← Sure 2

2:286

لَا يُكَلِّفُ ٱللَّهُ نَفْسًا إِلَّا وُسْعَهَا ۚ لَهَا مَا كَسَبَتْ وَعَلَيْهَا مَا ٱكْتَسَبَتْ ۗ رَبَّنَا لَا تُؤَاخِذْنَآ إِن نَّسِينَآ أَوْ أَخْطَأْنَا ۚ رَبَّنَا وَلَا تَحْمِلْ عَلَيْنَآ إِصْرًا كَمَا حَمَلْتَهُۥ عَلَى ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِنَا ۚ رَبَّنَا وَلَا تُحَمِّلْنَا مَا لَا طَاقَةَ لَنَا بِهِۦ ۖ وَٱعْفُ عَنَّا وَٱغْفِرْ لَنَا وَٱرْحَمْنَآ ۚ أَنتَ مَوْلَىٰنَا فَٱنصُرْنَا عَلَى ٱلْقَوْمِ ٱلْكَـٰفِرِينَ

Kelime kelime

لَا
teklif etmez
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَاEdatolumsuzluk
يُكَلِّفُ
biz teklif etmeyiz
Fiil
Kök: كلف
Dilbilgisi (i'rab)
يُكَلِّفُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
ٱللَّهُ
Allah
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهُİsimözel isim، merfû (nominatif)
نَفْسًا
kimseye
İsim
Kök: نفس
Dilbilgisi (i'rab)
نَفْسًاİsimdişil tekil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
إِلَّا
başkasını
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَّاEdatistisnâ (illâ)
وُسْعَهَا
gücünün yettiğinden
İsim
Kök: وسع
Dilbilgisi (i'rab)
وُسْعَİsimeril، mansûb (akuzatif)
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
لَهَا
(herkesin) kendine
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هَاİsimzamir، 3. tekil dişil
مَا
şey
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَاİsimism-i mevsûl
كَسَبَتْ
kazandığı
Fiil
Kök: كسب
Dilbilgisi (i'rab)
كَسَبَتْFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil dişil
وَعَلَيْهَا
ve aleyhinedir
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
مَا
şey (kötülük)
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَاİsimism-i mevsûl
ٱكْتَسَبَتْ
işlediği
Fiil
Kök: كسب
Dilbilgisi (i'rab)
ٱكْتَسَبَتْFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil dişil
رَبَّنَا
Rabbimiz
İsim
Kök: ربب
Dilbilgisi (i'rab)
رَبَّİsimeril، mansûb (akuzatif)
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
لَا
bizi sorumlu tutma
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَاEdatnehiy (yasaklama)
تُؤَاخِذْنَآ
cezalandıracak olsaydı
Fiil
Kök: أخذ
Dilbilgisi (i'rab)
تُؤَاخِذْFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. tekil eril
نَآİsimzamir، son ek، 1. çoğul
إِن
eğer
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنEdatşart
نَّسِينَآ
unutursak
Fiil
Kök: نسي
Dilbilgisi (i'rab)
نَّسِيFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَآİsimzamir، son ek، 1. çoğul
أَوْ
ya da
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَوْEdatatıf bağlacı
أَخْطَأْنَا
yanılırsak
Fiil
Kök: خطأ
Dilbilgisi (i'rab)
أَخْطَأْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
رَبَّنَا
Rabbimiz
İsim
Kök: ربب
Dilbilgisi (i'rab)
رَبَّİsimeril، mansûb (akuzatif)
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
وَلَا
yük yükleme
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَاEdatnehiy (yasaklama)
تَحْمِلْ
varsan
Fiil
Kök: حمل
Dilbilgisi (i'rab)
تَحْمِلْFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. tekil eril
عَلَيْنَآ
bize
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
نَآİsimzamir، son ek، 1. çoğul
إِصْرًا
ağır
İsim
Kök: أصر
Dilbilgisi (i'rab)
إِصْرًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
كَمَا
gibi
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
كَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
مَاEdatmasdar bağlacı
حَمَلْتَهُۥ
yüklediğin
Fiil
Kök: حمل
Dilbilgisi (i'rab)
حَمَلْFiilmâzî (geçmiş)، 2. tekil eril
تَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
هُۥİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
عَلَى
üzerine
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَىEdatharf-i cer (edat)
ٱلَّذِينَ
bizden öncekilerin
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
مِن
hiçbir
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنEdatharf-i cer (edat)
قَبْلِنَا
daha önce
İsim
Kök: قبل
Dilbilgisi (i'rab)
قَبْلِİsimmecrûr (genitif)
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
رَبَّنَا
Rabbimiz
İsim
Kök: ربب
Dilbilgisi (i'rab)
رَبَّİsimeril، mansûb (akuzatif)
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
وَلَا
bize yükleme
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَاEdatnehiy (yasaklama)
تُحَمِّلْنَا
bize yükletilmişti
Fiil
Kök: حمل
Dilbilgisi (i'rab)
تُحَمِّلْFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. tekil eril
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
مَا
şeyleri
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَاİsimism-i mevsûl
لَا
gücümüzün yetmediğimiz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَاEdatolumsuzluk
طَاقَةَ
güç
İsim
Kök: طوق
Dilbilgisi (i'rab)
طَاقَةَİsimdişil، mansûb (akuzatif)
لَنَا
bizim
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
نَاİsimzamir، 1. çoğul
بِهِۦ
ona
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هِۦİsimzamir، 3. tekil eril
وَٱعْفُ
ve affet
Fiil
Kök: عفو
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱعْفُFiilemir، 2. tekil eril
عَنَّا
bizi
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَنَّEdatharf-i cer (edat)
اİsimzamir، son ek، 1. çoğul
وَٱغْفِرْ
bağışla
Fiil
Kök: غفر
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱغْفِرْFiilemir، 2. tekil eril
لَنَا
bizi
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
نَاİsimzamir، 1. çoğul
وَٱرْحَمْنَآ
bize merhamet et
Fiil
Kök: رحم
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱرْحَمْFiilemir، 2. tekil eril
نَآİsimzamir، son ek، 1. çoğul
أَنتَ
sen
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
أَنتَİsimzamir، 2. tekil eril
مَوْلَىٰنَا
bizim sahibimizsin
İsim
Kök: ولي
Dilbilgisi (i'rab)
مَوْلَىٰİsimeril، merfû (nominatif)
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
فَٱنصُرْنَا
bize yardım eyle
Fiil
Kök: نصر
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱنصُرْFiilemir، 2. tekil eril
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
عَلَى
karşı
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَىEdatharf-i cer (edat)
ٱلْقَوْمِ
toplumuna
İsim
Kök: قوم
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
قَوْمِİsimeril، mecrûr (genitif)
ٱلْكَٰفِرِينَ
kafirler
İsim
Kök: كفر
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
كَٰفِرِينَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، mecrûr (genitif)، sıfat

