الغفلة: سهو يعتري الإنسان من قلة التحفظ والتيقظ، يقال: غفل فهو غافل . قال تعالى: لقد كنت في غفلة من هذا [ق/ 22]، وهم في غفلة معرضون [الأنبياء/ 1]، ودخل المدينة على حين غفلة من أهلها [القصص/ 15]، وهم عن دعائهم غافلون [الأحقاف/ 5]، لمن الغافلين [يوسف/ 3]، هم غافلون [الروم/ 7]، بغافل عما يعملون [البقرة/ 144]، لو تغفلون عن أسلحتكم [النساء/ 102]، فهم غافلون [يس/ 6]، عنها غافلين [الأعراف/ 146]. وأرض غفل: لا منار بها، ورجل غفل: لم تسمه التجارب، وإغفال الكتاب: تركه غير معجم، وقوله: من أغفلنا قلبه عن ذكرنا [الكهف/ 28]، أي: تركناه غير مكتوب فيه الإيمان، كما قال: أولئك كتب في قلوبهم الإيمان [المجادلة/ 22]، وقيل: معناه من جعلناه غافلا عن الحقائق.
Exdore translation — not part of the source
el-Gaflet (غفلة): İnsana, korunma ve uyanıklığın azlığından dolayı gelen dalgınlıktır. "Gafele fe-huve gâfilun" (gaflete düştü, o gafildir) denir. Yüce Allah şöyle buyurmuştur: "Andolsun sen bundan gaflet içindeydin" [50:22]; "Onlar gaflet içinde yüz çevirmektedirler" [21:1]; "Halkının habersiz olduğu bir sırada şehre girdi" [28:15]; "Onlar, bunların dualarından habersizdirler" [46:5]; "Gafillerden" [12:3]; "Onlar gafildirler" [30:7]; "Onların yaptıklarından gafil değildir" [2:144]; "Silahlarınızdan gaflet etseniz" [4:102]; "Onlar gafildirler" [36:6]; "Ondan gafil kimseler olarak" [7:146]. "Ardun gaflun": İşareti/nişanı bulunmayan arazi. "Raculun gaflun": Tecrübelerin kendisine iz bırakmadığı (damgasını vurmadığı) adam. "İğfâlü'l-kitâb": Kitabı noktasız (gayr-i mu'cem) bırakmaktır. Yüce Allah'ın "Kalbini bizi anmaktan gafil kıldığımız kimse" [18:28] sözüne gelince, yani: Kalbini, içine iman yazılmamış olarak bıraktığımız kimse demektir. Nitekim şöyle buyurmuştur: "İşte onların kalplerine (Allah) imanı yazmıştır" [58:22]. Anlamının, "hakikatlerden gafil kıldığımız kimse" olduğu da söylenmiştir.
Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân · OpenITI (CC BY-NC-SA 4.0)