لدن أخص من «عند»، لأنه يدل على ابتداء نهاية. نحو: أقمت عنده من لدن طلوع الشمس إلى غروبها، فيوضع لدن موضع نهاية الفعل. وقد يوضع موضع «عند» فيما حكي. يقال: أصبت عنده مالا، ولدنه مالا. قال بعضهم: لدن أبلغ من عند وأخص . قال تعالى: فلا تصاحبني قد بلغت من لدني عذرا [الكهف/ 76]، ربنا آتنا من لدنك رحمة [الكهف/ 10]، فهب لي من لدنك وليا [مريم/ 5]، واجعل لي من لدنك سلطانا نصيرا [الإسراء/ 80]، علمناه من لدنا علما [الكهف/ 65]، لينذر بأسا شديدا من لدنه [الكهف/ 2]. ويقال من لدن، ولد، ولد، ولدى . واللدن: اللين.
Exdore translation — not part of the source
Ledun (لدن), "ind" (عند: nezdinde) kelimesinden daha özeldir; çünkü bir nihayetin/uzanımın başlangıcına delalet eder. Örneğin: "Güneşin doğuşundan (min ledun tulûi'ş-şems) batışına kadar onun yanında kaldım" denir; böylece ledun, fiilin nihayeti konumuna yerleştirilir. Bazen de nakledildiğine göre "ind" (عند) yerine kullanılır. Şöyle denir: "Onun yanında (ındehû) bir mal buldum" ve "onun katında (ledunhu) bir mal buldum". Bazıları şöyle demiştir: Ledun, "ind"den daha beliğ ve daha özeldir. Yüce Allah şöyle buyurmuştur: "Artık bana arkadaşlık etme; benim katımdan (min ledunnî) bir mazerete ulaştın" [18:76]; "Rabbimiz! Bize kendi katından (min ledunke) bir rahmet ver" [18:10]; "Bana kendi katından (min ledunke) bir veli bağışla" [19:5]; "Bana kendi katından (min ledunke) yardımcı bir güç/otorite kıl" [17:80]; "Ona kendi katımızdan (min ledunnâ) bir ilim öğrettik" [18:65]; "Kendi katından (min ledunhu) şiddetli bir azap ile uyarsın diye" [18:2]. Min ledun (من لدن), ledi (لد), lede (لد) ve ledâ (لدى) şekilleri de söylenir. el-Ledn (اللدن): yumuşak olan demektir.
Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân · OpenITI (CC BY-NC-SA 4.0)