَـٰتَلُوا۟ ۚ وَكُلًّا وَعَدَ ٱللَّهُ ٱلْحُسْنَىٰ ۚ وَٱللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرٌ

Kelime kelime

وَمَا
ve ne?
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
مَاİsimsoru
لَكُمْ
oluyor size
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
كُمْİsimzamir، 2. çoğul eril
أَلَّا
infak etmiyorsunuz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَEdatmasdar bağlacı
لَّاEdatolumsuzluk
تُنفِقُوا۟
harcarsanız
Fiil
Kök: نفق
Dilbilgisi (i'rab)
تُنفِقُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
فِى
yolunda
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىEdatharf-i cer (edat)
سَبِيلِ
Allah
İsim
Kök: سبل
Dilbilgisi (i'rab)
سَبِيلِİsimeril، mecrûr (genitif)
ٱللَّهِ
Allah
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهِİsimözel isim، mecrûr (genitif)
وَلِلَّهِ
zaten Allah'ındır
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdathâl (durum) vâvı، ön ek
لِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
لَّهِİsimözel isim، mecrûr (genitif)
مِيرَٰثُ
mirası
İsim
Kök: ورث
Dilbilgisi (i'rab)
مِيرَٰثُİsimeril، merfû (nominatif)
ٱلسَّمَٰوَٰتِ
göklerin
İsim
Kök: سمو
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
سَّمَٰوَٰتِİsimdişil çoğul، mecrûr (genitif)
وَٱلْأَرْضِ
ve yerin
İsim
Kök: أرض
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
أَرْضِİsimdişil، mecrûr (genitif)
لَا
bir olmaz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَاEdatolumsuzluk
يَسْتَوِى
eşit
Fiil
Kök: سوي
Dilbilgisi (i'rab)
يَسْتَوِىFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
مِنكُم
içinizden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنEdatharf-i cer (edat)
كُمİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
مَّنْ
kimseler
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَّنْİsimism-i mevsûl
أَنفَقَ
infak eden
Fiil
Kök: نفق
Dilbilgisi (i'rab)
أَنفَقَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
مِن
önce
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنEdatharf-i cer (edat)
قَبْلِ
daha önce
İsim
Kök: قبل
Dilbilgisi (i'rab)
قَبْلِİsimmecrûr (genitif)
ٱلْفَتْحِ
fetihden
İsim
Kök: فتح
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
فَتْحِİsimeril، mecrûr (genitif)
وَقَٰتَلَ
ve savaşanlar
Fiil
Kök: قتل
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
قَٰتَلَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
أُو۟لَٰٓئِكَ
onların
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
أُو۟لَٰٓئِİsimism-i işaret، harf-i cer (edat)
كَEdatmuhâtab، son ek، eril
أَعْظَمُ
daha büyüktür
İsim
Kök: عظم
Dilbilgisi (i'rab)
أَعْظَمُİsimeril tekil، merfû (nominatif)
دَرَجَةً
derecesi
İsim
Kök: درج
Dilbilgisi (i'rab)
دَرَجَةًİsimdişil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
مِّنَ
kimselerden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنَEdatharf-i cer (edat)
ٱلَّذِينَ
kimseler
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
أَنفَقُوا۟
infak eden(ler)
Fiil
Kök: نفق
Dilbilgisi (i'rab)
أَنفَقُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
مِنۢ
sonradan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنۢEdatharf-i cer (edat)
بَعْدُ
ondan sonra
İsim
Kök: بعد
Dilbilgisi (i'rab)
بَعْدُİsimmecrûr (genitif)
وَقَٰتَلُوا۟
ve savaşanlar(dan)
Fiil
Kök: قتل
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
قَٰتَلُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
وَكُلًّا
ve hepsine
İsim
Kök: كلل
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
كُلًّاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
وَعَدَ
va'detmiştir
Fiil
Kök: وعد
Dilbilgisi (i'rab)
وَعَدَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
ٱللَّهُ
Allah
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهُİsimözel isim، merfû (nominatif)
ٱلْحُسْنَىٰ
en güzel (sonucu)
İsim
Kök: حسن
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
حُسْنَىٰİsimdişil tekil، mansûb (akuzatif)
وَٱللَّهُ
ve Allah
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱللَّهُİsimözel isim، merfû (nominatif)
بِمَا
şeyleri
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
مَاİsimism-i mevsûl
تَعْمَلُونَ
yaptıklarınız
Fiil
Kök: عمل
Dilbilgisi (i'rab)
تَعْمَلُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
خَبِيرٌ
haber almaktadır
İsim
Kök: خبر
Dilbilgisi (i'rab)
خَبِيرٌİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)

