73.المزمل
المزملمكية · 20 آية
- 1
يَـٰٓأَيُّهَا ٱلْمُزَّمِّلُ
73:1
O thou folded in garments!
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Ey örtünüp bürünen! Gecenin yarısında, istersen biraz sonra, istersen biraz önce bir müddet için kalk ve ağır ağır Kuran oku.
Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved
Ey örtünen! (Peygamber)
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
You [Prophet], enfolded in your cloak!
M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved
Ey (peygamberlik görevine) bürünen!
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
O thou wrapped up in thy raiment!
M. Pickthall · EN · public-domain
O you who wraps himself [in clothing]
Saheeh International · EN · all-rights-reserved
يا أيها المتغطي بثيابه، قم للصلاة في الليل إلا يسيرًا منه. قم نصف الليل أو انقص من النصف قليلا حتى تَصِلَ إلى الثلث، أو زد على النصف حتى تصل إلى الثلثين، واقرأ القرآن بتُؤَدَة وتمهُّلٍ مبيِّنًا الحروف والوقوف.
Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution
- 2
قُمِ ٱلَّيْلَ إِلَّا قَلِيلًا
73:2
Stand (to prayer) by night, but not all night,-
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Ey örtünüp bürünen! Gecenin yarısında, istersen biraz sonra, istersen biraz önce bir müddet için kalk ve ağır ağır Kuran oku.
Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved
Gecenin birazı hariç olmak üzere geceleyin kalk (namaz kıl).
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Stay up throughout the night, all but a small part of it,
M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved
Birazı (bazı saatleri) hariç, gece kalk!
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Keep vigil the night long, save a little -
M. Pickthall · EN · public-domain
Arise [to pray] the night, except for a little -
Saheeh International · EN · all-rights-reserved
يا أيها المتغطي بثيابه، قم للصلاة في الليل إلا يسيرًا منه. قم نصف الليل أو انقص من النصف قليلا حتى تَصِلَ إلى الثلث، أو زد على النصف حتى تصل إلى الثلثين، واقرأ القرآن بتُؤَدَة وتمهُّلٍ مبيِّنًا الحروف والوقوف.
Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution
- 3
نِّصْفَهُۥٓ أَوِ ٱنقُصْ مِنْهُ قَلِيلًا
73:3
Half of it,- or a little less,
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Ey örtünüp bürünen! Gecenin yarısında, istersen biraz sonra, istersen biraz önce bir müddet için kalk ve ağır ağır Kuran oku.
Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved
Gecenin yarısında kalk, yahut yarısından biraz eksilt.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
half, or a little less,
M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved
(Gecenin) yarısında, ondan biraz eksilt(erek daha erken kalk).
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
A half thereof, or abate a little thereof
M. Pickthall · EN · public-domain
Half of it - or subtract from it a little
Saheeh International · EN · all-rights-reserved
يا أيها المتغطي بثيابه، قم للصلاة في الليل إلا يسيرًا منه. قم نصف الليل أو انقص من النصف قليلا حتى تَصِلَ إلى الثلث، أو زد على النصف حتى تصل إلى الثلثين، واقرأ القرآن بتُؤَدَة وتمهُّلٍ مبيِّنًا الحروف والوقوف.
Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution
- 4
أَوْ زِدْ عَلَيْهِ وَرَتِّلِ ٱلْقُرْءَانَ تَرْتِيلًا
73:4
Or a little more; and recite the Qur'an in slow, measured rhythmic tones.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Ey örtünüp bürünen! Gecenin yarısında, istersen biraz sonra, istersen biraz önce bir müddet için kalk ve ağır ağır Kuran oku.
Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved
Veya bunu artır ve ağır ağır Kur'ân oku.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
or a little more; recite the Quran slowly and distinctly:
M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved
Ona ilave ederek (gece yarısından sonra da kalk) ve Kur’an’ı ağır ağır oku!
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Or add (a little) thereto - and chant the Qur'an in measure,
M. Pickthall · EN · public-domain
Or add to it, and recite the Qur’ān with measured recitation.
