← Sure 40

40:7

ٱلَّذِينَ يَحْمِلُونَ ٱلْعَرْشَ وَمَنْ حَوْلَهُۥ يُسَبِّحُونَ بِحَمْدِ رَبِّهِمْ وَيُؤْمِنُونَ بِهِۦ وَيَسْتَغْفِرُونَ لِلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ رَبَّنَا وَسِعْتَ كُلَّ شَىْءٍ رَّحْمَةً وَعِلْمًا فَٱغْفِرْ لِلَّذِينَ تَابُوا۟ وَٱتَّبَعُوا۟ سَبِيلَكَ وَقِهِمْ عَذَابَ ٱلْجَحِيمِ

Kelime kelime

ٱلَّذِينَ
kimseler
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
يَحْمِلُونَ
taşıyan(lar)
Fiil
Kök: حمل
Dilbilgisi (i'rab)
يَحْمِلُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
ٱلْعَرْشَ
Arş'ı
İsim
Kök: عرش
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
عَرْشَİsimeril، mansûb (akuzatif)
وَمَنْ
ve bulunanlar
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
مَنْİsimism-i mevsûl
حَوْلَهُۥ
onun çevresinde
İsim
Kök: حول
Dilbilgisi (i'rab)
حَوْلَİsimeril، mansûb (akuzatif)
هُۥİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
يُسَبِّحُونَ
tesbih ederler
Fiil
Kök: سبح
Dilbilgisi (i'rab)
يُسَبِّحُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
بِحَمْدِ
hamd ile (överek)
İsim
Kök: حمد
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
حَمْدِİsimeril، mecrûr (genitif)
رَبِّهِمْ
Rablerini
İsim
Kök: ربب
Dilbilgisi (i'rab)
رَبِّİsimeril، mecrûr (genitif)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
وَيُؤْمِنُونَ
ve inanırlar
Fiil
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
يُؤْمِنُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
بِهِۦ
O'na
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هِۦİsimzamir، 3. tekil eril
وَيَسْتَغْفِرُونَ
ve mağfiret dilerler
Fiil
Kök: غفر
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
يَسْتَغْفِرُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
لِلَّذِينَ
kimseler için
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
لَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
ءَامَنُوا۟
inanan(lar)
Fiil
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
ءَامَنُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
رَبَّنَا
Rabbimiz
İsim
Kök: ربب
Dilbilgisi (i'rab)
رَبَّİsimeril، mansûb (akuzatif)
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
وَسِعْتَ
sen kapladın
Fiil
Kök: وسع
Dilbilgisi (i'rab)
وَسِعْFiilmâzî (geçmiş)، 2. tekil eril
تَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
كُلَّ
her
İsim
Kök: كلل
Dilbilgisi (i'rab)
كُلَّİsimeril، mansûb (akuzatif)
شَىْءٍ
şeyi
İsim
Kök: شيأ
Dilbilgisi (i'rab)
شَىْءٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
رَّحْمَةً
rahmet ile
İsim
Kök: رحم
Dilbilgisi (i'rab)
رَّحْمَةًİsimdişil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
وَعِلْمًا
ve bilgi ile
İsim
Kök: علم
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
عِلْمًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
فَٱغْفِرْ
bağışla
Fiil
Kök: غفر
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
ٱغْفِرْFiilemir، 2. tekil eril
لِلَّذِينَ
kimseleri
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
لَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
تَابُوا۟
tevbe eden(leri)
Fiil
Kök: توب
Dilbilgisi (i'rab)
تَابُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
وَٱتَّبَعُوا۟
ve uyanları
Fiil
Kök: تبع
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱتَّبَعُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
سَبِيلَكَ
senin yoluna
İsim
Kök: سبل
Dilbilgisi (i'rab)
سَبِيلَİsimeril، mansûb (akuzatif)
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
وَقِهِمْ
ve onları koru
Fiil
Kök: وقي
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
قِFiilemir، 2. tekil eril
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
عَذَابَ
azabından
İsim
Kök: عذب
Dilbilgisi (i'rab)
عَذَابَİsimeril، mansûb (akuzatif)
ٱلْجَحِيمِ
cehennem
İsim
Kök: جحم
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
جَحِيمِİsimdişil، mecrûr (genitif)

Meal

TR

Arşı yüklenen ve çevresinde bulunanlar, Rablerini överek tesbih ederler; O'na inanırlar. Müminler için: "Rabbimiz! İlmin ve rahmetin herşeyi içine almıştır. Tevbe edip Senin yoluna uyanları bağışla; onları cehennemin azabından koru" diye bağışlanma dilerler.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Arşı taşıyanlar ve onun etrafındakiler, Rablerinin hamdiyle tesbih ederler ve O'na inanırlar. İman etmişler için de şöyle bağışlanma dilerler: "Ey Rabbimiz! Rahmetin ve ilmin her şeyi kuşatmıştır. O, tevbe edip senin yoluna uyanları bağışla, onları cehennem azabından koru."

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Arşı taşıyan ve bir de onun çevresinde bulunanlar (melekler), Rablerini hamd (övgü) ile tesbih ederler (yüceltirler). O’na iman eder ve müminler için şöyle bağışlanma dilerler: “Rabbimiz! Senin merhamet ve ilmin her şeyi kapsamıştır. Tevbe eden ve senin yoluna gidenleri bağışla; onları cehennem azabından koru!

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Those who sustain the Throne (of Allah) and those around it Sing Glory and Praise to their Lord; believe in Him; and implore Forgiveness for those who believe: "Our Lord! Thy Reach is over all things, in Mercy and Knowledge. Forgive, then, those who turn in Repentance, and follow Thy Path; and preserve them from the Penalty of the Blazing Fire!

A. Yusuf Alipublic-domain

Those [angels] who carry the Throne and those who surround it celebrate the praise of their Lord and have faith in Him. They beg forgiveness for the believers: ‘Our Lord, You embrace all things in mercy and knowledge, so forgive those who turn to You and follow Your path. Save them from the pains of Hell

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Those who bear the Throne, and all who are round about it, hymn the praises of their Lord and believe in Him and ask forgiveness for those who believe (saying): Our Lord! Thou comprehendest all things in mercy and knowledge, therefor forgive those who repent and follow Thy way. Ward off from them the punishment of hell.

M. Pickthallpublic-domain

Those [angels] who carry the Throne and those around it exalt [Allāh] with praise of their Lord and believe in Him and ask forgiveness for those who have believed, [saying], "Our Lord, You have encompassed all things in mercy and knowledge, so forgive those who have repented and followed Your way and protect them from the punishment of Hellfire.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

الذين يحملون عرش الرحمن من الملائكة ومَن حول العرش ممن يحف به منهم، ينزِّهون الله عن كل نقص، ويحمَدونه بما هو أهل له، ويؤمنون به حق الإيمان، ويطلبون منه أن يعفو عن المؤمنين، قائلين: ربنا وسعت كل شيء رحمة وعلمًا، فاغفر للذين تابوا من الشرك والمعاصي، وسلكوا الطريق الذي أمرتهم أن يسلكوه وهو الإسلام، وجَنِّبْهم عذاب النار وأهوالها.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

İlgili ayetler

Bu ayet nerede geçiyor?