← Sure 7

7:157

ٱلَّذِينَ يَتَّبِعُونَ ٱلرَّسُولَ ٱلنَّبِىَّ ٱلْأُمِّىَّ ٱلَّذِى يَجِدُونَهُۥ مَكْتُوبًا عِندَهُمْ فِى ٱلتَّوْرَىٰةِ وَٱلْإِنجِيلِ يَأْمُرُهُم بِٱلْمَعْرُوفِ وَيَنْهَىٰهُمْ عَنِ ٱلْمُنكَرِ وَيُحِلُّ لَهُمُ ٱلطَّيِّبَـٰتِ وَيُحَرِّمُ عَلَيْهِمُ ٱلْخَبَـٰٓئِثَ وَيَضَعُ عَنْهُمْ إِصْرَهُمْ وَٱلْأَغْلَـٰلَ ٱلَّتِى كَانَتْ عَلَيْهِمْ ۚ فَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ بِهِۦ وَعَزَّرُوهُ وَنَصَرُوهُ وَٱتَّبَعُوا۟ ٱلنُّورَ ٱلَّذِىٓ أُنزِلَ مَعَهُۥٓ ۙ أُو۟لَـٰٓئِكَ هُمُ ٱلْمُفْلِحُونَ

Kelime kelime

ٱلَّذِينَ
onlar ki
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
يَتَّبِعُونَ
uyarlar
Fiil
Kök: تبع
Dilbilgisi (i'rab)
يَتَّبِعُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
ٱلرَّسُولَ
o Elçi'ye
İsim
Kök: رسل
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
رَّسُولَİsimeril، mansûb (akuzatif)
ٱلنَّبِىَّ
o Peygamber'e
İsim
Kök: نبأ
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
نَّبِىَّİsimeril، mansûb (akuzatif)
ٱلْأُمِّىَّ
ümmi
İsim
Kök: أمم
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
أُمِّىَّİsimeril tekil، mansûb (akuzatif)، sıfat
ٱلَّذِى
buldukları
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِىİsimism-i mevsûl، eril tekil
يَجِدُونَهُۥ
bulamazsın
Fiil
Kök: وجد
Dilbilgisi (i'rab)
يَجِدُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
هُۥİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
مَكْتُوبًا
yazılı
İsim
Kök: كتب
Dilbilgisi (i'rab)
مَكْتُوبًاİsimism-i mef'ûl (edilgen ortaç)، eril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
عِندَهُمْ
yanlarında
İsim
Kök: عند
Dilbilgisi (i'rab)
عِندَİsimmekân zarfı، mansûb (akuzatif)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
فِى
Tevrat
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىEdatharf-i cer (edat)
ٱلتَّوْرَىٰةِ
Tevrat
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
تَّوْرَىٰةِİsimözel isim، mecrûr (genitif)
وَٱلْإِنجِيلِ
ve İncil'de
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
إِنجِيلِİsimözel isim، mecrûr (genitif)
يَأْمُرُهُم
kendilerine emreden
Fiil
Kök: أمر
Dilbilgisi (i'rab)
يَأْمُرُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
هُمİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
بِٱلْمَعْرُوفِ
iyiliği
İsim
Kök: عرف
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
مَعْرُوفِİsimism-i mef'ûl (edilgen ortaç)، eril، mecrûr (genitif)
وَيَنْهَىٰهُمْ
ve kendilerini meneden
Fiil
Kök: نهي
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
يَنْهَىٰFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
عَنِ
kötülükten
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَنِEdatharf-i cer (edat)
ٱلْمُنكَرِ
çirkin (olanı)
İsim
Kök: نكر
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
مُنكَرِİsimism-i mef'ûl (edilgen ortaç)، eril، mecrûr (genitif)
وَيُحِلُّ
ve helal kılan
Fiil
Kök: حلل
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
يُحِلُّFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
لَهُمُ
onlara
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هُمُİsimzamir، 3. çoğul eril
ٱلطَّيِّبَٰتِ
güzel şeyleri
İsim
Kök: طيب
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
طَّيِّبَٰتِİsimdişil çoğul، mansûb (akuzatif)
وَيُحَرِّمُ
ve haram kılan
Fiil
Kök: حرم
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
يُحَرِّمُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
عَلَيْهِمُ
onlara
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
هِمُİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
ٱلْخَبَٰٓئِثَ
çirkin şeyleri
İsim
Kök: خبث
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
خَبَٰٓئِثَİsimeril çoğul، mansûb (akuzatif)
وَيَضَعُ
ve kaldırıp atan
Fiil
Kök: وضع
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
يَضَعُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
عَنْهُمْ
onlardan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَنْEdatharf-i cer (edat)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
