← Sure 73

73:20

۞ إِنَّ رَبَّكَ يَعْلَمُ أَنَّكَ تَقُومُ أَدْنَىٰ مِن ثُلُثَىِ ٱلَّيْلِ وَنِصْفَهُۥ وَثُلُثَهُۥ وَطَآئِفَةٌ مِّنَ ٱلَّذِينَ مَعَكَ ۚ وَٱللَّهُ يُقَدِّرُ ٱلَّيْلَ وَٱلنَّهَارَ ۚ عَلِمَ أَن لَّن تُحْصُوهُ فَتَابَ عَلَيْكُمْ ۖ فَٱقْرَءُوا۟ مَا تَيَسَّرَ مِنَ ٱلْقُرْءَانِ ۚ عَلِمَ أَن سَيَكُونُ مِنكُم مَّرْضَىٰ ۙ وَءَاخَرُونَ يَضْرِبُونَ فِى ٱلْأَرْضِ يَبْتَغُونَ مِن فَضْلِ ٱللَّهِ ۙ وَءَاخَرُونَ يُقَـٰتِلُونَ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ ۖ فَٱقْرَءُوا۟ مَا تَيَسَّرَ مِنْهُ ۚ وَأَقِيمُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتُوا۟ ٱلزَّكَوٰةَ وَأَقْرِضُوا۟ ٱللَّهَ قَرْضًا حَسَنًا ۚ وَمَا تُقَدِّمُوا۟ لِأَنفُسِكُم مِّنْ خَيْرٍ تَجِدُوهُ عِندَ ٱللَّهِ هُوَ خَيْرًا وَأَعْظَمَ أَجْرًا ۚ وَٱسْتَغْفِرُوا۟ ٱللَّهَ ۖ إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌۢ

Kelime kelime

إِنَّ
şüphesiz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
رَبَّكَ
Rabbin
İsim
Kök: ربب
Dilbilgisi (i'rab)
رَبَّİsimeril، mansûb (akuzatif)
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
يَعْلَمُ
biliyor
Fiil
Kök: علم
Dilbilgisi (i'rab)
يَعْلَمُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
أَنَّكَ
senin
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنَّEdatmansûb (akuzatif)
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
تَقُومُ
kalktığını
Fiil
Kök: قوم
Dilbilgisi (i'rab)
تَقُومُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. tekil eril
أَدْنَىٰ
daha azında
İsim
Kök: دنو
Dilbilgisi (i'rab)
أَدْنَىٰİsimzaman zarfı، eril tekil، mansûb (akuzatif)
مِن
üçte ikisinden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنEdatharf-i cer (edat)
ثُلُثَىِ
üçte ikisi
İsim
Kök: ثلث
Dilbilgisi (i'rab)
ثُلُثَىِİsimeril ikil، mecrûr (genitif)
ٱلَّيْلِ
gecenin
İsim
Kök: ليل
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّEdatmarife (belirli)، ön ek
يْلِİsimeril، mecrûr (genitif)
وَنِصْفَهُۥ
ve yarısında
İsim
Kök: نصف
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
نِصْفَİsimzaman zarfı، eril، mansûb (akuzatif)
هُۥİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
وَثُلُثَهُۥ
ve onun üçte birinde
İsim
Kök: ثلث
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ثُلُثَİsimzaman zarfı، eril، mansûb (akuzatif)
هُۥİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
وَطَآئِفَةٌ
bir topluluğun da
İsim
Kök: طوف
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
طَآئِفَةٌİsimdişil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
مِّنَ
bulunanlardan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنَEdatharf-i cer (edat)
ٱلَّذِينَ
kimseler
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
مَعَكَ
seninle beraber
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَعَİsimmekân zarfı، mansûb (akuzatif)
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
وَٱللَّهُ
ve Allah
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱللَّهُİsimözel isim، merfû (nominatif)
يُقَدِّرُ
takdir eder
Fiil
Kök: قدر
Dilbilgisi (i'rab)
يُقَدِّرُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
ٱلَّيْلَ
geceyi
İsim
Kök: ليل
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّEdatmarife (belirli)، ön ek
يْلَİsimeril، mansûb (akuzatif)
وَٱلنَّهَارَ
ve gündüzü
İsim
Kök: نهر
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
نَّهَارَİsimeril، mansûb (akuzatif)
عَلِمَ
bildi
Fiil
Kök: علم
Dilbilgisi (i'rab)
عَلِمَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
أَن
asla
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنEdatmasdar bağlacı
لَّن
asla
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَّنEdatolumsuzluk
تُحْصُوهُ
sizin onu sayamayacağınızı
Fiil
Kök: حصي
Dilbilgisi (i'rab)
تُحْصُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
وİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
هُİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
فَتَابَ
bu yüzden affetti
Fiil
Kök: توب
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatsebebiyet، ön ek
تَابَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
عَلَيْكُمْ
sizi
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
فَٱقْرَءُوا۟
artık okuyun
Fiil
Kök: قرأ
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
ٱقْرَءُFiilemir، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
مَا
şeyi
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَاİsimism-i mevsûl
تَيَسَّرَ
kolayınıza gelen
Fiil
Kök: يسر
Dilbilgisi (i'rab)
تَيَسَّرَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
مِنَ
Kur'andan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنَEdatharf-i cer (edat)
ٱلْقُرْءَانِ
Kur'an'da
İsim
Kök: قرأ
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
قُرْءَانِİsimözel isim، eril، mecrûr (genitif)
عَلِمَ
bilmiştir
Fiil
Kök: علم
Dilbilgisi (i'rab)
عَلِمَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
أَن
bulunacağını
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنEdatmasdar bağlacı
سَيَكُونُ
oldukları
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
سَEdatgelecek (se/sevfe)، ön ek
يَكُونُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
مِنكُم
içinizden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنEdatharf-i cer (edat)
كُمİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
مَّرْضَىٰ
hastalar
İsim
Kök: مرض
Dilbilgisi (i'rab)
مَّرْضَىٰİsimharf-i cer (edat)، merfû (nominatif)
وَءَاخَرُونَ
ve başka kimseler
İsim
Kök: أخر
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ءَاخَرُونَİsimeril çoğul، merfû (nominatif)
يَضْرِبُونَ
gezip
Fiil
Kök: ضرب
Dilbilgisi (i'rab)
يَضْرِبُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
فِى
yeryüzünde
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىEdatharf-i cer (edat)
ٱلْأَرْضِ
yerin
İsim
Kök: أرض
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
أَرْضِİsimdişil، mecrûr (genitif)
يَبْتَغُونَ
arayan
Fiil
Kök: بغي
Dilbilgisi (i'rab)
يَبْتَغُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
مِن
lutfundan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنEdatharf-i cer (edat)
فَضْلِ
lutuf
İsim
Kök: فضل
Dilbilgisi (i'rab)
فَضْلِİsimeril، mecrûr (genitif)
ٱللَّهِ
Allah'ın
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهِİsimözel isim، mecrûr (genitif)
وَءَاخَرُونَ
ve başka insanlar
İsim
Kök: أخر
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ءَاخَرُونَİsimeril çoğul، merfû (nominatif)
يُقَٰتِلُونَ
savaşan
Fiil
Kök: قتل
Dilbilgisi (i'rab)
يُقَٰتِلُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
فِى
yolunda
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىEdatharf-i cer (edat)
سَبِيلِ
Allah
İsim
Kök: سبل
Dilbilgisi (i'rab)
سَبِيلِİsimeril، mecrûr (genitif)
ٱللَّهِ
Allah
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهِİsimözel isim، mecrûr (genitif)
فَٱقْرَءُوا۟
onun için okuyun
Fiil
Kök: قرأ
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
ٱقْرَءُFiilemir، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
مَا
şeyi
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَاİsimism-i mevsûl
تَيَسَّرَ
kolayınıza gelen
Fiil
Kök: يسر
Dilbilgisi (i'rab)
تَيَسَّرَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
مِنْهُ
O'ndan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنْEdatharf-i cer (edat)
هُİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
وَأَقِيمُوا۟
ve kılın
Fiil
Kök: قوم
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
أَقِيمُFiilemir، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
ٱلصَّلَوٰةَ
namazı
İsim
Kök: صلو
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
صَّلَوٰةَİsimdişil، mansûb (akuzatif)
وَءَاتُوا۟
ve verin
Fiil
Kök: أتي
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ءَاتُFiilemir، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
ٱلزَّكَوٰةَ
zekatı
İsim
Kök: زكو
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
زَّكَوٰةَİsimdişil، mansûb (akuzatif)
وَأَقْرِضُوا۟
ve borç verin
Fiil
Kök: قرض
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
أَقْرِضُFiilemir، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
ٱللَّهَ
Allah'a
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهَİsimözel isim، mansûb (akuzatif)
قَرْضًا
bir borçla
İsim
Kök: قرض
Dilbilgisi (i'rab)
قَرْضًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
حَسَنًا
güzel
İsim
Kök: حسن
Dilbilgisi (i'rab)
حَسَنًاİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)، sıfat
وَمَا
ve
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
مَاİsimşart
تُقَدِّمُوا۟
verdiklerinizi
Fiil
Kök: قدم
Dilbilgisi (i'rab)
تُقَدِّمُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
لِأَنفُسِكُم
kendiniz için
İsim
Kök: نفس
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
أَنفُسِİsimdişil çoğul، mecrûr (genitif)
كُمİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
مِّنْ
hayırdan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنْEdatharf-i cer (edat)
خَيْرٍ
hayır
İsim
Kök: خير
Dilbilgisi (i'rab)
خَيْرٍİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
تَجِدُوهُ
bulacaksınız
Fiil
Kök: وجد
Dilbilgisi (i'rab)
تَجِدُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
وİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
هُİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
عِندَ
katında
İsim
Kök: عند
Dilbilgisi (i'rab)
عِندَİsimmekân zarfı، mansûb (akuzatif)
ٱللَّهِ
Allah'ın
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهِİsimözel isim، mecrûr (genitif)
هُوَ
o
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
هُوَİsimzamir، 3. tekil eril
خَيْرًا
daha hayırlıdır
İsim
Kök: خير
Dilbilgisi (i'rab)
خَيْرًاİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
وَأَعْظَمَ
ve daha büyüktür
İsim
Kök: عظم
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
أَعْظَمَİsimeril tekil، mansûb (akuzatif)
أَجْرًا
mükafatça
İsim
Kök: أجر
Dilbilgisi (i'rab)
أَجْرًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
وَٱسْتَغْفِرُوا۟
ve mağfiret dileyin
Fiil
Kök: غفر
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱسْتَغْفِرُFiilemir، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
ٱللَّهَ
Allah'tan
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهَİsimözel isim، mansûb (akuzatif)
إِنَّ
şüphesiz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
ٱللَّهَ
Allah'a
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهَİsimözel isim، mansûb (akuzatif)
غَفُورٌ
çok bağışlayandır
İsim
Kök: غفر
Dilbilgisi (i'rab)
غَفُورٌİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
رَّحِيمٌۢ
çok esirgeyendir
İsim
Kök: رحم
Dilbilgisi (i'rab)
رَّحِيمٌۢİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)

