← Sure 14

14:31

قُل لِّعِبَادِىَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ يُقِيمُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَيُنفِقُوا۟ مِمَّا رَزَقْنَـٰهُمْ سِرًّا وَعَلَانِيَةً مِّن قَبْلِ أَن يَأْتِىَ يَوْمٌ لَّا بَيْعٌ فِيهِ وَلَا خِلَـٰلٌ

Kelime kelime

قُل
söyle
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قُلFiilemir، 2. tekil eril
لِّعِبَادِىَ
kullarıma
İsim
Kök: عبد
Dilbilgisi (i'rab)
لِّEdatharf-i cer (edat)، ön ek
عِبَادِİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
ىَİsimzamir، son ek، 1. tekil
ٱلَّذِينَ
inanan
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
ءَامَنُوا۟
inanan(lar)
Fiil
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
ءَامَنُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
يُقِيمُوا۟
kılsınlar
Fiil
Kök: قوم
Dilbilgisi (i'rab)
يُقِيمُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
ٱلصَّلَوٰةَ
namazı
İsim
Kök: صلو
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
صَّلَوٰةَİsimdişil، mansûb (akuzatif)
وَيُنفِقُوا۟
ve infak etsinler
Fiil
Kök: نفق
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
يُنفِقُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
مِمَّا
verdiğimiz rızıktan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِEdatharf-i cer (edat)
مَّاİsimism-i mevsûl
رَزَقْنَٰهُمْ
kendilerini rızıklandırdığımız
Fiil
Kök: رزق
Dilbilgisi (i'rab)
رَزَقْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَٰİsimzamir، son ek، 1. çoğul
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
سِرًّا
gizli
İsim
Kök: سرر
Dilbilgisi (i'rab)
سِرًّاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
وَعَلَانِيَةً
ve açık
İsim
Kök: علن
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
عَلَانِيَةًİsimdişil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
مِّن
önce
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنEdatharf-i cer (edat)
قَبْلِ
daha önce
İsim
Kök: قبل
Dilbilgisi (i'rab)
قَبْلِİsimmecrûr (genitif)
أَن
gelmeden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنEdatmasdar bağlacı
يَأْتِىَ
gelmesini
Fiil
Kök: أتي
Dilbilgisi (i'rab)
يَأْتِىَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
يَوْمٌ
bir gün
İsim
Kök: يوم
Dilbilgisi (i'rab)
يَوْمٌİsimeril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
لَّا
ki yoktur
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَّاEdatolumsuzluk
بَيْعٌ
bir alışveriş
İsim
Kök: بيع
Dilbilgisi (i'rab)
بَيْعٌİsimeril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
فِيهِ
onda
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِيEdatharf-i cer (edat)
هِİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
وَلَا
ne yoktur
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَاEdatolumsuzluk
خِلَٰلٌ
bir dostluk
İsim
Kök: خلل
Dilbilgisi (i'rab)
خِلَٰلٌİsimeril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)

Meal

TR

İnanan kullarıma söyle, namazı kılsınlar; alışveriş ve dostluğun olmayacağı günün gelmesinden önce, kendilerine verdiğimiz rızıktan açık ve gizli sarfetsinler.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

(Ey Muhammed!) İman eden kullarıma söyle: "Namazı dosdoğru kılsınlar, alışveriş ve dostluğun olmadığı bir günün gelmesinden önce, kendilerine verdiğimiz rızıktan açık ve gizli (Allah için) harcasınlar."

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

İman eden kullarıma söyle: “Namazlarını kılsınlar, kendisinde alışverişin de dostluğun da bulunmadığı bir günün gelmesinden önce kendilerini rızıklandırdıklarımızdan bir kısmını (Allah için) gizli de açık da infak etsinler (versinler).”

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Speak to my servants who have believed, that they may establish regular prayers, and spend (in charity) out of the sustenance we have given them, secretly and openly, before the coming of a Day in which there will be neither mutual bargaining nor befriending.

A. Yusuf Alipublic-domain

Tell My servants who have believed to keep up the prayer and give, secretly and in public, out of what We have provided them, before a Day comes when there will be no trading or friendship.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Tell My bondmen who believe to establish worship and spend of that which We have given them, secretly and publicly, before a day cometh wherein there will be neither traffick nor befriending.

M. Pickthallpublic-domain

[O Muḥammad], tell My servants who have believed to establish prayer and spend from what We have provided them, secretly and publicly, before a Day comes in which there will be no exchange [i.e., ransom], nor any friendships.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

قل -أيها الرسول- لعبادي الذين آمنوا: يؤدوا الصلاة بحدودها، ويخرجوا بعض ما أعطيناهم من المال في وجوه الخير الواجبة والمستحبة مسرِّين ذلك ومعلنين، من قبل أن يأتي يوم القيامة الذي لا ينفع فيه فداء ولا صداقة.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

İlgili ayetler

Bu ayet nerede geçiyor?