إِصْرَهُمْ
ağırlıkları
İsim
Kök: أصر
Dilbilgisi (i'rab)
إِصْرَİsimeril، mansûb (akuzatif)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
وَٱلْأَغْلَٰلَ
ve prangaları
İsim
Kök: غلل
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
أَغْلَٰلَİsimeril çoğul، mansûb (akuzatif)
ٱلَّتِى
öyle ki
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّتِىİsimism-i mevsûl، dişil tekil
كَانَتْ
idiler
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كَانَتْFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil dişil
عَلَيْهِمْ
onların üzerinde
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
فَٱلَّذِينَ
artık onlar
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
ٱلَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
ءَامَنُوا۟
inananlar
Fiil
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
ءَامَنُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
بِهِۦ
O'na
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هِۦİsimzamir، 3. tekil eril
وَعَزَّرُوهُ
ve O'na saygı gösterenler
Fiil
Kök: عزر
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
عَزَّرُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
هُİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
وَنَصَرُوهُ
ve O'na yardım edenler
Fiil
Kök: نصر
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
نَصَرُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
هُİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
وَٱتَّبَعُوا۟
ve uyanlar
Fiil
Kök: تبع
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱتَّبَعُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
ٱلنُّورَ
nura
İsim
Kök: نور
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
نُّورَİsimeril، mansûb (akuzatif)
ٱلَّذِىٓ
indirilen
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِىٓİsimism-i mevsûl، eril tekil
أُنزِلَ
indirilen
Fiil
Kök: نزل
Dilbilgisi (i'rab)
أُنزِلَFiilmâzî (geçmiş)، meçhul (edilgen)، 3. tekil eril
مَعَهُۥٓ
O'nunla beraber
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَعَİsimmekân zarfı، mansûb (akuzatif)
هُۥٓİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
أُو۟لَٰٓئِكَ
işte
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
أُو۟لَٰٓئِİsimism-i işaret، harf-i cer (edat)
كَEdatmuhâtab، son ek، eril
هُمُ
onlar
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
هُمُİsimzamir، 3. çoğul eril
ٱلْمُفْلِحُونَ
felaha erenlerdir
İsim
Kök: فلح
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
مُفْلِحُونَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، merfû (nominatif)

Meal

TR

"Bu dünyada ve ahirette bizim için güzel olanı yaz; biz Sana yöneldik" dedi. Allah: "Azabıma dilediğim kimseyi uğratırım, rahmetim herşeyi kaplamıştır; bunu Allah'a karşı gelmekten sakınanlara, zekat verenlere, ayetlerimize inanıp, yanlarındaki Tevrat ve İncil'de yazılı buldukları, okuyup yazması olmayan peygambere uyanlara yazacağız. O peygamber, onlara, uygun olanı emreder ve fenalıktan meneder, temiz şeyleri helal, murdar şeyleri haram kılar, onların ağır yüklerini indirir, zor tekliflerini hafifletir. Bu peygambere inanan, hürmet eden, yardım eden, onunla gönderilen nura uyanlar yok mu? İşte onlar saadete erenlerdir" dedi.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Onlar ki, o ümmî peygambere uyarlar, yanlarındaki Tevrat ve İncil'de yazılmış bulacakları o peygambere uyup, onun izinden giderler ki, o, onlara iyiyi emreder ve onları kötülüklerden alıkoyar, temiz ve hoş şeyleri kendilerine helâl kılar, murdar ve kötü şeyleri de üzerlerine haram kılar, sırtlarından ağır yükleri indirir, üzerlerindeki bağları ve zincirleri kırar atar, işte o vakit ona iman eden, ona kuvvetle saygı gösteren, ona yardımcı olan ve onun peygamberliği ile birlikte indirilen nuru izleyen kimseler var ya, işte asıl murada eren kurtulmuşlar onlardır.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