Meal

TR

Allah kişiye ancak gücünün yeteceği kadar yükler; kazandığı iyilik lehine, ettiği kötülük de aleyhinedir. Rabbimiz! Eğer unutacak veya yanılacak olursak bizi sorumlu tutma. Rabbimiz bizden öncekilere yüklediğin gibi, bize de ağır yük yükleme. Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmeyeceği şeyi taşıtma, bizi affet, bizi bağışla, bize acı. Sen Mevlamızsın, kafirlere karşı bize yardım et.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Allah hiç kimseye gücünün yeteceğinden başka yük yüklemez. Herkesin kazandığı hayır kendisine, yaptığı kötülüğün zararı yine kendisinedir. Ey Rabbimiz, eğer unuttuk ya da yanıldıysak bizi tutup sorguya çekme! Ey Rabbimiz, bize bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme! Ey Rabbimiz, bize gücümüzün yetmeyeceği yükü de yükleme! Bağışla bizi, mağfiret et bizi, rahmet et bize! Sensin bizim Mevlamız, kâfir kavimlere karşı yardım et bize.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Allah hiçbir canı gücünün yetmeyeceği şeyle sorumlu tutmaz. (Herkesin) kazandığı (iyilik) kendi lehine, kazandığı (kötülük) de kendi aleyhinedir. “Rabbimiz! Unutur veya hataya düşersek bizi sorumlu tutma! Rabbimiz! Bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağır yük yükleme! Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği şeyler yükleme! Bizi affet! Bizi bağışla! Bize merhamet et! Sen bizim mevlamızsın (efendimizsin)! kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et!”

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

On no soul doth Allah Place a burden greater than it can bear. It gets every good that it earns, and it suffers every ill that it earns. (Pray:) "Our Lord! Condemn us not if we forget or fall into error; our Lord! Lay not on us a burden Like that which Thou didst lay on those before us; Our Lord! Lay not on us a burden greater than we have strength to bear. Blot out our sins, and grant us forgiveness. Have mercy on us. Thou art our Protector; Help us against those who stand against faith."

A. Yusuf Alipublic-domain

God does not burden any soul with more than it can bear: each gains whatever good it has done, and suffers its bad- ‘ Lord, do not take us to task if we forget or make mistakes. Lord, do not burden us as You burdened those before us. Lord, do not burden us with more than we have strength to bear. Pardon us, forgive us, and have mercy on us. You are our Protector, so help us against the disbelievers.’

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Allah tasketh not a soul beyond its scope. For it (is only) that which it hath earned, and against it (only) that which it hath deserved. Our Lord! Condemn us not if we forget, or miss the mark! Our Lord! Lay not on us such a burden as thou didst lay on those before us! Our Lord! Impose not on us that which we have not the strength to bear! Pardon us, absolve us and have mercy on us, Thou, our Protector, and give us victory over the disbelieving folk.

M. Pickthallpublic-domain

Allāh does not charge a soul except [with that within] its capacity. It will have [the consequence of] what [good] it has gained, and it will bear [the consequence of] what [evil] it has earned. "Our Lord, do not impose blame upon us if we have forgotten or erred. Our Lord, and lay not upon us a burden like that which You laid upon those before us. Our Lord, and burden us not with that which we have no ability to bear. And pardon us; and forgive us; and have mercy upon us. You are our protector, so give us victory over the disbelieving people."

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

دين الله يسر لا مشقة فيه، فلا يطلب الله مِن عباده ما لا يطيقونه، فمن فعل خيرًا نال خيرًا، ومن فعل شرّاً نال شرّاً. ربنا لا تعاقبنا إن نسينا شيئًا مما افترضته علينا، أو أخطأنا في فِعْل شيء نهيتنا عن فعله، ربَّنا ولا تكلفنا من الأعمال الشاقة ما كلفته مَن قبلنا من العصاة عقوبة لهم، ربنا ولا تُحَمِّلْنَا ما لا نستطيعه من التكاليف والمصائب، وامح ذنوبنا، واستر عيوبنا، وأحسن إلينا، أنت مالك أمرنا ومدبره، فانصرنا على مَن جحدوا دينك وأنكروا وحدانيتك، وكذَّبوا نبيك محمدًا صلى الله عليه وسلم، واجعل العاقبة لنا عليهم في الدنيا والآخرة.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

İlgili ayetler

Bu ayet nerede geçiyor?