← Sure 5

5:75

مَّا ٱلْمَسِيحُ ٱبْنُ مَرْيَمَ إِلَّا رَسُولٌ قَدْ خَلَتْ مِن قَبْلِهِ ٱلرُّسُلُ وَأُمُّهُۥ صِدِّيقَةٌ ۖ كَانَا يَأْكُلَانِ ٱلطَّعَامَ ۗ ٱنظُرْ كَيْفَ نُبَيِّنُ لَهُمُ ٱلْـَٔايَـٰتِ ثُمَّ ٱنظُرْ أَنَّىٰ يُؤْفَكُونَ

Kelime kelime

مَّا
değildir
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مَّاEdatolumsuzluk
ٱلْمَسِيحُ
Mesih
İsim
Kök: مسح
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
مَسِيحُİsimözel isim، merfû (nominatif)
ٱبْنُ
oğlu
İsim
Kök: بني
Dilbilgisi (i'rab)
ٱبْنُİsimeril، merfû (nominatif)
مَرْيَمَ
Meryem
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَرْيَمَİsimözel isim، dişil، mecrûr (genitif)
إِلَّا
ancak
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَّاEdathasr (sınırlama)
رَسُولٌ
bir elçidir
İsim
Kök: رسل
Dilbilgisi (i'rab)
رَسُولٌİsimeril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
قَدْ
muhakkak
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
قَدْEdattahkik (kad)
خَلَتْ
gelip geçmiştir
Fiil
Kök: خلو
Dilbilgisi (i'rab)
خَلَتْFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil dişil
مِن
ondan önce de
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنEdatharf-i cer (edat)
قَبْلِهِ
daha önce
İsim
Kök: قبل
Dilbilgisi (i'rab)
قَبْلِİsimmecrûr (genitif)
هِİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
ٱلرُّسُلُ
elçiler
İsim
Kök: رسل
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
رُّسُلُİsimeril çoğul، merfû (nominatif)
وَأُمُّهُۥ
ve annesi de
İsim
Kök: أمم
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
أُمُّİsimdişil tekil، merfû (nominatif)
هُۥİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
صِدِّيقَةٌ
dosdoğruydu
İsim
Kök: صدق
Dilbilgisi (i'rab)
صِدِّيقَةٌİsimdişil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
كَانَا
ikisi de
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كَانَFiilmâzî (geçmiş)، 3. ikil eril
اİsimzamir، son ek، 3. ikil eril
يَأْكُلَانِ
yerlerdi
Fiil
Kök: أكل
Dilbilgisi (i'rab)
يَأْكُلَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. ikil eril
انِİsimzamir، son ek، 3. ikil
ٱلطَّعَامَ
yemek
İsim
Kök: طعم
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
طَّعَامَİsimeril، mansûb (akuzatif)
ٱنظُرْ
bak
Fiil
Kök: نظر
Dilbilgisi (i'rab)
ٱنظُرْFiilemir، 2. tekil eril
كَيْفَ
nasıl
İsim
Kök: كيف
Dilbilgisi (i'rab)
كَيْفَİsimmansûb (akuzatif)
نُبَيِّنُ
açıklıyoruz
Fiil
Kök: بين
Dilbilgisi (i'rab)
نُبَيِّنُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
لَهُمُ
onlara
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هُمُİsimzamir، 3. çoğul eril
ٱلْءَايَٰتِ
ayetleri
İsim
Kök: أيي
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
ءَايَٰتِİsimdişil çoğul، mansûb (akuzatif)
ثُمَّ
sonra
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
ثُمَّEdatatıf bağlacı
ٱنظُرْ
bak
Fiil
Kök: نظر
Dilbilgisi (i'rab)
ٱنظُرْFiilemir، 2. tekil eril
أَنَّىٰ
nasıl
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
أَنَّىٰİsimsoru، mansûb (akuzatif)
يُؤْفَكُونَ
çevriliyorlar
Fiil
Kök: أفك
Dilbilgisi (i'rab)
يُؤْفَكُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، meçhul (edilgen)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril

Meal

TR

Meryem oğlu Mesih sadece peygamberdir, -ondan önce de peygamberler geçmiştir- onun annesi dosdoğrudur, her ikisi de yemek yerlerdi. Onlara ayetleri nasıl açıkladığımıza bir bak, sonra da bak ki nasıl yüz çeviriyorlar!

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Meryem'in oğlu Mesih (İsa), sadece bir peygamberdir. Ondan önce de peygamberler gelip geçmiştir. Anası da dosdoğru bir kadındır. Her ikisi de yemek yerlerdi. Bak onlara âyetleri nasıl açıklıyoruz. Sonra yine bak nasıl yüz çeviriyorlar!

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Meryem oğlu Mesih (İsa) sadece bir elçidir. Onun öncesinden de elçiler elbette gelip geçmiştir. Annesi de çok doğrulayıcı bir kadındır. Her ikisi de yemek yerlerdi. Bak, onlara delilleri nasıl açıklıyoruz; sonra bak ki nasıl da (gerçeklerden) döndürülüyorlar!

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Christ the son of Mary was no more than a messenger; many were the messengers that passed away before him. His mother was a woman of truth. They had both to eat their (daily) food. See how Allah doth make His signs clear to them; yet see in what ways they are deluded away from the truth!

A. Yusuf Alipublic-domain

The Messiah, son of Mary, was only a messenger; other messengers had come and gone before him; his mother was a virtuous woman; both ate food [like other mortals]. See how clear We make these signs for them; see how deluded they are.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

The Messiah, son of Mary, was no other than a messenger, messengers (the like of whom) had passed away before him. And his mother was a saintly woman. And they both used to eat (earthly) food. See how We make the revelations clear for them, and see how they are turned away!

M. Pickthallpublic-domain

The Messiah, son of Mary, was not but a messenger; [other] messengers have passed on before him. And his mother was a supporter of truth. They both used to eat food. Look how We make clear to them the signs; then look how they are deluded.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

ما المسيح ابن مريم عليه السلام إلا رسولٌ كمن تقدمه من الرسل، وأُمُّه قد صَدَّقت تصديقًا جازمًا علمًا وعملا وهما كغيرهما من البشر يحتاجان إلى الطعام، ولا يكون إلهًا مَن يحتاج الى الطعام ليعيش. فتأمَّل -أيها الرسول- حال هؤلاء الكفار. لقد وضحنا العلاماتِ الدالةَ على وحدانيتنا، وبُطلان ما يَدَّعونه في أنبياء الله. ثم هم مع ذلك يَضِلُّون عن الحق الذي نَهديهم إليه، ثم انظر كيف يُصرفون عن الحق بعد هذا البيان؟

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

İlgili ayetler

Bu ayet nerede geçiyor?