← Sure 16

16:92

وَلَا تَكُونُوا۟ كَٱلَّتِى نَقَضَتْ غَزْلَهَا مِنۢ بَعْدِ قُوَّةٍ أَنكَـٰثًا تَتَّخِذُونَ أَيْمَـٰنَكُمْ دَخَلًۢا بَيْنَكُمْ أَن تَكُونَ أُمَّةٌ هِىَ أَرْبَىٰ مِنْ أُمَّةٍ ۚ إِنَّمَا يَبْلُوكُمُ ٱللَّهُ بِهِۦ ۚ وَلَيُبَيِّنَنَّ لَكُمْ يَوْمَ ٱلْقِيَـٰمَةِ مَا كُنتُمْ فِيهِ تَخْتَلِفُونَ

Kelime kelime

وَلَا
ve asla
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَاEdatnehiy (yasaklama)
تَكُونُوا۟
olmayın
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
تَكُونُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
كَٱلَّتِى
gibi
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
كَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ٱلَّتِىİsimism-i mevsûl، dişil tekil
نَقَضَتْ
çözen kadın
Fiil
Kök: نقض
Dilbilgisi (i'rab)
نَقَضَتْFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil dişil
غَزْلَهَا
ipliğini
İsim
Kök: غزل
Dilbilgisi (i'rab)
غَزْلَİsimeril، mansûb (akuzatif)
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
مِنۢ
sonra
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنۢEdatharf-i cer (edat)
بَعْدِ
sonra
İsim
Kök: بعد
Dilbilgisi (i'rab)
بَعْدِİsimmecrûr (genitif)
قُوَّةٍ
kuvvetli
İsim
Kök: قوي
Dilbilgisi (i'rab)
قُوَّةٍİsimdişil، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
أَنكَٰثًا
büktükten
İsim
Kök: نكث
Dilbilgisi (i'rab)
أَنكَٰثًاİsimeril çoğul، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
تَتَّخِذُونَ
bir vasıta yaparak
Fiil
Kök: أخذ
Dilbilgisi (i'rab)
تَتَّخِذُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
أَيْمَٰنَكُمْ
yeminlerinizi
İsim
Kök: يمن
Dilbilgisi (i'rab)
أَيْمَٰنَİsimeril çoğul، mansûb (akuzatif)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
دَخَلًۢا
bozucu
İsim
Kök: دخل
Dilbilgisi (i'rab)
دَخَلًۢاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
بَيْنَكُمْ
aranızda
İsim
Kök: بين
Dilbilgisi (i'rab)
بَيْنَİsimmekân zarfı، mansûb (akuzatif)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
أَن
olduğu için
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنEdatmasdar bağlacı
تَكُونَ
olacaksın
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
تَكُونَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil dişil
أُمَّةٌ
bir topluluk
İsim
Kök: أمم
Dilbilgisi (i'rab)
أُمَّةٌİsimdişil tekil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
هِىَ
daha çok
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
هِىَİsimzamir، 3. tekil dişil
أَرْبَىٰ
ve artırır
Fiil
Kök: ربو
Dilbilgisi (i'rab)
أَرْبَىٰFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
مِنْ
diğer bir topluluktan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنْEdatharf-i cer (edat)
أُمَّةٍ
ümmetin
İsim
Kök: أمم
Dilbilgisi (i'rab)
أُمَّةٍİsimdişil tekil، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
إِنَّمَا
çünkü
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
مَاEdatkâffe (mâ)
يَبْلُوكُمُ
sizi dener
Fiil
Kök: بلو
Dilbilgisi (i'rab)
يَبْلُوFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
كُمُİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
ٱللَّهُ
Allah
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهُİsimözel isim، merfû (nominatif)
بِهِۦ
bununla
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هِۦİsimzamir، 3. tekil eril
وَلَيُبَيِّنَنَّ
ve açıklayacaktır
Fiil
Kök: بين
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَEdattekit، ön ek
يُبَيِّنَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
نَّEdattekit، son ek
لَكُمْ
size
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
كُمْİsimzamir، 2. çoğul eril
يَوْمَ
günü
İsim
Kök: يوم
Dilbilgisi (i'rab)
يَوْمَİsimeril، mansûb (akuzatif)
ٱلْقِيَٰمَةِ
kıyamet
İsim
Kök: قوم
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
قِيَٰمَةِİsimdişil، mecrûr (genitif)
مَا
şeyleri
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَاİsimism-i mevsûl
كُنتُمْ
olduğunuz
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كُنFiilmâzî (geçmiş)، 2. çoğul eril
تُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
فِيهِ
hakkında
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِيEdatharf-i cer (edat)
هِİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
تَخْتَلِفُونَ
ayrılığa düştüğünüz
Fiil
Kök: خلف
Dilbilgisi (i'rab)
تَخْتَلِفُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril

