← Sure 57

57:27

ثُمَّ قَفَّيْنَا عَلَىٰٓ ءَاثَـٰرِهِم بِرُسُلِنَا وَقَفَّيْنَا بِعِيسَى ٱبْنِ مَرْيَمَ وَءَاتَيْنَـٰهُ ٱلْإِنجِيلَ وَجَعَلْنَا فِى قُلُوبِ ٱلَّذِينَ ٱتَّبَعُوهُ رَأْفَةً وَرَحْمَةً وَرَهْبَانِيَّةً ٱبْتَدَعُوهَا مَا كَتَبْنَـٰهَا عَلَيْهِمْ إِلَّا ٱبْتِغَآءَ رِضْوَٰنِ ٱللَّهِ فَمَا رَعَوْهَا حَقَّ رِعَايَتِهَا ۖ فَـَٔاتَيْنَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مِنْهُمْ أَجْرَهُمْ ۖ وَكَثِيرٌ مِّنْهُمْ فَـٰسِقُونَ

Kelime kelime

ثُمَّ
sonra
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
ثُمَّEdatatıf bağlacı
قَفَّيْنَا
ardarda gönderdik
Fiil
Kök: قفو
Dilbilgisi (i'rab)
قَفَّيْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
عَلَىٰٓ
üzerine
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَىٰٓEdatharf-i cer (edat)
ءَاثَٰرِهِم
bunların izleri
İsim
Kök: أثر
Dilbilgisi (i'rab)
ءَاثَٰرِİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
هِمİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
بِرُسُلِنَا
elçilerimizi
İsim
Kök: رسل
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
رُسُلِİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
وَقَفَّيْنَا
ve onların ardına kattık
Fiil
Kök: قفو
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
قَفَّيْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
بِعِيسَى
Îsa'yı
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
عِيسَىİsimözel isim، mecrûr (genitif)
ٱبْنِ
oğlu
İsim
Kök: بني
Dilbilgisi (i'rab)
ٱبْنِİsimeril، mecrûr (genitif)
مَرْيَمَ
Meryem
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَرْيَمَİsimözel isim، dişil، mansûb (akuzatif)
وَءَاتَيْنَٰهُ
ve ona verdik
Fiil
Kök: أتي
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ءَاتَيْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَٰİsimzamir، son ek، 1. çoğul
هُİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
ٱلْإِنجِيلَ
İncil'i
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
إِنجِيلَİsimözel isim، mansûb (akuzatif)
وَجَعَلْنَا
ve koyduk
Fiil
Kök: جعل
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
جَعَلْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
فِى
içine
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىEdatharf-i cer (edat)
قُلُوبِ
kalbleri
İsim
Kök: قلب
Dilbilgisi (i'rab)
قُلُوبِİsimdişil çoğul، mecrûr (genitif)
ٱلَّذِينَ
ona uyanların
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
ٱتَّبَعُوهُ
ona uyan(lar)
Fiil
Kök: تبع
Dilbilgisi (i'rab)
ٱتَّبَعُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
هُİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
رَأْفَةً
şefkat
İsim
Kök: رأف
Dilbilgisi (i'rab)
رَأْفَةًİsimdişil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
وَرَحْمَةً
ve merhamet
İsim
Kök: رحم
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
رَحْمَةًİsimdişil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
وَرَهْبَانِيَّةً
ve ruhbanlığı
İsim
Kök: رهب
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
رَهْبَانِيَّةًİsimdişil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
ٱبْتَدَعُوهَا
icadettikleri
Fiil
Kök: بدع
Dilbilgisi (i'rab)
ٱبْتَدَعُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
مَا
biz yazmamıştık
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مَاEdatolumsuzluk
كَتَبْنَٰهَا
yazıyorlar
Fiil
Kök: كتب
Dilbilgisi (i'rab)
كَتَبْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَٰİsimzamir، son ek، 1. çoğul
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
عَلَيْهِمْ
onlara
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
إِلَّا
dışında bir şey
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَّاEdathasr (sınırlama)
ٱبْتِغَآءَ
kazanmaları
İsim
Kök: بغي
Dilbilgisi (i'rab)
ٱبْتِغَآءَİsimmasdar (isim-fiil)، eril، mansûb (akuzatif)
رِضْوَٰنِ
rızasını
İsim
Kök: رضو
Dilbilgisi (i'rab)
رِضْوَٰنِİsimeril، mecrûr (genitif)
ٱللَّهِ
Allah'ın
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهِİsimözel isim، mecrûr (genitif)
فَمَا
ama
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
مَاEdatolumsuzluk
رَعَوْهَا
ona uymadılar
Fiil
Kök: رعي
Dilbilgisi (i'rab)
رَعَFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
حَقَّ
hakkıyla
İsim
Kök: حقق
Dilbilgisi (i'rab)
حَقَّİsimeril، mansûb (akuzatif)
رِعَايَتِهَا
riayet ederek
İsim
Kök: رعي
Dilbilgisi (i'rab)
رِعَايَتِİsimmasdar (isim-fiil)، dişil، mecrûr (genitif)
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
فَـَٔاتَيْنَا
biz de verdik
Fiil
Kök: أتي
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
ـَٔاتَيْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
ٱلَّذِينَ
kimselere
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
ءَامَنُوا۟
iman eden(lere)
Fiil
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
ءَامَنُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
مِنْهُمْ
onlardan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنْEdatharf-i cer (edat)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
أَجْرَهُمْ
mükafatlarını
İsim
Kök: أجر
Dilbilgisi (i'rab)
أَجْرَİsimeril، mansûb (akuzatif)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
وَكَثِيرٌ
fakat birçoğu
İsim
Kök: كثر
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
كَثِيرٌİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
مِّنْهُمْ
onlardan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنْEdatharf-i cer (edat)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
فَٰسِقُونَ
yoldan çıkmıştır
İsim
Kök: فسق
Dilbilgisi (i'rab)
فَٰسِقُونَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، merfû (nominatif)