Saheeh International · EN · all-rights-reserved
يا أيها المتغطي بثيابه، قم للصلاة في الليل إلا يسيرًا منه. قم نصف الليل أو انقص من النصف قليلا حتى تَصِلَ إلى الثلث، أو زد على النصف حتى تصل إلى الثلثين، واقرأ القرآن بتُؤَدَة وتمهُّلٍ مبيِّنًا الحروف والوقوف.
Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution
- 5
إِنَّا سَنُلْقِى عَلَيْكَ قَوْلًا ثَقِيلًا
73:5
Soon shall We send down to thee a weighty Message.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Doğrusu Biz, sana, taşıması ağır bir söz vahyedeceğiz.
Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved
Doğrusu biz, senin üzerine ağır bir söz bırakacağız (Kur'an vahyedeceğiz).
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
We shall send a momentous message down to you.
M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved
Şüphesiz ki biz sana (sorumluluğu) ağır bir söz bırakacağız (vahyedeceğiz).
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
For we shall charge thee with a word of weight.
M. Pickthall · EN · public-domain
Indeed, We will cast upon you a heavy word.
Saheeh International · EN · all-rights-reserved
إنا سننزل عليك -أيها النبي- قرآنًا عظيمًا مشتملا على الأوامر والنواهي والأحكام الشرعية.
Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution
- 6
إِنَّ نَاشِئَةَ ٱلَّيْلِ هِىَ أَشَدُّ وَطْـًٔا وَأَقْوَمُ قِيلًا
73:6
Truly the rising by night is most potent for governing (the soul), and most suitable for (framing) the Word (of Prayer and Praise).
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
şüphesiz, gece kalkışı daha tesirli ve o zaman okumak daha elverişlidir.
Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved
Çünkü gece kalkışı hem daha etkili, hem de söz bakımından daha sağlamdır.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Night prayer makes a deeper impression and sharpens words––
M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved
Şüphesiz ki gecenin inşası daha kalıcıdır; sözü de daha etkilidir.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Lo! the vigil of the night is (a time) when impression is more keen and speech more certain.
M. Pickthall · EN · public-domain
Indeed, the hours of the night are more effective for concurrence [of heart and tongue] and more suitable for words.
Saheeh International · EN · all-rights-reserved
إن العبادة التي تنشأ في جوف الليل هي أشد تأثيرًا في القلب، وأبين قولا لفراغ القلب مِن مشاغل الدنيا.
Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution
- 7
إِنَّ لَكَ فِى ٱلنَّهَارِ سَبْحًا طَوِيلًا
73:7
True, there is for thee by day prolonged occupation with ordinary duties:
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Çünkü gündüz, seni uzun uzun alıkoyacak işler vardır.
Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved
Çünkü gündüz senin için uzun bir meşguliyet vardır.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
you are kept busy for long periods of the day––
M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved
Şüphesiz ki gündüz senin için uzun (süreli) meşguliyet(ler) vardır.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Lo! thou hast by day a chain of business.
M. Pickthall · EN · public-domain
Indeed, for you by day is prolonged occupation.
Saheeh International · EN · all-rights-reserved
إن لك في النهار تصرفًا وتقلبًا في مصالحك، واشتغالا واسعًا بأمور الرسالة، ففرِّغْ نفسك ليلا لعبادة ربك.
Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution
- 8
وَٱذْكُرِ ٱسْمَ رَبِّكَ وَتَبَتَّلْ إِلَيْهِ تَبْتِيلًا
73:8
But keep in remembrance the name of thy Lord and devote thyself to Him whole-heartedly.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Rabbinin adını an; herşeyi bırakıp yalnız O'na yönel,
Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved
Rabbinin adını an ve bütün gönlünle ona yönel.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
so celebrate the name of your Lord and devote yourself wholeheart-edly to Him.
M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved
Rabbinin adını an! Bütün varlığınla O’na yönel!