Meal

TR

Göklerin ve yerin mirasçısı Allah olduğu halde, Allah yolunda siz niçin sarf etmiyorsunuz? İçinizden Mekke'nin fethinden önce sarfeden ve savaşan kimseler, daha sonra sarfedip savaşan kimselerle bir değildirler, öncekiler daha üstün derecededirler. Allah, hepsine cenneti vadetmiştir. Allah, işlediklerinizden haberdardır.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Neden siz Allah yolunda harcamayasınız ki? Göklerin ve yerin mirası zaten Allah'ındır. Elbette içinizden, fetihten önce harcayan ve savaşan bir olmaz. Onların derecesi, sonradan infak eden ve savaşanlardan daha büyüktür. Bununla beraber Allah hepsinede en güzel sonucu vaad etmiştir. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Size ne oluyor da Allah yolunda infak etmiyorsunuz (vermiyorsunuz)? (Oysa) göklerin ve yerin mirası, yalnızca Allah’a aittir. İçinizden zaferden önce infak eden (veren) ve savaşan(lar, diğerleriyle) eşit değildir. Onların derecesi, sonradan infak edenlerden (verenlerden) ve savaşanlardan daha üstündür. Allah hepsine en güzel olanı (cenneti) vadetmiştir. Allah yapmakta olduklarınızdan haberdardır.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

And what cause have ye why ye should not spend in the cause of Allah?- For to Allah belongs the heritage of the heavens and the earth. Not equal among you are those who spent (freely) and fought, before the Victory, (with those who did so later). Those are higher in rank than those who spent (freely) and fought afterwards. But to all has Allah promised a goodly (reward). And Allah is well acquainted with all that ye do.

A. Yusuf Alipublic-domain

Why should you not give for God’s cause when God alone will inherit what is in the heavens and earth? Those who gave and fought before the triumph are not like others: they are greater in rank than those who gave and fought afterwards. But God has promised a good reward to all of them: God is fully aware of all that you do.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And what aileth you that ye spend not in the way of Allah when unto Allah belongeth the inheritance of the heavens and the earth? Those who spent and fought before the victory are not upon a level (with the rest of you). Such are greater in rank than those who spent and fought afterwards. Unto each hath Allah promised good. And Allah is Informed of what ye do.

M. Pickthallpublic-domain

And why do you not spend in the cause of Allāh while to Allāh belongs the heritage of the heavens and the earth? Not equal among you are those who spent before the conquest [of Makkah] and fought [and those who did so after it]. Those are greater in degree than they who spent afterwards and fought. But to all Allāh has promised the best [reward]. And Allāh, of what you do, is Aware.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

وأيُّ شيء يمنعكم من الإنفاق في سبيل الله؟ ولله ميراث السموات والأرض يرث كلَّ ما فيهما، ولا يبقى أحد مالكًا لشيء فيهما. لا يستوي في الأجر والمثوبة منكم مَن أنفق من قبل فتح "مكة" وقاتل الكفار، أولئك أعظم درجة عند الله من الذين أنفقوا في سبيل الله من بعد الفتح وقاتلوا الكفار، وكلا من الفريقين وعد الله الجنة، والله بأعمالكم خبير لا يخفى عليه شيء منها، وسيجازيكم عليها.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

İlgili ayetler

Bu ayet nerede geçiyor?