(Yani) yanlarındaki Tevrat ve İncil’de yazılı buldukları Elçi'ye, o ümmi Peygamber’e uyanlara (yazacağım) ki (o rasûl/elçi), onlara iyiliği emreder (öğütler), onları kötülükten engeller (sakındırır); onlara temiz şeyleri helal, pis şeyleri de haram kılar; kendilerinden ağır yüklerini ve üzerlerindeki zincirleri kaldırır (atar). Ona (o Peygamber’e) inanıp saygı gösteren, ona yardım eden ve onunla birlikte gönderilen nur’a (Kur’an’a) uyanlar, kurtulanların ta kendileridir.”

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

"Those who follow the messenger, the unlettered Prophet, whom they find mentioned in their own (scriptures),- in the law and the Gospel;- for he commands them what is just and forbids them what is evil; he allows them as lawful what is good (and pure) and prohibits them from what is bad (and impure); He releases them from their heavy burdens and from the yokes that are upon them. So it is those who believe in him, honour him, help him, and follow the light which is sent down with him,- it is they who will prosper."

A. Yusuf Alipublic-domain

who follow the Messenger- the unlettered prophet they find described in the Torah that is with them, and in the Gospel- who commands them to do right and forbids them to do wrong, who makes good things lawful to them and bad things unlawful, and relieves them of their burdens, and the iron collars that were on them. So it is those who believe him, honour and help him, and who follow the light which has been sent down with him, who will succeed.’

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Those who follow the messenger, the Prophet who can neither read nor write, whom they will find described in the Torah and the Gospel (which are) with them. He will enjoin on them that which is right and forbid them that which is wrong. He will make lawful for them all good things and prohibit for them only the foul; and he will relieve them of their burden and the fetters that they used to wear. Then those who believe in him, and honour him, and help him, and follow the light which is sent down with him: they are the successful.

M. Pickthallpublic-domain

Those who follow the Messenger, the unlettered prophet, whom they find written [i.e., described] in what they have of the Torah and the Gospel, who enjoins upon them what is right and prohibits them from what is wrong and makes lawful for them what is good and forbids them from what is evil and relieves them of their burden and the shackles which were upon them. So they who have believed in him, honored him, supported him and followed the light which was sent down with him - it is those who will be the successful.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

هذه الرحمة سأكتبها للذين يخافون الله ويجتنبون معاصيه، ويتبعون الرسول النبي الأمي الذي لا يقرأ ولا يكتب، وهو محمد صلى الله عليه وسلم، الذي يجدون صفته وأمره مكتوبَيْن عندهم في التوراة والإنجيل، يأمرهم بالتوحيد والطاعة وكل ما عرف حُسْنه، وينهاهم عن الشرك والمعصية وكل ما عرف قُبْحه، ويُحِلُّ لهم الطيبات من المطاعم والمشارب والمناكح، ويُحرِّم عليهم الخبائث منها كلحم الخنزير، وما كانوا يستحلُّونه من المطاعم والمشارب التي حرَّمها الله، ويذهب عنهم ما كُلِّفوه من الأمور الشاقة كقطع موضع النجاسة من الجلد والثوب، وإحراق الغنائم، والقصاص حتمًا من القاتل عمدًا كان القتل أم خطأ، فالذين صدَّقوا بالنبي الأمي محمد صلى الله عليه وسلم وأقروا بنبوته، ووقروه وعظَّموه ونصروه، واتبعوا القرآن المنزل عليه، وعملوا بسنته، أولئك هم الفائزون بما وعد الله به عباده المؤمنين.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?