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
So remember the name of thy Lord and devote thyself with a complete devotion -
M. Pickthall · EN · public-domain
And remember the name of your Lord and devote yourself to Him with [complete] devotion.
Saheeh International · EN · all-rights-reserved
واذكر -أيها النبي- اسم ربك، فادعه به، وانقطع إليه انقطاعًا تامًا في عبادتك، وتوكل عليه. هو مالك المشرق والمغرب لا معبود بحق إلا هو، فاعتمد عليه، وفوِّض أمورك إليه.
Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution
- 9
رَّبُّ ٱلْمَشْرِقِ وَٱلْمَغْرِبِ لَآ إِلَـٰهَ إِلَّا هُوَ فَٱتَّخِذْهُ وَكِيلًا
73:9
(He is) Lord of the East and the West: there is no god but He: take Him therefore for (thy) Disposer of Affairs.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
O, doğunun ve batının Rabbidir; O'ndan başka tanrı yoktur. Öyleyse O'nu vekil tut.
Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved
O, doğunun ve batının Rabbidir. Ondan başka tanrı yoktur. O halde yalnız O'nu vekil tut.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
He is Lord of the east and west, there is no god but Him, so take Him as your Protector,
M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved
(Allah) doğunun da batının da Rabbidir. Kendisinden başka ilah yoktur. (Sadece) O’nu vekil (güven kaynağı) edin!
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Lord of the East and the West; there is no Allah save Him; so choose thou Him alone for thy defender -
M. Pickthall · EN · public-domain
[He is] the Lord of the East and the West; there is no deity except Him, so take Him as Disposer of [your] affairs.
Saheeh International · EN · all-rights-reserved
واذكر -أيها النبي- اسم ربك، فادعه به، وانقطع إليه انقطاعًا تامًا في عبادتك، وتوكل عليه. هو مالك المشرق والمغرب لا معبود بحق إلا هو، فاعتمد عليه، وفوِّض أمورك إليه.
Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution
- 10
وَٱصْبِرْ عَلَىٰ مَا يَقُولُونَ وَٱهْجُرْهُمْ هَجْرًا جَمِيلًا
73:10
And have patience with what they say, and leave them with noble (dignity).
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Onların söylediklerine sabret, yanlarından güzellikle ayrıl.
Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved
Başkalarının diyeceklerine sabret, güzellikle onlardan ayrıl.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
patiently endure what they say, ignore them politely,
M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved
O (müşriklerin) söylediklerine karşı sabırlı ol ve onlardan güzellikle uzaklaş!
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And bear with patience what they utter, and part from them with a fair leave-taking.
M. Pickthall · EN · public-domain
And be patient over what they say and avoid them with gracious avoidance.
Saheeh International · EN · all-rights-reserved
واصبر على ما يقوله المشركون فيك وفي دينك، وخالفهم في أفعالهم الباطلة، مع الإعراض عنهم، وترك الانتقام منهم.
Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution
- 11
وَذَرْنِى وَٱلْمُكَذِّبِينَ أُو۟لِى ٱلنَّعْمَةِ وَمَهِّلْهُمْ قَلِيلًا
73:11
And leave Me (alone to deal with) those in possession of the good things of life, who (yet) deny the Truth; and bear with them for a little while.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Varlık sahibi olup da seni yalanlayanları Bana bırak; onlara az bir mehil ver.
Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved
O yalanlayıcı zevk ve refah sahiplerini bana bırak, onlara biraz mühlet ver.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
and leave to Me those who deny the truth and live in luxury. Bear with them for a little while;
M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved
Nimet sahibi (olan) o yalanlayıcıları bana bırak; onlara biraz zaman tanı!
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Leave Me to deal with the deniers, lords of ease and comfort (in this life); and do thou respite them awhile.
M. Pickthall · EN · public-domain
And leave Me with [the matter of] the deniers, those of ease [in life], and allow them respite a little.
Saheeh International · EN · all-rights-reserved
دعني -أيها الرسول- وهؤلاء المكذبين بآياتي أصحاب النعيم والترف في الدنيا، ومهِّلهم زمنًا قليلا بتأخير العذاب عنهم حتى يبلغ الكتاب أجله بعذابهم.
Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution
- 12
إِنَّ لَدَيْنَآ أَنكَالًا وَجَحِيمًا
73:12
With Us are Fetters (to bind them), and a Fire (to burn them),
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Şüphesiz katımızda onlar için ağır boyunduruklar, cehennem, boğazı tıkayan bir yiyecek ve can yakan azap vardır.
Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved
Zira bizim yanımızda bukağılar var, bir cehennem var.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
We have fetters, a blazing fire,
M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved
Şüphesiz ki bizim katımızda, (onlar için hazırlanmış) prangalar, yakıcı ateş, boğazdan geçmeyen yiyecek ve elem verici azap vardır.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Lo! with Us are heavy fetters and a raging fire,
M. Pickthall · EN · public-domain
Indeed, with Us [for them] are shackles and burning fire.
Saheeh International · EN · all-rights-reserved
إن لهم عندنا في الآخرة قيودًا ثقيلة ونارًا مستعرة يُحرقون بها، وطعامًا كريهًا ينشَب في الحلوق لا يستساغ، وعذابًا موجعًا.
Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution
- 13
وَطَعَامًا ذَا غُصَّةٍ وَعَذَابًا أَلِيمًا
73:13
And a Food that chokes, and a Penalty Grievous.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Şüphesiz katımızda onlar için ağır boyunduruklar, cehennem, boğazı tıkayan bir yiyecek ve can yakan azap vardır.
Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved
Boğaza duran bir yiyecek, elem verici bir azap var.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
food that chokes, and agonizing torment in store for them
M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved
Şüphesiz ki bizim katımızda, (onlar için hazırlanmış) prangalar, yakıcı ateş, boğazdan geçmeyen yiyecek ve elem verici azap vardır.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And food which choketh (the partaker), and a painful doom
M. Pickthall · EN · public-domain
And food that chokes and a painful punishment -
Saheeh International · EN · all-rights-reserved
إن لهم عندنا في الآخرة قيودًا ثقيلة ونارًا مستعرة يُحرقون بها، وطعامًا كريهًا ينشَب في الحلوق لا يستساغ، وعذابًا موجعًا.
Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution
- 14
يَوْمَ تَرْجُفُ ٱلْأَرْضُ وَٱلْجِبَالُ وَكَانَتِ ٱلْجِبَالُ كَثِيبًا مَّهِيلًا
73:14
One Day the earth and the mountains will be in violent commotion. And the mountains will be as a heap of sand poured out and flowing down.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Kıyametin koptuğu gün, yeryüzü ve dağlar sarsılır; dağlar, yumuşak kum yığını haline gelir.
Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved
O gün yer ve dağlar sarsılacak, dağlar erimiş bir kum yığınına dönecek.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
on the Day when the earth and the mountains will shake. The mountains will become a heap of loose sand.
M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved
O gün (Son Saat’te) yer ve dağlar sars(ıl)acak; dağlar erimiş kum yığınına dönecektir.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
On the day when the earth and the hills rock, and the hills become a heap of running sand.
M. Pickthall · EN · public-domain
On the Day the earth and the mountains will convulse and the mountains will become a heap of sand pouring down.
Saheeh International · EN · all-rights-reserved
يوم تضطرب الأرض والجبال وتتزلزل حتى تصير الجبال تَلا من الرمل سائلا متناثرًا، بعد أن كانت صُلبة جامدة.
Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution
- 15
إِنَّآ أَرْسَلْنَآ إِلَيْكُمْ رَسُولًا شَـٰهِدًا عَلَيْكُمْ كَمَآ أَرْسَلْنَآ إِلَىٰ فِرْعَوْنَ رَسُولًا
73:15
We have sent to you, (O men!) a messenger, to be a witness concerning you, even as We sent a messenger to Pharaoh.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Firavun'a bir peygamber gönderdiğimiz gibi, size de, hakkınızda şahidlik edecek bir peygamber gönderdik.
Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved
Doğrusu biz size tanıklık edecek bir elçi gönderdik. Nitekim Firavun'a da bir elçi göndermiştik.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
We have sent a messenger to you [people] to be your witness, just as We sent a messenger to Pharaoh,
M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved
Şüphesiz ki Firavun’a elçi gönderdiğimiz gibi size de hakkınızda şahitlik edecek bir elçi gönderdik.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Lo! We have sent unto you a messenger as witness against you, even as We sent unto Pharaoh a messenger.
M. Pickthall · EN · public-domain
Indeed, We have sent to you a Messenger as a witness upon you just as We sent to Pharaoh a messenger.
Saheeh International · EN · all-rights-reserved
إنا أرسلنا إليكم- يا أهل "مكة"- محمدًا رسولا شاهدًا عليكم بما صدر منكم من الكفر والعصيان، كما أرسلنا موسى رسولا إلى الطاغية فرعون، فكذَّب فرعون بموسى، ولم يؤمن برسالته، وعصى أمره، فأهلكناه إهلاكًا شديدًا. وفي هذا تحذير من معصية الرسول محمد، صلى الله عليه وسلم؛ خشية أن يصيب العاصي مثل ما أصاب فرعون وقومه.
Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution
- 16
فَعَصَىٰ فِرْعَوْنُ ٱلرَّسُولَ فَأَخَذْنَـٰهُ أَخْذًا وَبِيلًا
73:16
But Pharaoh disobeyed the messenger; so We seized him with a heavy Punishment.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Ama Firavun o peygambere karşı gelmişti de onu çok ağır bir şekilde tutup cezalandırmıştık.
Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved
Firavun o elçiye isyan etmişti. Biz de onu ağır bir yakalayışla yakaladık.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
but Pharaoh disobeyed the messenger and so We inflicted a heavy punishment on him.
M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved
Firavun, o Elçi'ye (zorbalık yaparak) isyan etmişti. Biz de onu kahredici bir şekilde kıskıvrak yakalamış (cezalandırmış)tık.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
But Pharaoh rebelled against the messenger, whereupon We seized him with no gentle grip.
M. Pickthall · EN · public-domain
But Pharaoh disobeyed the messenger, so We seized him with a ruinous seizure.
Saheeh International · EN · all-rights-reserved
إنا أرسلنا إليكم- يا أهل "مكة"- محمدًا رسولا شاهدًا عليكم بما صدر منكم من الكفر والعصيان، كما أرسلنا موسى رسولا إلى الطاغية فرعون، فكذَّب فرعون بموسى، ولم يؤمن برسالته، وعصى أمره، فأهلكناه إهلاكًا شديدًا. وفي هذا تحذير من معصية الرسول محمد، صلى الله عليه وسلم؛ خشية أن يصيب العاصي مثل ما أصاب فرعون وقومه.
Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution
- 17
فَكَيْفَ تَتَّقُونَ إِن كَفَرْتُمْ يَوْمًا يَجْعَلُ ٱلْوِلْدَٰنَ شِيبًا
73:17
Then how shall ye, if ye deny (Allah), guard yourselves against a Day that will make children hoary-headed?-
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Eğer inkar ederseniz, gençleri ihtiyarlatan günden nasıl korunursunuz?
Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved
Peki inkâr ederseniz, çocukları ihtiyarlatacak o günden (kıyamet gününden) kendinizi nasıl kurtaracaksınız?
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
So if you disbelieve, how can you guard yourselves against a Day that will turn children’s hair grey,
M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved
Çocuğu yaşlıya çevirecek o güne karşı kâfir olursanız (o günü inkar ederseniz, azaptan) nasıl korunabilirsiniz ki!
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Then how, if ye disbelieve, will ye protect yourselves upon the day which will turn children grey,
M. Pickthall · EN · public-domain
Then how can you fear, if you disbelieve, a Day that will make the children white-haired?