Meal

TR

Onların izleri üzerinden peygamberlerimizi ard arda gönderdik; Meryem oğlu İsa'yı da ardlarından gönderdik ve ona İncil'i verdik; ona uyanların gönüllerine şefkat ve merhamet duyguları koyduk; üzerlerine bizim gerekli kılmadığımız fakat kendilerinin güya Allah'ın rızasını kazanmak için ortaya attıkları ruhbaniyete bile gereği gibi riayet etmediler; içlerinde inanmış olan kimselere ecirlerini verdik; ama çoğu yoldan çıkmışlardır.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Sonra bunların izinden ard arda peygamberlerimizi gönderdik. Meryem oğlu İsa'yı da arkalarından gönderdik, ona İncil'i verdik ve ona uyanların yüreklerine bir şefkat ve merhamet koyduk. Uydurdukları ruhbanlığa gelince onu, biz yazmadık. Fakat kendileri Allah rızasını kazanmak için yaptılar. Ama buna da gereği gibi uymadılar. Biz de onlardan iman edenlere mükafatlarını verdik. İçlerinden çoğu da yoldan çıkmışlardır.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Sonra bunların izinden art arda elçilerimizi göndermiştik. Meryem oğlu İsa’yı da arkalarından göndermiş, ona İncil’i vermiştik. Ona uyanların kalplerine şefkat ve merhamet yerleştirmiştik. Uydurdukları ruhbanlığa gelince, onu onlara biz yazmamıştık. Fakat kendileri, Allah rızasını kazanmak için yapmış, (ancak) buna da gerektiği gibi uymamışlardı. Biz de onlardan iman edenlere ödüllerini vermiştik. İçlerinden çoğu yoldan çıkmıştır.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Then, in their wake, We followed them up with (others of) Our messengers: We sent after them Jesus the son of Mary, and bestowed on him the Gospel; and We ordained in the hearts of those who followed him Compassion and Mercy. But the Monasticism which they invented for themselves, We did not prescribe for them: (We commanded) only the seeking for the Good Pleasure of Allah; but that they did not foster as they should have done. Yet We bestowed, on those among them who believed, their (due) reward, but many of them are rebellious transgressors.

A. Yusuf Alipublic-domain

We sent other messengers to follow in their footsteps. After those We sent Jesus, son of Mary: We gave him the Gospel and put compassion and mercy into the hearts of his followers. But monasticism was something they invented- We did not ordain it for them- only to seek God’s pleasure, and even so, they did not observe it properly. So We gave a reward to those of them who believed, but many of them were lawbreakers.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Then We caused Our messengers to follow in their footsteps; and We caused Jesus, son of Mary, to follow, and gave him the Gospel, and placed compassion and mercy in the hearts of those who followed him. But monasticism they invented - We ordained it not for them - only seeking Allah's pleasure, and they observed it not with right observance. So We give those of them who believe their reward, but many of them are evil-livers.

M. Pickthallpublic-domain

Then We sent following their footsteps [i.e., traditions] Our messengers and followed [them] with Jesus, the son of Mary, and gave him the Gospel. And We placed in the hearts of those who followed him compassion and mercy and monasticism, which they innovated; We did not prescribe it for them except [that they did so] seeking the approval of Allāh. But they did not observe it with due observance. So We gave the ones who believed among them their reward, but many of them are defiantly disobedient.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

ثم أتبعنا على آثار نوح وإبراهيم برسلنا الذين أرسلناهم بالبينات، وقفَّينا بعيسى ابن مريم، وآتيناه الإنجيل، وجعلنا في قلوب الذين اتبعوه على دينه لينًا وشفقة، فكانوا متوادِّين فيما بينهم، وابتدعوا رهبانية بالغلوِّ في العبادة ما فرضناها عليهم، بل هم الذين التزموا بها من تلقاء أنفسهم، قَصْدُهم بذلك رضا الله، فما قاموا بها حق القيام، فآتينا الذين آمنوا منهم بالله ورسله أجرهم حسب إيمانهم، وكثير منهم خارجون عن طاعة الله مكذبون بنيه محمد صلى الله عليه وسلم.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

İlgili ayetler

Bu ayet nerede geçiyor?