Meal

TR

Bir ümmetin diğerinden daha çok olmasından ötürü, aranızdaki yeminleri bozarak, ipliğini iyice eğirip katladıktan sonra bozan kadın gibi olmayın. Allah onunla sizi dener. And olsun ki, ayrılığa düştüğünüz şeyleri size kıyamet günü açıklar.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Bir ümmet, diğer bir ümmetten (sayıca ve malca) daha çok olduğu için, yeminlerinizi aranızda aldatma vasıtası yaparak, ipliğini sağlamca eğirdikten sonra onu söküp bozmaya çalışan kadın gibi olmayın. Allah sizi bununla imtihan eder ve şüphesiz hakkında ihtilaf ettiğiniz şeyleri kıyamet günü size mutlaka açıklayacaktır.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Bir toplum diğer bir toplumdan daha kabarık (çok, güçlü) olduğu için, yeminlerinizi aranızda bir bozgunculuk aracı edinerek ipliğini sağlamca büktükten sonra, çözüp bozan (kişiler) gibi olmayın! Allah bununla (bu eyleminizle) sizi imtihan etmektedir. Hakkında anlaşmazlığa düşmekte olduğunuz şeyi kıyamet gününde mutlaka size açıklayacaktır.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

And be not like a woman who breaks into untwisted strands the yarn which she has spun, after it has become strong. Nor take your oaths to practise deception between yourselves, lest one party should be more numerous than another: for Allah will test you by this; and on the Day of Judgment He will certainly make clear to you (the truth of) that wherein ye disagree.

A. Yusuf Alipublic-domain

Do not use your oaths to deceive each other- like a woman who unravels the thread she has firmly spun- just because one party may be more numerous than another. God tests you with this, and on the Day of the Resurrection He will make clear to you those things you differed about.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And be not like unto her who unravelleth the thread, after she hath made it strong, to thin filaments, making your oaths a deceit between you because of a nation being more numerous than (another) nation. Allah only trieth you thereby, and He verily will explain to you on the Day of Resurrection that wherein ye differed.

M. Pickthallpublic-domain

And do not be like she who untwisted her spun thread after it was strong [by] taking your oaths as [means of] deceit between you because one community is more plentiful [in number or wealth] than another community. Allāh only tries you thereby. And He will surely make clear to you on the Day of Resurrection that over which you used to differ.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

ولا ترجعوا في عهودكم، فيكون مَثَلكم مثل امرأة غزلت غَزْلا وأحكمته، ثم نقضته، تجعلون أيمانكم التي حلفتموها عند التعاهد خديعة لمن عاهدتموه، وتنقضون عهدكم إذا وجدتم جماعة أكثر مالا ومنفعة من الذين عاهدتموهم، إنما يختبركم الله بما أمركم به من الوفاء بالعهود وما نهاكم عنه مِن نقضها، وليبيِّن لكم يوم القيامة ما كنتم فيه تختلفون في الدنيا من الإيمان بالله ونبوة محمد صلى الله عليه وسلم.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

İlgili ayetler

Bu ayet nerede geçiyor?