← Sure 5

5:13

فَبِمَا نَقْضِهِم مِّيثَـٰقَهُمْ لَعَنَّـٰهُمْ وَجَعَلْنَا قُلُوبَهُمْ قَـٰسِيَةً ۖ يُحَرِّفُونَ ٱلْكَلِمَ عَن مَّوَاضِعِهِۦ ۙ وَنَسُوا۟ حَظًّا مِّمَّا ذُكِّرُوا۟ بِهِۦ ۚ وَلَا تَزَالُ تَطَّلِعُ عَلَىٰ خَآئِنَةٍ مِّنْهُمْ إِلَّا قَلِيلًا مِّنْهُمْ ۖ فَٱعْفُ عَنْهُمْ وَٱصْفَحْ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلْمُحْسِنِينَ

Kelime kelime

فَبِمَا
sebebiyle
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
مَاEdatek bağlaç
نَقْضِهِم
bozmaları
İsim
Kök: نقض
Dilbilgisi (i'rab)
نَقْضِİsimmasdar (isim-fiil)، eril، mecrûr (genitif)
هِمİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
مِّيثَٰقَهُمْ
sözlerini
İsim
Kök: وثق
Dilbilgisi (i'rab)
مِّيثَٰقَİsimeril، mansûb (akuzatif)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
لَعَنَّٰهُمْ
onları la'netledik
Fiil
Kök: لعن
Dilbilgisi (i'rab)
لَعَFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَّٰİsimzamir، son ek، 1. çoğul
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
وَجَعَلْنَا
ve yaptık
Fiil
Kök: جعل
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
جَعَلْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
قُلُوبَهُمْ
kalblerini
İsim
Kök: قلب
Dilbilgisi (i'rab)
قُلُوبَİsimdişil çoğul، mansûb (akuzatif)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
قَٰسِيَةً
kaskatı
İsim
Kök: قسو
Dilbilgisi (i'rab)
قَٰسِيَةًİsimism-i fâil (etken ortaç)، dişil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
يُحَرِّفُونَ
kaydırıyorlar
Fiil
Kök: حرف
Dilbilgisi (i'rab)
يُحَرِّفُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
ٱلْكَلِمَ
kelimeleri
İsim
Kök: كلم
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
كَلِمَİsimeril، mansûb (akuzatif)
عَن
yerlerinden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَنEdatharf-i cer (edat)
مَّوَاضِعِهِۦ
yerlerinden
İsim
Kök: وضع
Dilbilgisi (i'rab)
مَّوَاضِعِİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
هِۦİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
وَنَسُوا۟
ve unuttular
Fiil
Kök: نسي
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdathâl (durum) vâvı، ön ek
نَسُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
حَظًّا
pay almayı
İsim
Kök: حظظ
Dilbilgisi (i'rab)
حَظًّاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
مِّمَّا
şeyden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّEdatharf-i cer (edat)
مَّاİsimism-i mevsûl
ذُكِّرُوا۟
öğütlenen
Fiil
Kök: ذكر
Dilbilgisi (i'rab)
ذُكِّرُFiilmâzî (geçmiş)، meçhul (edilgen)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
بِهِۦ
kendilerine
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هِۦİsimzamir، 3. tekil eril
وَلَا
asla
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
لَاEdatolumsuzluk
تَزَالُ
daima
Fiil
Kök: زيل
Dilbilgisi (i'rab)
تَزَالُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. tekil eril
تَطَّلِعُ
muttali olursun
Fiil
Kök: طلع
Dilbilgisi (i'rab)
تَطَّلِعُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. tekil eril
عَلَىٰ
üzerinde (olduklarına)
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَىٰEdatharf-i cer (edat)
خَآئِنَةٍ
hainlik
İsim
Kök: خون
Dilbilgisi (i'rab)
خَآئِنَةٍİsimism-i fâil (etken ortaç)، dişil، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
مِّنْهُمْ
onlardan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنْEdatharf-i cer (edat)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
إِلَّا
hariç
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَّاEdatistisnâ (illâ)
قَلِيلًا
pek azı
İsim
Kök: قلل
Dilbilgisi (i'rab)
قَلِيلًاİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
مِّنْهُمْ
içlerinden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنْEdatharf-i cer (edat)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
فَٱعْفُ
yine de affet
Fiil
Kök: عفو
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
ٱعْفُFiilemir، 2. tekil eril
عَنْهُمْ
onları
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَنْEdatharf-i cer (edat)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
وَٱصْفَحْ
ve aldırma
Fiil
Kök: صفح
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱصْفَحْFiilemir، 2. tekil eril
إِنَّ
şüphesiz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
ٱللَّهَ
Allah'a
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهَİsimözel isim، mansûb (akuzatif)
يُحِبُّ
sever
Fiil
Kök: حبب
Dilbilgisi (i'rab)
يُحِبُّFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
ٱلْمُحْسِنِينَ
güzel davrananları
İsim
Kök: حسن
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
مُحْسِنِينَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، mansûb (akuzatif)