Saheeh International · EN · all-rights-reserved
فكيف تَقُون أنفسكم- إن كفرتم- عذاب يوم القيامة الذي يشيب فيه الولدان الصغار؛ مِن شدة هوله وكربه؟
Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution
- 18
ٱلسَّمَآءُ مُنفَطِرٌۢ بِهِۦ ۚ كَانَ وَعْدُهُۥ مَفْعُولًا
73:18
Whereon the sky will be cleft asunder? His Promise needs must be accomplished.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
O günün şiddetiyle gök bile parçalanır. O'nun sözü yerine gelir.
Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved
O günün dehşetinden gök yarılır. Allah'ın sözü kesinlikle gerçekleşmiştir.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
a Day when the sky will be torn apart? God’s promise will certainly be fulfilled.
M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved
Gök, o (gün) nedeniyle yarılacaktır. (Allah’ın) vaadi gerçekleşmiş olacaktır.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
The very heaven being then rent asunder. His promise is to be fulfilled.
M. Pickthall · EN · public-domain
The heaven will break apart therefrom; ever is His promise fulfilled.
Saheeh International · EN · all-rights-reserved
السماء متصدعة في ذلك اليوم؛ لشدة هوله، كان وعد الله تعالى بمجيء ذلك اليوم واقعًا لا محالة.
Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution
- 19
إِنَّ هَـٰذِهِۦ تَذْكِرَةٌ ۖ فَمَن شَآءَ ٱتَّخَذَ إِلَىٰ رَبِّهِۦ سَبِيلًا
73:19
Verily this is an Admonition: therefore, whoso will, let him take a (straight) path to his Lord!
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Doğrusu bu anlatılanlar birer öğüttür. Dileyen kimse, Rabbine doğru giden bir yol tutar.
Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved
İşte bu bir öğüttür. Artık dileyen Rabbine bir yol tutar.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
This is a reminder. Let whoever wishes take the way to his Lord.
M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved
Şüphesiz ki bu (Kur'an gerçeği) hatırlatmadır. Dileyen, Rabbine (giden) bir yol tutar.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Lo! This is a Reminder. Let him who will, then, choose a way unto his Lord.
M. Pickthall · EN · public-domain
Indeed, this is a reminder, so whoever wills may take to his Lord a way.
Saheeh International · EN · all-rights-reserved
إن هذه الآيات المخوفة التي فيها القوارع والزواجر عظة وعبرة للناس، فمن أراد الاتعاظ والانتفاع بها اتخذ الطاعة والتقوى طريقًا توصله إلى رضوان ربه الذي خلقه وربَّاه.
Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution
- 20
۞ إِنَّ رَبَّكَ يَعْلَمُ أَنَّكَ تَقُومُ أَدْنَىٰ مِن ثُلُثَىِ ٱلَّيْلِ وَنِصْفَهُۥ وَثُلُثَهُۥ وَطَآئِفَةٌ مِّنَ ٱلَّذِينَ مَعَكَ ۚ وَٱللَّهُ يُقَدِّرُ ٱلَّيْلَ وَٱلنَّهَارَ ۚ عَلِمَ أَن لَّن تُحْصُوهُ فَتَابَ عَلَيْكُمْ ۖ فَٱقْرَءُوا۟ مَا تَيَسَّرَ مِنَ ٱلْقُرْءَانِ ۚ عَلِمَ أَن سَيَكُونُ مِنكُم مَّرْضَىٰ ۙ وَءَاخَرُونَ يَضْرِبُونَ فِى ٱلْأَرْضِ يَبْتَغُونَ مِن فَضْلِ ٱللَّهِ ۙ وَءَاخَرُونَ يُقَـٰتِلُونَ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ ۖ فَٱقْرَءُوا۟ مَا تَيَسَّرَ مِنْهُ ۚ وَأَقِيمُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتُوا۟ ٱلزَّكَوٰةَ وَأَقْرِضُوا۟ ٱللَّهَ قَرْضًا حَسَنًا ۚ وَمَا تُقَدِّمُوا۟ لِأَنفُسِكُم مِّنْ خَيْرٍ تَجِدُوهُ عِندَ ٱللَّهِ هُوَ خَيْرًا وَأَعْظَمَ أَجْرًا ۚ وَٱسْتَغْفِرُوا۟ ٱللَّهَ ۖ إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌۢ
73:20