Meal

TR

Şüphesiz Rabbin, senin ve beraberinde bulunanlardan bir topluluğun gecenin üçte ikisinden biraz az, yarısı ve üçte biri kadar vakit içinde kalktığını bilir. Gece ve gündüzü Allah ölçer; sizin bu vakitleri takdir edemeyeceğinizi bildiğinden tevbenizi kabul etmiştir. Artık, Kuran'dan kolayınıza geleni okuyun; Allah, içinizden, hasta olanları, Allah'ın lütfundan rızık aramak üzere yeryüzünde dolaşacak olan kimseleri ve Allah yolunda savaşacak olanları şüphesiz bilir. Kuran'dan kolayınıza geleni okuyun; namazı kılın; zekatı verin; Allah'a güzel ödünç takdiminde bulunun; kendiniz için yaptığınız iyiliği daha iyi ve daha büyük ecir olarak Allah katında bulursunuz. Allah'tan bağışlanma dileyin; Allah elbette bağışlar ve merhamet eder.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Rabbin, senin gecenin üçte ikisinden daha azında, yarısında ve üçte birinde kalktığını, seninle beraber bulunanlardan bir topluluğun da böyle yaptığını biliyor. Gece ve gündüzü Allah takdir eder. O, sizin onu sayamayacağınızı bildi de sizi affetti. Bundan böyle Kur'ân'dan size ne kolay gelirse okuyun. Allah, içinizden hastalar, yeryüzünde gezip Allah'ın lütfunu arayan başka kimseler ve Allah yolunda savaşan daha başka insanlar olacağını bilmiştir. Onun için Kur'ân'dan kolayınıza geldiği kadar okuyun, namazı kılın, zekatı verin ve Allah'a güzel bir borç verin (Hayırlı işlere mal sarfedin). Kendiniz için gönderdiğiniz her iyiliği, Allah katında daha hayırlı ve sevapça daha büyük olarak bulacaksınız. Allah'tan bağış dileyin. Kuşkusuz Allah bağışlayandır, merhamet edendir.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Şüphesiz ki Rabbin, senin ve beraberinde bulunan bir grubun gecenin üçte ikisinden daha az bir kısmında, yarısında ve üçte birinde kalkmakta olduğunu biliyor. Allah gecenin ve gündüzün ölçüsünü belirler. O, sizin bunu (tamamen) sayamayacağınızı bilmiş ve (bunun için) tevbenizi kabul etmiştir. Kolay olan zamanda Kur’an’dan okuyun!İçinizde ileride hastalar olacağını, (içinizden) bir kısmının Allah’ın lütfundan (rızık) aramak üzere yeryüzünde sefere çıkacağını, diğer bir kısmının da Allah yolunda savaşacağını (Allah) bilmektedir. Kolay olan zamanda ondan (Kur’an’dan) okuyun! Namazı kılın, zekâtı verin ve Allah’a güzel bir borç verin! Kendiniz için (önceden) ne tür bir iyilik sunarsanız, Allah katında onu hem daha hayırlı hem de ödül bakımından daha büyük olarak bulacaksınız. Allah’tan bağışlanma dileyin! Şüphesiz ki Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Thy Lord doth know that thou standest forth (to prayer) nigh two-thirds of the night, or half the night, or a third of the night, and so doth a party of those with thee. But Allah doth appoint night and day in due measure He knoweth that ye are unable to keep count thereof. So He hath turned to you (in mercy): read ye, therefore, of the Qur'an as much as may be easy for you. He knoweth that there may be (some) among you in ill-health; others travelling through the land, seeking of Allah's bounty; yet others fighting in Allah's Cause, read ye, therefore, as much of the Qur'an as may be easy (for you); and establish regular Prayer and give regular Charity; and loan to Allah a Beautiful Loan. And whatever good ye send forth for your souls ye shall find it in Allah's Presence,- yea, better and greater, in Reward and seek ye the Grace of Allah: for Allah is Oft-Forgiving, Most Merciful.

