← Sure 5

5:48

وَأَنزَلْنَآ إِلَيْكَ ٱلْكِتَـٰبَ بِٱلْحَقِّ مُصَدِّقًا لِّمَا بَيْنَ يَدَيْهِ مِنَ ٱلْكِتَـٰبِ وَمُهَيْمِنًا عَلَيْهِ ۖ فَٱحْكُم بَيْنَهُم بِمَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ ۖ وَلَا تَتَّبِعْ أَهْوَآءَهُمْ عَمَّا جَآءَكَ مِنَ ٱلْحَقِّ ۚ لِكُلٍّ جَعَلْنَا مِنكُمْ شِرْعَةً وَمِنْهَاجًا ۚ وَلَوْ شَآءَ ٱللَّهُ لَجَعَلَكُمْ أُمَّةً وَٰحِدَةً وَلَـٰكِن لِّيَبْلُوَكُمْ فِى مَآ ءَاتَىٰكُمْ ۖ فَٱسْتَبِقُوا۟ ٱلْخَيْرَٰتِ ۚ إِلَى ٱللَّهِ مَرْجِعُكُمْ جَمِيعًا فَيُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمْ فِيهِ تَخْتَلِفُونَ

Kelime kelime

وَأَنزَلْنَآ
ve indirdik
Fiil
Kök: نزل
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
أَنزَلْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَآİsimzamir، son ek، 1. çoğul
إِلَيْكَ
sana
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَيْEdatharf-i cer (edat)
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
ٱلْكِتَٰبَ
Kitabı
İsim
Kök: كتب
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
كِتَٰبَİsimeril، mansûb (akuzatif)
بِٱلْحَقِّ
gerçekle
İsim
Kök: حقق
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
حَقِّİsimeril، mecrûr (genitif)
مُصَدِّقًا
doğrulayıcı
İsim
Kök: صدق
Dilbilgisi (i'rab)
مُصَدِّقًاİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
لِّمَا
bulunan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لِّEdatharf-i cer (edat)، ön ek
مَاİsimism-i mevsûl
بَيْنَ
ellerinde
İsim
Kök: بين
Dilbilgisi (i'rab)
بَيْنَİsimmekân zarfı، mansûb (akuzatif)
يَدَيْهِ
kendinden öncekini
İsim
Kök: يدي
Dilbilgisi (i'rab)
يَدَيْİsimdişil ikil، mecrûr (genitif)
هِİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
مِنَ
Kitabı
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنَEdatharf-i cer (edat)
ٱلْكِتَٰبِ
Kitap
İsim
Kök: كتب
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
كِتَٰبِİsimeril، mecrûr (genitif)
وَمُهَيْمِنًا
ve kollayıp koruyucu olarak
İsim
Kök: همن
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
مُهَيْمِنًاİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
عَلَيْهِ
onu
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
هِİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
فَٱحْكُم
artık hükmet
Fiil
Kök: حكم
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱحْكُمFiilemir، 2. tekil eril
بَيْنَهُم
onların aralarında
İsim
Kök: بين
Dilbilgisi (i'rab)
بَيْنَİsimmekân zarfı، mansûb (akuzatif)
هُمİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
بِمَآ
ile
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
مَآİsimism-i mevsûl
أَنزَلَ
indirdiği
Fiil
Kök: نزل
Dilbilgisi (i'rab)
أَنزَلَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
ٱللَّهُ
Allah'ın
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهُİsimözel isim، merfû (nominatif)
وَلَا
ve uyma
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
لَاEdatnehiy (yasaklama)
تَتَّبِعْ
uyma
Fiil
Kök: تبع
Dilbilgisi (i'rab)
تَتَّبِعْFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. tekil eril
أَهْوَآءَهُمْ
onların keyiflerine
İsim
Kök: هوي
Dilbilgisi (i'rab)
أَهْوَآءَİsimeril çoğul، mansûb (akuzatif)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
عَمَّا
sana gelen
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَEdatharf-i cer (edat)
مَّاİsimism-i mevsûl
جَآءَكَ
sana gelen
Fiil
Kök: جيأ
Dilbilgisi (i'rab)
جَآءَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
مِنَ
gerçek(ten ayrılıp)
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنَEdatharf-i cer (edat)
ٱلْحَقِّ
gerçek
İsim
Kök: حقق
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