Thy Lord doth know that thou standest forth (to prayer) nigh two-thirds of the night, or half the night, or a third of the night, and so doth a party of those with thee. But Allah doth appoint night and day in due measure He knoweth that ye are unable to keep count thereof. So He hath turned to you (in mercy): read ye, therefore, of the Qur'an as much as may be easy for you. He knoweth that there may be (some) among you in ill-health; others travelling through the land, seeking of Allah's bounty; yet others fighting in Allah's Cause, read ye, therefore, as much of the Qur'an as may be easy (for you); and establish regular Prayer and give regular Charity; and loan to Allah a Beautiful Loan. And whatever good ye send forth for your souls ye shall find it in Allah's Presence,- yea, better and greater, in Reward and seek ye the Grace of Allah: for Allah is Oft-Forgiving, Most Merciful.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Şüphesiz Rabbin, senin ve beraberinde bulunanlardan bir topluluğun gecenin üçte ikisinden biraz az, yarısı ve üçte biri kadar vakit içinde kalktığını bilir. Gece ve gündüzü Allah ölçer; sizin bu vakitleri takdir edemeyeceğinizi bildiğinden tevbenizi kabul etmiştir. Artık, Kuran'dan kolayınıza geleni okuyun; Allah, içinizden, hasta olanları, Allah'ın lütfundan rızık aramak üzere yeryüzünde dolaşacak olan kimseleri ve Allah yolunda savaşacak olanları şüphesiz bilir. Kuran'dan kolayınıza geleni okuyun; namazı kılın; zekatı verin; Allah'a güzel ödünç takdiminde bulunun; kendiniz için yaptığınız iyiliği daha iyi ve daha büyük ecir olarak Allah katında bulursunuz. Allah'tan bağışlanma dileyin; Allah elbette bağışlar ve merhamet eder.
Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved
Rabbin, senin gecenin üçte ikisinden daha azında, yarısında ve üçte birinde kalktığını, seninle beraber bulunanlardan bir topluluğun da böyle yaptığını biliyor. Gece ve gündüzü Allah takdir eder. O, sizin onu sayamayacağınızı bildi de sizi affetti. Bundan böyle Kur'ân'dan size ne kolay gelirse okuyun. Allah, içinizden hastalar, yeryüzünde gezip Allah'ın lütfunu arayan başka kimseler ve Allah yolunda savaşan daha başka insanlar olacağını bilmiştir. Onun için Kur'ân'dan kolayınıza geldiği kadar okuyun, namazı kılın, zekatı verin ve Allah'a güzel bir borç verin (Hayırlı işlere mal sarfedin). Kendiniz için gönderdiğiniz her iyiliği, Allah katında daha hayırlı ve sevapça daha büyük olarak bulacaksınız. Allah'tan bağış dileyin. Kuşkusuz Allah bağışlayandır, merhamet edendir.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
[Prophet], your Lord is well aware that you sometimes spend nearly two-thirds of the night at prayer––sometimes half, sometimes a third––as do some of your followers. God determines the division of night and day. He knows that you will not be able to keep a measure of it and He has relented towards all of you, so recite as much of the Quran as is easy for you. He knows that some of you will be sick, some of you travelling through the land seeking God’s bounty, some of you fighting in God’s way: recite as much as is easy for you, keep up the prayer, pay the prescribed alms, and make God a good loan. Whatever good you store up for yourselves will be improved and increased for you. Ask God for His forgiveness, He is most forgiving, most merciful.
