← Sure 28

28:23

وَلَمَّا وَرَدَ مَآءَ مَدْيَنَ وَجَدَ عَلَيْهِ أُمَّةً مِّنَ ٱلنَّاسِ يَسْقُونَ وَوَجَدَ مِن دُونِهِمُ ٱمْرَأَتَيْنِ تَذُودَانِ ۖ قَالَ مَا خَطْبُكُمَا ۖ قَالَتَا لَا نَسْقِى حَتَّىٰ يُصْدِرَ ٱلرِّعَآءُ ۖ وَأَبُونَا شَيْخٌ كَبِيرٌ

Kelime kelime

وَلَمَّا
ne zaman ki
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَمَّاİsimzaman zarfı
وَرَدَ
varınca
Fiil
Kök: ورد
Dilbilgisi (i'rab)
وَرَدَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
مَآءَ
suyuna
İsim
Kök: موه
Dilbilgisi (i'rab)
مَآءَİsimeril، mansûb (akuzatif)
مَدْيَنَ
Medyen
İsim
Kök: مدن
Dilbilgisi (i'rab)
مَدْيَنَİsimözel isim، mecrûr (genitif)
وَجَدَ
buldu
Fiil
Kök: وجد
Dilbilgisi (i'rab)
وَجَدَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
عَلَيْهِ
onun başında
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
هِİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
أُمَّةً
bir grubu
İsim
Kök: أمم
Dilbilgisi (i'rab)
أُمَّةًİsimdişil tekil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
مِّنَ
insanlardan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنَEdatharf-i cer (edat)
ٱلنَّاسِ
insanların
İsim
Kök: أنس
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
نَّاسِİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
يَسْقُونَ
(hayvanlarını) sularken
Fiil
Kök: سقي
Dilbilgisi (i'rab)
يَسْقُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
وَوَجَدَ
ve buldu
Fiil
Kök: وجد
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
وَجَدَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
مِن
onların gerisinde
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنEdatharf-i cer (edat)
دُونِهِمُ
başka
İsim
Kök: دون
Dilbilgisi (i'rab)
دُونِİsimmecrûr (genitif)
هِمُİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
ٱمْرَأَتَيْنِ
iki kız
İsim
Kök: مرأ
Dilbilgisi (i'rab)
ٱمْرَأَتَيْنِİsimdişil ikil، merfû (nominatif)
تَذُودَانِ
sudan meneden
Fiil
Kök: ذود
Dilbilgisi (i'rab)
تَذُودَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. ikil
انِİsimzamir، son ek، 2. ikil
قَالَ
(Musa) dedi
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قَالَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
مَا
nedir?
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَاİsimism-i mevsûl
خَطْبُكُمَا
sizin işiniz
İsim
Kök: خطب
Dilbilgisi (i'rab)
خَطْبُİsimeril، merfû (nominatif)
كُمَاİsimzamir، son ek، 2. ikil
قَالَتَا
dediler ki
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قَالَFiilmâzî (geçmiş)، 3. ikil dişil
تَاİsimzamir، son ek، 3. ikil dişil
لَا
biz sulayamayız
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَاEdatolumsuzluk
نَسْقِى
(bunların hepsi) sulanır
Fiil
Kök: سقي
Dilbilgisi (i'rab)
نَسْقِىFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
حَتَّىٰ
kadar
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
حَتَّىٰEdatharf-i cer (edat)
يُصْدِرَ
sulayıp çekilinceye
Fiil
Kök: صدر
Dilbilgisi (i'rab)
يُصْدِرَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
ٱلرِّعَآءُ
çobanlar
İsim
Kök: رعي
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
رِّعَآءُİsimmasdar (isim-fiil)، eril، merfû (nominatif)
وَأَبُونَا
ve babamız da
İsim
Kök: أبو
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
أَبُوİsimeril tekil، merfû (nominatif)
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
شَيْخٌ
bir ihtiyardır
İsim
Kök: شيخ
Dilbilgisi (i'rab)
شَيْخٌİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)، sıfat
كَبِيرٌ
büyük
İsim
Kök: كبر
Dilbilgisi (i'rab)
كَبِيرٌİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)، sıfat

Meal

TR

Medyen suyuna geldiğinde, davarlarını sulayan bir insan topluluğu buldu. Onlardan başka, hayvanlarını sudan alıkoyan iki kadın gördü. Onlara: "Derdiniz nedir?" dedi. "Çobanlar ayrılana kadar biz sulamayız. Babamız çok yaşlıdır, onun için bu işi biz yapıyoruz" dediler.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Musa, Medyen suyuna varınca, orada (hayvanlarını) sulayan bir çok insan buldu. Onların gerisinde de (hayvanlarını suyun olduğu yerden) geri çeken iki kadın gördü. Onlara "Derdiniz nedir?" dedi. Şöyle cevap verdiler: "Çobanlar sulayıp çekilmeden biz ( onların içine sokulup hayvanlarımızı) sulamayız; babamız da çok yaşlıdır. "

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Medyen suyuna varınca, orada (hayvanlarını) sulayan bir grup insanla karşılaşmıştı. Onların gerisinde de (hayvanlarını) engelleyen (geri tutan) iki hanım (kız) görmüştü. Onlara “Derdiniz nedir (neden sulamıyorsunuz)?” diye sorunca, şöyle demişlerdi: “Çobanlar sulayıp çekilene kadar biz sulamayız; babamız da büyük, yaşlıdır (mecburen biz suluyoruz).”

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

And when he arrived at the watering (place) in Madyan, he found there a group of men watering (their flocks), and besides them he found two women who were keeping back (their flocks). He said: "What is the matter with you?" They said: "We cannot water (our flocks) until the shepherds take back (their flocks): And our father is a very old man."

A. Yusuf Alipublic-domain

When he arrived at Midian’s waters, he found a group of men watering [their flocks], and beside them two women keeping their flocks back, so he said, ‘What is the matter with you two?’ They said, ‘We cannot water [our flocks] until the shepherds take their sheep away: our father is a very old man.’

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And when he came unto the water of Midian he found there a whole tribe of men, watering. And he found apart from them two women keeping back (their flocks). He said: What aileth you? The two said: We cannot give (our flocks) to drink till the shepherds return from the water; and our father is a very old man.

M. Pickthallpublic-domain

And when he came to the water [i.e., well] of Madyan, he found there a crowd of people watering [their flocks], and he found aside from them two women holding back [their flocks]. He said, "What is your circumstance?" They said, "We do not water until the shepherds dispatch [their flocks]; and our father is an old man."

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

ولما وصل ماء "مدين" وجد عليه جماعة من الناس يسقون مواشيهم، ووجد من دون تلك الجماعة امرأتين منفردتين عن الناس، تحبسان غنمهما عن الماء؛ لعجزهما وضعفهما عن مزاحمة الرجال، وتنتظران حتى تَصْدُر عنه مواشي الناس، ثم تسقيان ماشيتهما، فلما رآهما موسى -عليه السلام- رقَّ لهما، ثم قال: ما شأنكما؟ قالتا: لا نستطيع مزاحمة الرجال، ولا نسقي حتى يسقي الناس، وأبونا شيخ كبير، لا يستطيع أن يسقي ماشيته؛ لضعفه وكبره.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?