حَقِّİsimeril، mecrûr (genitif)
لِكُلٍّ
her biriniz için
İsim
Kök: كلل
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
كُلٍّİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
جَعَلْنَا
belirledik
Fiil
Kök: جعل
Dilbilgisi (i'rab)
جَعَلْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
مِنكُمْ
sizden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنEdatharf-i cer (edat)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
شِرْعَةً
bir şeri'at
İsim
Kök: شرع
Dilbilgisi (i'rab)
شِرْعَةًİsimdişil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
وَمِنْهَاجًا
ve bir yol
İsim
Kök: نهج
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
مِنْهَاجًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
وَلَوْ
ve eğer
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
لَوْEdatşart
شَآءَ
isteseydi
Fiil
Kök: شيأ
Dilbilgisi (i'rab)
شَآءَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
ٱللَّهُ
Allah
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهُİsimözel isim، merfû (nominatif)
لَجَعَلَكُمْ
hepinizi yapardı
Fiil
Kök: جعل
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdattekit، ön ek
جَعَلَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
أُمَّةً
ümmet
İsim
Kök: أمم
Dilbilgisi (i'rab)
أُمَّةًİsimdişil tekil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
وَٰحِدَةً
bir tek
İsim
Kök: وحد
Dilbilgisi (i'rab)
وَٰحِدَةًİsimdişil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)، sıfat
وَلَٰكِن
fakat
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
لَٰكِنEdatAMD
لِّيَبْلُوَكُمْ
sizi sınamak istedi
Fiil
Kök: بلو
Dilbilgisi (i'rab)
لِّEdatta'lil lâmı (amaç)، ön ek
يَبْلُوَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
فِى
ile
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىEdatharf-i cer (edat)
مَآ
şeyi
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَآİsimism-i mevsûl
ءَاتَىٰكُمْ
size verdiği
Fiil
Kök: أتي
Dilbilgisi (i'rab)
ءَاتَىٰFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
فَٱسْتَبِقُوا۟
öyleyse koşun
Fiil
Kök: سبق
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
ٱسْتَبِقُFiilemir، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
ٱلْخَيْرَٰتِ
hayır işlerine
İsim
Kök: خير
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
خَيْرَٰتِİsimdişil çoğul، mansûb (akuzatif)
إِلَى
Allah'adır
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَىEdatharf-i cer (edat)
ٱللَّهِ
Allah'ın
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهِİsimözel isim، mecrûr (genitif)
مَرْجِعُكُمْ
dönüşü
İsim
Kök: رجع
Dilbilgisi (i'rab)
مَرْجِعُİsimeril، merfû (nominatif)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
جَمِيعًا
hepinizin
İsim
Kök: جمع
Dilbilgisi (i'rab)
جَمِيعًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
فَيُنَبِّئُكُم
O size haber verecektir
Fiil
Kök: نبأ
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
يُنَبِّئُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
كُمİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
بِمَا
şeyleri
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
مَاİsimism-i mevsûl
كُنتُمْ
olduğunuz
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كُنFiilmâzî (geçmiş)، 2. çoğul eril
تُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
فِيهِ
onda
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِيEdatharf-i cer (edat)
هِİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
تَخْتَلِفُونَ
ayrılığa düşmüş
Fiil
Kök: خلف
Dilbilgisi (i'rab)
تَخْتَلِفُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril

Meal

TR

Kuran'ı, önce gelen Kitap'ı tasdik ederek ve ona şahid olarak gerçekle sana indirdik. Allah'ın indirdiği ile aralarında hükmet; gerçek olan sana gelmiş bulunduğuna göre, onların heveslerine uyma! Her biriniz için bir yol ve bir yöntem kıldık; eğer Allah dileseydi sizi bir tek ümmet yapardı, fakat bu, verdikleriyle sizi denemesi içindir; o halde iyiliklere koşuşun, hepinizin dönüşü Allah'adır. O, ayrılığa düştüğünüz şeyleri size bildirir.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Sana da (ey Muhammed) geçmiş kitapları tasdik eden ve onları kollayıp koruyan Kitab (Kur'ân)ı hak ile indirdik. Onların aralarında Allah'ın indirdiği ile hükmet. Onların arzu ve heveslerine uyarak, sana gelen haktan sapma. Biz, herbiriniz için bir şeriat ve yol belirledik. Eğer Allah dileseydi sizi tek bir ümmet yapardı, fakat size verdiklerinde sizi denemek istedi. Öyleyse iyiliklere koşun. Hepinizin dönüşü Allah'adır. O, ihtilafa düştüğünüz şeyleri size haber verir.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Sana da daha önceki Kitabı(n aslını) doğrulayıcı ve onu koruyucu olarak Kitabı (Kur’an’ı) bir amaç ile indirdik. Aralarında Allah’ın indirdiği ile hükmet! Sana gelen gerçeği bırakıp da onların arzularına uyma! Hepiniz için bir kanun ve bir yol belirledik. Allah dileseydi sizi tek bir ümmet yapardı fakat size verdiği imkânlarla sizi denemek için (böyle yaptı). İyiliklerde yarışın! Hepinizin dönüşü yalnızca Allah’adır. (Allah) hakkında ayrılığa düştüğünüz şeyleri(n içyüzünü) size bildirecektir.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

To thee We sent the Scripture in truth, confirming the scripture that came before it, and guarding it in safety: so judge between them by what Allah hath revealed, and follow not their vain desires, diverging from the Truth that hath come to thee. To each among you have we prescribed a law and an open way. If Allah had so willed, He would have made you a single people, but (His plan is) to test you in what He hath given you: so strive as in a race in all virtues. The goal of you all is to Allah; it is He that will show you the truth of the matters in which ye dispute;

A. Yusuf Alipublic-domain

We sent to you [Muhammad] the Scripture with the truth, confirming the Scriptures that came before it, and with final authority over them: so judge between them according to what God has sent down. Do not follow their whims, which deviate from the truth that has come to you. We have assigned a law and a path to each of you. If God had so willed, He would have made you one community, but He wanted to test you through that which He has given you, so race to do good: you will all return to God and He will make clear to you the matters you differed about.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And unto thee have We revealed the Scripture with the truth, confirming whatever Scripture was before it, and a watcher over it. So judge between them by that which Allah hath revealed, and follow not their desires away from the truth which hath come unto thee. For each We have appointed a divine law and a traced-out way. Had Allah willed He could have made you one community. But that He may try you by that which He hath given you (He hath made you as ye are). So vie one with another in good works. Unto Allah ye will all return, and He will then inform you of that wherein ye differ.

M. Pickthallpublic-domain

And We have revealed to you, [O Muḥammad], the Book [i.e., the Qur’ān] in truth, confirming that which preceded it of the Scripture and as a criterion over it. So judge between them by what Allāh has revealed and do not follow their inclinations away from what has come to you of the truth. To each of you We prescribed a law and a method. Had Allāh willed, He would have made you one nation [united in religion], but [He intended] to test you in what He has given you; so race to [all that is] good. To Allāh is your return all together, and He will [then] inform you concerning that over which you used to differ.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

وأنزلنا إليك -أيها الرسول- القرآن، وكل ما فيه حقّ يشهد على صدق الكتب قبله، وأنها من عند الله، مصدقًا لما فيها من صحة، ومبيِّنًا لما فيها من تحريف، ناسخًا لبعض شرائعها، فاحكم بين المحتكمين إليك من اليهود بما أنزل الله إليك في هذا القرآن، ولا تنصرف عن الحق الذي أمرك الله به إلى أهوائهم وما اعتادوه، فقد جعلنا لكل أمة شريعة، وطريقة واضحة يعملون بها. ولو شاء الله لجعل شرائعكم واحدة، ولكنه تعالى خالف بينها ليختبركم، فيظهر المطيع من العاصي، فسارعوا إلى ما هو خير لكم في الدارين بالعمل بما في القرآن، فإن مصيركم إلى الله، فيخبركم بما كنتم فيه تختلفون، ويجزي كلا بعمله.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

İlgili ayetler

Bu ayet nerede geçiyor?