M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved
Şüphesiz ki Rabbin, senin ve beraberinde bulunan bir grubun gecenin üçte ikisinden daha az bir kısmında, yarısında ve üçte birinde kalkmakta olduğunu biliyor. Allah gecenin ve gündüzün ölçüsünü belirler. O, sizin bunu (tamamen) sayamayacağınızı bilmiş ve (bunun için) tevbenizi kabul etmiştir. Kolay olan zamanda Kur’an’dan okuyun!İçinizde ileride hastalar olacağını, (içinizden) bir kısmının Allah’ın lütfundan (rızık) aramak üzere yeryüzünde sefere çıkacağını, diğer bir kısmının da Allah yolunda savaşacağını (Allah) bilmektedir. Kolay olan zamanda ondan (Kur’an’dan) okuyun! Namazı kılın, zekâtı verin ve Allah’a güzel bir borç verin! Kendiniz için (önceden) ne tür bir iyilik sunarsanız, Allah katında onu hem daha hayırlı hem de ödül bakımından daha büyük olarak bulacaksınız. Allah’tan bağışlanma dileyin! Şüphesiz ki Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Lo! thy Lord knoweth how thou keepest vigil sometimes nearly two-thirds of the night, or (sometimes) half or a third thereof, as do a party of those with thee. Allah measureth the night and the day. He knoweth that ye count it not, and turneth unto you in mercy. Recite, then, of the Qur'an that which is easy for you. He knoweth that there are sick folk among you, while others travel in the land in search of Allah's bounty, and others (still) are fighting for the cause of Allah. So recite of it that which is easy (for you), and establish worship and pay the poor-due, and (so) lend unto Allah a goodly loan. Whatsoever good ye send before you for your souls, ye will find it with Allah, better and greater in the recompense. And seek forgiveness of Allah. Lo! Allah is Forgiving, Merciful.
M. Pickthall · EN · public-domain
Indeed, your Lord knows, [O Muḥammad], that you stand [in prayer] almost two thirds of the night or half of it or a third of it, and [so do] a group of those with you. And Allāh determines [the extent of] the night and the day. He has known that you [Muslims] will not be able to do it and has turned to you in forgiveness, so recite what is easy [for you] of the Qur’ān. He has known that there will be among you those who are ill and others traveling throughout the land seeking [something] of the bounty of Allāh and others fighting for the cause of Allāh. So recite what is easy from it and establish prayer and give zakāh and loan Allāh a goodly loan. And whatever good you put forward for yourselves - you will find it with Allāh. It is better and greater in reward. And seek forgiveness of Allāh. Indeed, Allāh is Forgiving and Merciful.
Saheeh International · EN · all-rights-reserved
إن ربك -أيها النبي- يعلم أنك تقوم للتهجد من الليل أقل من ثلثيه حينًا، وتقوم نصفه حينًا، وتقوم ثلثه حينًا آخر، ويقوم معك طائفة من أصحابك. والله وحده هو الذي يقدِّر الليل والنهار، ويعلم مقاديرهما، وما يمضي ويبقى منهما، علم الله أنه لا يمكنكم قيام الليل كله، فخفَّف عليكم، فاقرؤوا في الصلاة بالليل ما تيسر لكم قراءته من القرآن، علم الله أنه سيوجد فيكم مَن يُعجزه المرض عن قيام الليل، ويوجد قوم آخرون يتنقَّلون في الأرض للتجارة والعمل يطلبون من رزق الله الحلال، وقوم آخرون يجاهدون في سبيل الله؛ لإعلاء كلمته ونشر دينه، فاقرؤوا في صلاتكم ما تيسَّر لكم من القرآن، وواظبوا على فرائض الصلاة، وأعطوا الزكاة الواجبة عليكم، وتصدَّقوا في وجوه البر والإحسان مِن أموالكم؛ ابتغاء وجه الله، وما تفعلوا مِن وجوه البر والخير وعمل الطاعات، تلقَوا أجره وثوابه عند الله يوم القيامة خيرًا مما قدَّمتم في الدنيا، وأعظم منه ثوابًا، واطلبوا مغفرة الله في جميع أحوالكم، إن الله غفور لكم رحيم بكم.
Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution
مصدر النص العربي: Quran.com API v4 (public-domain)