Meal

TR

Sözlerini bozdukları için onlara lanet ettik, kalblerini katılaştırdık. Onlar sözleri yerlerinden değiştirirler. Kendilerine belletilenin bir kısmını unuttular. İçlerinden pek azından başkasının daima hainliklerini görürsün, onları affet ve geç. Allah iyilik yapanları şüphesiz sever.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Sözlerini bozdukları için onları lanetledik ve kalblerini katılaştırdık. Kelimeleri yerlerinden değiştiriyorlar. Uyarıldıkları şeyden pay almayı unuttular. İçlerinden pek azı hariç, daima onlardan hainlik görürsün. Yine de onları affet, aldırma. Çünkü Allah güzel davrananları sever.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Sözlerini bozmaları sebebiyle onları lanetlemiş ve kalplerini katılaştırmıştık. Onlar, kendilerine hatırlatılan (Tevrat’tan) paylarını unutarak kelimelerin yerlerini değiştirirler. İçlerinden azı hariç, onlardan daima bir ihanet göreceksin. (Yine de) sen onları affet ve (onları) hoşgör! Şüphesiz ki Allah güzel davrananları sever.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

But because of their breach of their covenant, We cursed them, and made their hearts grow hard; they change the words from their (right) places and forget a good part of the message that was sent them, nor wilt thou cease to find them- barring a few - ever bent on (new) deceits: but forgive them, and overlook (their misdeeds): for Allah loveth those who are kind.

A. Yusuf Alipublic-domain

But they broke their pledge, so We distanced them [from Us] and hardened their hearts. They distort the meaning of [revealed] words and have forgotten some of what they were told to remember: you [Prophet] will always find treachery in all but a few of them. Overlook this and pardon them: God loves those who do good.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And because of their breaking their covenant, We have cursed them and made hard their hearts. They change words from their context and forget a part of that whereof they were admonished. Thou wilt not cease to discover treachery from all save a few of them. But bear with them and pardon them. Lo! Allah loveth the kindly.

M. Pickthallpublic-domain

So for their breaking of the covenant We cursed them and made their hearts hardened. They distort words from their [proper] places [i.e., usages] and have forgotten a portion of that of which they were reminded. And you will still observe deceit among them, except a few of them. But pardon them and overlook [their misdeeds]. Indeed, Allāh loves the doers of good.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

فبسبب نقض هؤلاء اليهود لعهودهم المؤكَّدة طردناهم من رحمتنا، وجعلنا قلوبهم غليظة لا تلين للإيمان، يبدلون كلام الله الذي أنزله على موسى، وهو التوراة، وتركوا نصيبًا مما ذُكِّروا به، فلم يعملوا به. ولا تزال -أيها الرسول- تجد من اليهود خيانةً وغَدرًا، فهم على منهاج أسلافهم إلا قليلا منهم، فاعف عن سوء معاملتهم لك، واصفح عنهم، فإن الله يحب مَن أحسن العفو والصفح إلى من أساء إليه. (وهكذا يجد أهل الزيغ سبيلا إلى مقاصدهم السيئة بتحريف كلام الله وتأويله على غير وجهه، فإن عجَزوا عن التحريف والتأويل تركوا ما لا يتفق مع أهوائهم مِن شرع الله الذي لا يثبت عليه إلا القليل ممن عصمه الله منهم).

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?