← Sure 6

6:112

وَكَذَٰلِكَ جَعَلْنَا لِكُلِّ نَبِىٍّ عَدُوًّا شَيَـٰطِينَ ٱلْإِنسِ وَٱلْجِنِّ يُوحِى بَعْضُهُمْ إِلَىٰ بَعْضٍ زُخْرُفَ ٱلْقَوْلِ غُرُورًا ۚ وَلَوْ شَآءَ رَبُّكَ مَا فَعَلُوهُ ۖ فَذَرْهُمْ وَمَا يَفْتَرُونَ

Kelime kelime

وَكَذَٰلِكَ
ve böylece
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
كَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ذَٰİsimism-i işaret، eril tekil
لِEdatuzaklık، son ek
كَEdatmuhâtab، son ek، eril
جَعَلْنَا
biz yaptık
Fiil
Kök: جعل
Dilbilgisi (i'rab)
جَعَلْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
لِكُلِّ
her
İsim
Kök: كلل
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
كُلِّİsimeril، mecrûr (genitif)
نَبِىٍّ
peygambere
İsim
Kök: نبأ
Dilbilgisi (i'rab)
نَبِىٍّİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
عَدُوًّا
düşman
İsim
Kök: عدو
Dilbilgisi (i'rab)
عَدُوًّاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
شَيَٰطِينَ
şeytanlarını
İsim
Kök: شطن
Dilbilgisi (i'rab)
شَيَٰطِينَİsimeril çoğul، mansûb (akuzatif)
ٱلْإِنسِ
insan
İsim
Kök: أنس
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
إِنسِİsimeril، mecrûr (genitif)
وَٱلْجِنِّ
ve cin
İsim
Kök: جنن
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
جِنِّİsimeril، mecrûr (genitif)
يُوحِى
fısıldarlar
Fiil
Kök: وحي
Dilbilgisi (i'rab)
يُوحِىFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
بَعْضُهُمْ
bir kısmı
İsim
Kök: بعض
Dilbilgisi (i'rab)
بَعْضُİsimeril، merfû (nominatif)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
إِلَىٰ
diğerlerine
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَىٰEdatharf-i cer (edat)
بَعْضٍ
diğerinin
İsim
Kök: بعض
Dilbilgisi (i'rab)
بَعْضٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
زُخْرُفَ
yaldızlı
İsim
Kök: زخرف
Dilbilgisi (i'rab)
زُخْرُفَİsimeril، mansûb (akuzatif)
ٱلْقَوْلِ
sözler
İsim
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
قَوْلِİsimmasdar (isim-fiil)، eril، mecrûr (genitif)
غُرُورًا
aldatmak için
İsim
Kök: غرر
Dilbilgisi (i'rab)
غُرُورًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
وَلَوْ
ve eğer
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
لَوْEdatşart
شَآءَ
dileseydi
Fiil
Kök: شيأ
Dilbilgisi (i'rab)
شَآءَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
رَبُّكَ
Rabbin
İsim
Kök: ربب
Dilbilgisi (i'rab)
رَبُّİsimeril، merfû (nominatif)
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
مَا
onu yapamazlardı
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مَاEdatolumsuzluk
فَعَلُوهُ
yaptıkları
Fiil
Kök: فعل
Dilbilgisi (i'rab)
فَعَلُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
هُİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
فَذَرْهُمْ
artık onları baş başa bırak
Fiil
Kök: وذر
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
ذَرْFiilemir، 2. tekil eril
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
وَمَا
şeylerle
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
مَاİsimism-i mevsûl
يَفْتَرُونَ
uydurdukları
Fiil
Kök: فري
Dilbilgisi (i'rab)
يَفْتَرُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril

Meal

TR

Aldatmak için birbirlerine cazip sözler fısıldayan cin ve insan şeytanlarını her peygambere düşman yaptık. Bu şeytanlar ahirete inanmayanların kalblerinin o sözlere yönelmesi, ondan hoşnut olması ve kendilerinin işledikleri suçları işlemeleri için böyle yaparlar. Rabbin dileseydi bunu yapamazlardı, sen onları iftiraları ile başbaşa bırak;

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Biz böylece, her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman yaptık. Bunlar birbirini aldatmak için süslü sözlerle vesvese verirler. Rabbin dileseydi onu yapamazlardı. Artık onları iftiraları ile başbaşa bırak.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Böylece (insanları) aldatmak için birbirlerine yaldızlı sözler vahyeden (fısıldayan) insan ve cin şeytanlarını her peygambere düşman kıldık. Rabbin dileseydi onu da yapamazlardı. Artık onları uydurdukları şeylerle bırak!

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Likewise did We make for every Messenger an enemy,- evil ones among men and jinns, inspiring each other with flowery discourses by way of deception. If thy Lord had so planned, they would not have done it: so leave them and their inventions alone.

A. Yusuf Alipublic-domain

In the same way We assigned to each prophet an enemy, evil humans and evil jinn. They suggest alluring words to one another in order to deceive- if it had been your Lord’s will, [Prophet], they would not have done this: leave them to their inventions-

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Thus have We appointed unto every prophet an adversary - devils of humankind and jinn who inspire in one another plausible discourse through guile. If thy Lord willed, they would not do so; so leave them alone with their devising;

M. Pickthallpublic-domain

And thus We have made for every prophet an enemy - devils from mankind and jinn, inspiring to one another decorative speech in delusion. But if your Lord had willed, they would not have done it, so leave them and that which they invent.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

وكما ابتليناك -أيها الرسول- بأعدائك من المشركين ابتلينا جميع الأنبياء -عليهم السلام- بأعداء مِن مردة قومهم وأعداء من مردة الجن، يُلقي بعضهم إلى بعض القول الذي زيَّنوه بالباطل؛ ليغتر به سامعه، فيضل عن سبيل الله. ولو أراد ربك -جلَّ وعلا- لحال بينهم وبين تلك العداوة، ولكنه الابتلاء من الله، فدعهم وما يختلقون مِن كذب وزور.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?