A. Yusuf Alipublic-domain

[Prophet], your Lord is well aware that you sometimes spend nearly two-thirds of the night at prayer––sometimes half, sometimes a third––as do some of your followers. God determines the division of night and day. He knows that you will not be able to keep a measure of it and He has relented towards all of you, so recite as much of the Quran as is easy for you. He knows that some of you will be sick, some of you travelling through the land seeking God’s bounty, some of you fighting in God’s way: recite as much as is easy for you, keep up the prayer, pay the prescribed alms, and make God a good loan. Whatever good you store up for yourselves will be improved and increased for you. Ask God for His forgiveness, He is most forgiving, most merciful.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Lo! thy Lord knoweth how thou keepest vigil sometimes nearly two-thirds of the night, or (sometimes) half or a third thereof, as do a party of those with thee. Allah measureth the night and the day. He knoweth that ye count it not, and turneth unto you in mercy. Recite, then, of the Qur'an that which is easy for you. He knoweth that there are sick folk among you, while others travel in the land in search of Allah's bounty, and others (still) are fighting for the cause of Allah. So recite of it that which is easy (for you), and establish worship and pay the poor-due, and (so) lend unto Allah a goodly loan. Whatsoever good ye send before you for your souls, ye will find it with Allah, better and greater in the recompense. And seek forgiveness of Allah. Lo! Allah is Forgiving, Merciful.

M. Pickthallpublic-domain

Indeed, your Lord knows, [O Muḥammad], that you stand [in prayer] almost two thirds of the night or half of it or a third of it, and [so do] a group of those with you. And Allāh determines [the extent of] the night and the day. He has known that you [Muslims] will not be able to do it and has turned to you in forgiveness, so recite what is easy [for you] of the Qur’ān. He has known that there will be among you those who are ill and others traveling throughout the land seeking [something] of the bounty of Allāh and others fighting for the cause of Allāh. So recite what is easy from it and establish prayer and give zakāh and loan Allāh a goodly loan. And whatever good you put forward for yourselves - you will find it with Allāh. It is better and greater in reward. And seek forgiveness of Allāh. Indeed, Allāh is Forgiving and Merciful.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

إن ربك -أيها النبي- يعلم أنك تقوم للتهجد من الليل أقل من ثلثيه حينًا، وتقوم نصفه حينًا، وتقوم ثلثه حينًا آخر، ويقوم معك طائفة من أصحابك. والله وحده هو الذي يقدِّر الليل والنهار، ويعلم مقاديرهما، وما يمضي ويبقى منهما، علم الله أنه لا يمكنكم قيام الليل كله، فخفَّف عليكم، فاقرؤوا في الصلاة بالليل ما تيسر لكم قراءته من القرآن، علم الله أنه سيوجد فيكم مَن يُعجزه المرض عن قيام الليل، ويوجد قوم آخرون يتنقَّلون في الأرض للتجارة والعمل يطلبون من رزق الله الحلال، وقوم آخرون يجاهدون في سبيل الله؛ لإعلاء كلمته ونشر دينه، فاقرؤوا في صلاتكم ما تيسَّر لكم من القرآن، وواظبوا على فرائض الصلاة، وأعطوا الزكاة الواجبة عليكم، وتصدَّقوا في وجوه البر والإحسان مِن أموالكم؛ ابتغاء وجه الله، وما تفعلوا مِن وجوه البر والخير وعمل الطاعات، تلقَوا أجره وثوابه عند الله يوم القيامة خيرًا مما قدَّمتم في الدنيا، وأعظم منه ثوابًا، واطلبوا مغفرة الله في جميع أحوالكم، إن الله غفور لكم رحيم بكم.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

İlgili ayetler

Bu ayet nerede geçiyor?