← Sure 10

10:24

إِنَّمَا مَثَلُ ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا كَمَآءٍ أَنزَلْنَـٰهُ مِنَ ٱلسَّمَآءِ فَٱخْتَلَطَ بِهِۦ نَبَاتُ ٱلْأَرْضِ مِمَّا يَأْكُلُ ٱلنَّاسُ وَٱلْأَنْعَـٰمُ حَتَّىٰٓ إِذَآ أَخَذَتِ ٱلْأَرْضُ زُخْرُفَهَا وَٱزَّيَّنَتْ وَظَنَّ أَهْلُهَآ أَنَّهُمْ قَـٰدِرُونَ عَلَيْهَآ أَتَىٰهَآ أَمْرُنَا لَيْلًا أَوْ نَهَارًا فَجَعَلْنَـٰهَا حَصِيدًا كَأَن لَّمْ تَغْنَ بِٱلْأَمْسِ ۚ كَذَٰلِكَ نُفَصِّلُ ٱلْـَٔايَـٰتِ لِقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ

Kelime kelime

إِنَّمَا
ancak
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
مَاEdatkâffe (mâ)
مَثَلُ
örneği
İsim
Kök: مثل
Dilbilgisi (i'rab)
مَثَلُİsimeril، merfû (nominatif)
ٱلْحَيَوٰةِ
hayatının
İsim
Kök: حيي
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
حَيَوٰةِİsimdişil، mecrûr (genitif)
ٱلدُّنْيَا
dünya
İsim
Kök: دنو
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
دُّنْيَاİsimdişil tekil، mecrûr (genitif)، sıfat
كَمَآءٍ
suya benzer
İsim
Kök: موه
Dilbilgisi (i'rab)
كَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
مَآءٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
أَنزَلْنَٰهُ
indirdiğimiz
Fiil
Kök: نزل
Dilbilgisi (i'rab)
أَنزَلْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَٰİsimzamir، son ek، 1. çoğul
هُİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
مِنَ
gökten
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنَEdatharf-i cer (edat)
ٱلسَّمَآءِ
göğün
İsim
Kök: سمو
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
سَّمَآءِİsimdişil، mecrûr (genitif)
فَٱخْتَلَطَ
birbirine karıştığı
Fiil
Kök: خلط
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
ٱخْتَلَطَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
بِهِۦ
onunla
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هِۦİsimzamir، 3. tekil eril
نَبَاتُ
bitkilerinin
İsim
Kök: نبت
Dilbilgisi (i'rab)
نَبَاتُİsimdişil، merfû (nominatif)
ٱلْأَرْضِ
yeryüzü
İsim
Kök: أرض
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
أَرْضِİsimdişil، mecrûr (genitif)
مِمَّا
öyle ki
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِEdatharf-i cer (edat)
مَّاİsimism-i mevsûl
يَأْكُلُ
yer
Fiil
Kök: أكل
Dilbilgisi (i'rab)
يَأْكُلُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
ٱلنَّاسُ
insanlar
İsim
Kök: أنس
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
نَّاسُİsimeril çoğul، merfû (nominatif)
وَٱلْأَنْعَٰمُ
ve hayvanlar
İsim
Kök: نعم
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
أَنْعَٰمُİsimeril çoğul، merfû (nominatif)
حَتَّىٰٓ
sonuçta
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
حَتَّىٰٓEdatibtidâ
إِذَآ
sırada
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
إِذَآİsimzaman zarfı
أَخَذَتِ
alıp
Fiil
Kök: أخذ
Dilbilgisi (i'rab)
أَخَذَتِFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil dişil
ٱلْأَرْضُ
yeryüzü
İsim
Kök: أرض
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
أَرْضُİsimdişil، merfû (nominatif)
زُخْرُفَهَا
güzelliğini
İsim
Kök: زخرف
Dilbilgisi (i'rab)
زُخْرُفَİsimeril، mansûb (akuzatif)
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
وَٱزَّيَّنَتْ
ve süslendiği
Fiil
Kök: زين
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱزَّيَّنَتْFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil dişil
وَظَنَّ
ve sandıkları
Fiil
Kök: ظنن
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ظَنَّFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
أَهْلُهَآ
sahiplerinin
İsim
Kök: أهل
Dilbilgisi (i'rab)
أَهْلُİsimeril، merfû (nominatif)
هَآİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
أَنَّهُمْ
gerçekten
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنَّEdatmansûb (akuzatif)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
قَٰدِرُونَ
kadir olduklarını
İsim
Kök: قدر
Dilbilgisi (i'rab)
قَٰدِرُونَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، merfû (nominatif)
عَلَيْهَآ
bunlara
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
هَآİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
أَتَىٰهَآ
gelir
Fiil
Kök: أتي
Dilbilgisi (i'rab)
أَتَىٰFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
هَآİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
أَمْرُنَا
emrimiz
İsim
Kök: أمر
Dilbilgisi (i'rab)
أَمْرُİsimeril، merfû (nominatif)
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
لَيْلًا
gece
İsim
Kök: ليل
Dilbilgisi (i'rab)
لَيْلًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
أَوْ
veya
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَوْEdatatıf bağlacı
نَهَارًا
gündüz
İsim
Kök: نهر
Dilbilgisi (i'rab)
نَهَارًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
فَجَعَلْنَٰهَا
böylece onları çeviririz
Fiil
Kök: جعل
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatatıf bağlacı، ön ek
جَعَلْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَٰİsimzamir، son ek، 1. çoğul
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
حَصِيدًا
biçilmiş hale
İsim
Kök: حصد
Dilbilgisi (i'rab)
حَصِيدًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
كَأَن
gibi
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
كَأَنEdatmansûb (akuzatif)
لَّمْ
hiç yokmuş
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَّمْEdatolumsuzluk
تَغْنَ
yarar sağlamadı
Fiil
Kök: غني
Dilbilgisi (i'rab)
تَغْنَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil dişil
بِٱلْأَمْسِ
bir gün önce
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
أَمْسِİsimeril، mecrûr (genitif)
كَذَٰلِكَ
işte böyle
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
كَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ذَٰİsimism-i işaret، eril tekil
لِEdatuzaklık، son ek
كَEdatmuhâtab، son ek، eril
نُفَصِّلُ
ayrıntılı olarak açıklıyoruz
Fiil
Kök: فصل
Dilbilgisi (i'rab)
نُفَصِّلُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
ٱلْءَايَٰتِ
ayetlerimizi
İsim
Kök: أيي
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
ءَايَٰتِİsimdişil çoğul، mansûb (akuzatif)
لِقَوْمٍ
topluluk için
İsim
Kök: قوم
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
قَوْمٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
يَتَفَكَّرُونَ
düşünen
Fiil
Kök: فكر
Dilbilgisi (i'rab)
يَتَفَكَّرُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril

Meal

TR

Dünya hayatı gökten indirdiğimiz su gibidir ki, onunla insan ve hayvanların yiyeceği bitkiler yetişip birbirine karışmıştır. Yeryüzünün süslenip bezendiği ve yerin sahiplerinin bütün bunlara malik olduklarını sandıkları sırada, gece veya gündüz buyruğumuz o yere gelmiş ve orayı hiçbir şey bitirmemişe çevirmişiz; bir gün önce birşey yokmuş gibi olmuştur. Düşünen millet için ayetleri böylece uzun açıklıyoruz.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Dünya hayatının misali şöyledir: Gökten indirdiğimiz su ile, insanların ve hayvanların yediği bitkiler birbirine karışmıştır. Nihayet yeryüzü süslerini takınıp süslendiği ve sahipleri kendilerini ona gücü yeter sandıkları bir sırada, geceleyin veya gündüzün, ona emrimiz gelivermiştir, ansızın ona öyle bir tırpan atıvermişiz de sanki bir gün önce orada hiçbir şenlik yokmuş gibi oluvermiştir. Düşünen bir kavim için âyetlerimizi işte böyle açıklarız.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Dünya hayatının durumu, gökten indirdiğimiz bir su gibidir ki insanların ve hayvanların yiyeceklerinden olan yer bitkileri o (su) sayesinde (gürleşip) birbirine karışır. Sonunda yeryüzü, süsünü takınıp (rengârenk) ziynetlendiği ve sahipleri de onun üzerinde güç sahibi olduklarını sandıkları sırada, bir gece veya gündüz ona (azap) emrimiz gelir de onu sanki dün (orada bir zenginlik) yokmuş gibi hasat edilmiş bir hale getiririz. Düşünen bir toplum için ayetlerimizi ayrıntılı bir şekilde işte böyle açıklıyoruz.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

The likeness of the life of the present is as the rain which We send down from the skies: by its mingling arises the produce of the earth- which provides food for men and animals: (It grows) till the earth is clad with its golden ornaments and is decked out (in beauty): the people to whom it belongs think they have all powers of disposal over it: There reaches it Our command by night or by day, and We make it like a harvest clean-mown, as if it had not flourished only the day before! thus do We explain the Signs in detail for those who reflect.

A. Yusuf Alipublic-domain

The life of this world is like this: rain that We send down from the sky is absorbed by the plants of the earth, from which humans and animals eat. But when the earth has taken on its finest appearance, and adorns itself, and its people think they have power over it, then the fate We commanded comes to it, by night or by day, and We reduce it to stubble, as if it had not flourished just the day before. This is the way We explain the revelations for those who reflect.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

The similitude of the life of the world is only as water which We send down from the sky, then the earth's growth of that which men and cattle eat mingleth with it till, when the earth hath taken on her ornaments and is embellished, and her people deem that they are masters of her, Our commandment cometh by night or by day and We make it as reaped corn as if it had not flourished yesterday. Thus do we expound the revelations for people who reflect.

M. Pickthallpublic-domain

The example of [this] worldly life is but like rain which We have sent down from the sky that the plants of the earth absorb - [those] from which men and livestock eat - until, when the earth has taken on its adornment and is beautified and its people suppose that they have capability over it, there comes to it Our command by night or by day, and We make it as a harvest, as if it had not flourished yesterday. Thus do We explain in detail the signs for a people who give thought.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

إنما مثل الحياة الدنيا وما تتفاخرون به فيها من زينة وأموال، كمثل مطر أنزلناه من السماء إلى الأرض، فنبتت به أنواع من النبات مختلط بعضها ببعض مما يقتات به الناس من الثمار، وما تأكله الحيوانات من النبات، حتى إذا ظهر حُسْنُ هذه الأرض وبهاؤها، وظن أهل هذه الأرض أنهم قادرون على حصادها والانتفاع بها، جاءها أمرنا وقضاؤنا بهلاك ما عليها من النبات، والزينة إما ليلا وإما نهارًا، فجعلنا هذه النباتات والأشجار محصودة مقطوعة لا شيء فيها، كأن لم تكن تلك الزروع والنباتات قائمة قبل ذلك على وجه الأرض، فكذلك يأتي الفناء على ما تتباهَون به من دنياكم وزخارفها فيفنيها الله ويهلكها. وكما بيَّنا لكم -أيها الناس- مَثَلَ هذه الدنيا وعرَّفناكم بحقيقتها، نبيِّن حججنا وأدلتنا لقوم يتفكرون في آيات الله، ويتدبرون ما ينفعهم في الدنيا والآخرة.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?